Enflasyon verileri üzerine...

Türkiye İstatistik Kurumu Haziran ayı enflasyon oranlarını geçtiğimiz hafta açıkladı.

Açıklanan verilere göre fiyatlar genel düzeyinde haziran ayında bir önceki aya göre %1,13, bir önceki yılın aynı ayına göre de %12,62 artış gerçekleşti.

Burada dikkat edilmesi gereken bir husus enflasyonun fiyatlar genel düzeyini ifade etmesidir. Ancak gıda, giyim gibi sık tüketilen ürünlerin enflasyonu detaylarda açıklanmaktadır. Ancak bir çok kişi maalesef bu detayları inceleme zahmetinde bulunmuyor. Buna bağlı olarak da enflasyon verileri üzerine bilimsel olmayan ve gerçeği yansıtmayan yorumlarda bulunuyor.

Diğer bir husus fiyatlar genel düzeyinin kıyaslandığı zamanlardır. Bir çok kişinin zihninde aldığı ürünlerin daha eski tarihli fiyatları bulunduğu için enflasyon verilerine karşı önyargılı yaklaşmasına neden oluyor. Örneğin; x ürününün 2019 Ocak ayındaki fiyatı 10 tl olsun. 2019 Haziran ayı fiyatı 15 tl olsun. 2020 yılı Haziran ayında da 16 tl olsun. Enflasyon verisi bir önceki aynı ayına göre açıklandığı için 15 tl ve 16 tl arasında kıyas yapar. Ancak bir çok kişi 2020 Haziran ile 2019 Ocak fiyatlarını kıyaslar. Halbuki önceki fiyat artışı diğer aylarda zaten hesaplanmış ve açıklanmıştır. Bu nedenle de enflasyon verilerine karşı bir tepki oluşuyor.

Yapılan hatalardan biri de bir çok kişi bir veya bir kaç ürün ve/veya hizmeti örnek göstererek hesap yapmasıdır. Ancak enflasyon sepeti çok daha fazla ürünü kapsamaktadır.

Yapılan hataların bir diğeri de ürünlerin ağırlıklarının hesaplamaya dahil edilmemesidir. Bir veya bir kaç ürün üzerinden hesap yapanlar gelirinin tamamını bu ürünlere harcıyormuş gibi hesap yapmaktadır.

Bu şekilde düşünenler mümkünse her ay yaptıkları alışverişleri tek tek yazarak o ürünlerin o ayki harcamaları içinde ne kadar yer aldığını ve bir sonraki aydaki fiyatlarını incelesin. böylece kendi enflasyonunu hesaplayarak daha mantıklı yorumlar yapmalarına vesile olacaktır.

Bir diğer husus ise fiyatların sadece arttığı yönünde oluşan düşüncedir. TÜİK haber bülteninde ilgili ayda fiyatı en çok artan ve fiyatı en çok azalan ürünleri açıklıyor. Hatta sepetteki kaç üründe fiyat artışı olduğunu, kaç üründe fiyatların azaldığına yer veriyor. Bu da demek oluyor ki fiyatlar sadece artmıyor. İndirim, talep azlığı veya arz artışı sebebiyle fiyat düşürme gibi etkenler de var.

***

Pandemi sebebiyle aon aylarda fiyatların biraz dengesiz olduğu söylenebilir. Döviz kurunda yaşanan kısa zamanlı sert yükselişleri bahane edip fiyat yükseltenler olduğu gibi aşırı talep patlaması olduğu dönemlerde fırsatçılık yapıp fiyat artıranlar da oldu. Talep olmadığı için fiyat artıramayan bir kesim olduğu gibi fiyat düşürenler de oldu.

Küresel toplam talebin ve uluslararası ticaretin azaldığı pandemi döneminde bir çok ülke gibi Türkiye de iç talebi artırmanın yollarını aradı ve bu yönde politika izledi. Bu durumda fiyatların dengesiz bir seyir izlemesine neden oldu. Aksi takdirde talep olmadığı için çok daha fazla sayıda işletme kapanmak zorunda kalacak ve işsizlik patlamasıyla karşı karşıya kalınacaktı.

Enflasyon ile ilgili bir diğer husus da uluslararası ticaretin zayıfladığı bu dönemde Çin gibi ucuz üretimin merkezi olan bir ülkeden yapılan ithalatın azalması ile fiyatlarda oluşan kararsızlık. Bazı işletmeler stoklarının sonuna kadar zam yapmamaya devam ederken bazıları ise fırsatçılık yapıp zamlı almış gibi fiyatlara yansıttı. Bu da işin ahlaki boyutu elbette...

Pandemi sürecinin etkileri azaldıkça fiyatlar da dengeye gelecektir. Ancak bunun kısa zamanda olmayacağını da söylemek mümkündür. Üretimlerin azalmaması, ihtiyaçların karşılanabilmesi için bir çok tedbir alınsa da dünya tarihinde böylesi bir ekonomik çalkantının olduğu nadir olaylar olmuştur. Bunun da olumsuz etkileri elbette olacaktır. Nitekim salgın süreci henüz bitmiş değil. İlacın ve aşının bulunması ve yaygınlaşması zaman alacaktır. Bunun da ekonomik yansımaları devam edecektir.