Türkiye Cumhuriyeti 95 yıllık ömrü boyunca bir devlet olmaktan çok uluslararası şirketlerin mücadele sahnesi olarak yaşayageldi. Eğer elinizde hakketmediğinin olağanüstü bir gücü bulunduruyorsanız, dünyanın herhangi bir ülkesinde milyonlarca insan üzerinden istediğiniz tiyatroyu oynama, oynatma şansınada sahipsiniz demektir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurulması ve hayatını sürdürmesi uluslararası Gladyo'nun malı olmayı kabul edenlerin bu kabullenmesi karşılığı bahşedildi. Kabul edilişin karşılığında sunulanlar, kabul edenler için çok önemli kazanımlar olsada, halk, yada bu topraklarda birlikte yaşamaya karar vermiş halklar çok şeylerini kaybetti. Herşeyden önce dillerini kaybettiler. Tarihlerini kaybettiler. 1500 yılık tarihi 15 yıla düşürülen bir toplumun sağlıklı bir büyüme göstermesi mümkün değildi, nitekim bir üçüncü dünya ülkesi olarak varlığını sürdüren, her gayretinde Gladyo'nun ileri karakol komutanı durumundaki generallerin darbesiyle tekrar yüzüstü çöken bir ülke olarak tarih sahnesinden silinmesinin çokta imkansız olmadığı hale geldi.
Uluslararası Gladyo'nun Türkiye ve Kürdistan için çizdiği senaryo bu. İşte bu yüzden Avrupa ve ABD standarlarına göre çok sade kalan yeni cumhurbaşkanlığı binası (siz saray deyince bina olmaktan çıkmıyor) bile Gladyo'nun canını sıkmaya yetiyor. Gladyo'nun"Bir eyaletimiz olan Türkiye'nin yeni cumhurbaşkanı bizden habersiz hareket ediyor ve kendisine bizimle eşit olan statüler hazırlıyor" dediğini işitmeyenler olabilir. İşitmeyenler olduğu için bu sözlerin söylenmediğini sanıyorsanız sadece sağır değil ahmak da olabilirsiniz. Öyle ya "The Economist" dergisinin Türkiye'nin yeni cumhurbaşkanlığı binası ile ne işi olabilirki? BBC neden gezi olaylarında Taksim'de karargah kurup, faşistlerin, seçilmiş hükümeti devirme çabalarını destekleyici ve kışkırtıcı yayın yaparki? (Gezi faşist saldırıları sırasında twitter'den yazdığım şey aynen şuydu; "fa...king BBC wants military coup in Turkey. Maybe we also want military coup in England" )
Tayyip Erdoğan; haddini aşan adam
Erdoğan çok az kişiye nasib olacak bir halk desteğine sahip. Üstelik bu destek beklenenin aksine azalmıyor artıyor. Basına baskı var yaygarası basının yüzde ellisinin Ergenekon ve paralel yapının elinde olduğu gerçeğini örtmüyor. Bu basının akıl almaz Erdoğan düşmanlığına rağmen destek azalmıyor. Üstelik bu destek sadece İslamcılarla sınırlı değil. Türk'ler, Kürt'ler, Alevi'ler, azınlıklar, sosyalist'ler, ateistler, liberal'ler Erdoğan'a sempati duyuyor. Halkın bu teveccühü Gladyo'nun çatışma bölgesi olmaktan öteye geçemeyen Türkiye'nin önemli bir güç olarak bende varım demesine olanak sağlıyor ve Erdoğan'da bunun farkında. Başkanlık için bastırmasıda bu yüzden. Fakat Gladyo açısından bunun affedilemeyecek bir suç olduğunu da bilmiyor değiliz. Kendini Türkiye'nin ve Kürdistan'ın sahibi kabul eden Gladyo bunun bedelini ödetmek için elinden geleni ardına koymayacaktır. Gezi olaylarıyla yapmak istedikleri, Mısır'da Mursi'ye yaptıkları gibi Erdoğan'ı sanık sandelyesine oturtmaktı. Bu deneme başarısızlığa uğrayınca paralel yapı üzerinden yolsuzluk kartı denendi.
Aslında bu girişim, Gladyo'nun Erdoğan karşısında ne kadar aciz kaldığınında bir belirtisiydi. 13 senelik hükümetlikleri boyunca (hala iktidar olamadılar) 20 bin km bölünmüş yol, yoksullara ve orta sınıfa yönelik 500 bin konut, nerdeyse her şehre havaalanı, 18 tane kente stadyum yapan, ülkeyi ilk defa hızlı trenle tanıştıran, 100 tane yeni üniversite açan, hastane ve okul yapımında rekor kıran bir hükümeti yolsuzluklar üzerinden vurmaya çalışmak Gladyo açısından dibe vurmanın ifadesi. Yıllarca iki general, üç albayla işi bitirmeye alışan elbette yaratıcı olmakta zorlanacaktır....
Think Thank kuruluşları o kadar çuvalladılar ki, seçmenin "madem bukadar yolsuzluk yapılıyor, koskoca ülke şantiyeye dönmüş, bu icraatlar nasıl yapılıyor?" sorusunu sorabileceklerini hesap bile edemiyorlar.
Kimse şunu unutmasın, düşünce dünyanızda lafla yurüttüğünüz gemi filonuz olabilir. Fakat bir ülkenin ekonomik gelişimi sadece politik stability ile mümkün. Sabah erken kalkan siyasetçinin kendini lider sandığı, sabah erken kalkan generalin darbe hayali kurduğu, sabah erken kalkan hocaefendinin kendini mehdi zannettiği bir ülkede nasıl bir ideolojiye sahip olursanız olun gelişim mümkün değildir. Türkiye ve Kürdistan nihayet etrafında toplanabileceği bir lider buldu. Son 9 seçimdir bunu aleme ilan da etti.....
Ey Gladyo sen nelere kadirsin!
Ermeni'leri katledersin, "sizi Türk'ler ve Kürt'ler öldürdü" diye inandırırsın.. Geride kalan çocuklarını toplar yetiştirir, pilot yapar Dersim'de Alevi'leri bombalatır, mağarada çoluk çocuk demeden fare zehiriyle öldürürsün geride kalanları "sizi Sünni'ler öldürdü" diye inandırırsın. Alevi çocukları toplar subaylara evlatlık verir, yetiştirirsin rejime sadık bekçiler yaparsın. İŞİD denen bir manyaklar ordusu yaratırsın, Ezidi'leri katlettirirsin geride kalanlara "sizi Müslümanlar katletti" diye inandırırsın. Ey Gladyo sen ki nelere kadirsin!...
Söylenmese eksik kalırdı
"A rast ne ku mirovan miradê te di ber te dihêlin. Tu bi tundî li ser merivên şaş xeyalan çêdikî."
"Aslında insanlar seni hayal kırıklığına uğratmıyor! Sadece sen yanlış insanlar üzerinde hayal kuruyorsun!"-Dostoyevski-