Epstein elit barbarlığına karşı entelektüel bir manifesto

Bu manifesto, Jeffrey Epstein skandalını, küresel elit barbarlığının, çocuğu ve kadını kullanma kötülüğünün göstergesi olan bir çılgınlık ve vahşilik olarak değerlendirmektedir. Temel tez şudur: Aile, hukuk, istihbarat, din, zenginlik, statü, medya, kilise, üniversite, bürokrasi tek başına çocukları korumaya yetmemektedir. Epstein faciasını var eden şeyler, dokunulmaz güç, elitizm ve kurumsal sessizliktir

Çocuk istismarı tartışmalarında hâkim soru şudur: “Din mi sorun, gelenek mi sorun, aile mi sorun, kültür mü sorun?” Epstein vakasından sonra çocuk istismarı tartışmalarında bu sorunun yetersizliği ortaya çıkmıştır. Epstein, dini bir yapı veya geleneksel bir cemaat bağlamında yaşamamıştır. Epstein, refah seviyesi yüksek ve eğitim açısından ileri bir toplumda faaliyet göstermiştir. Günün sorusu şudur: İleri, zengin ve eğitimli toplumlar, çocukları gerçekten koruyor mu? Bu maneifesto, bu soruya hayır cevabını vermektedir. Amerika toplumu örneğinde olduğu gibi eğitimli, zengin ve gelişmiş bir toplumun sosyal, siyasal ve hukuksal sistemi, çocukları korumakta aciz kalmıştır. Suudi Arabistan’ın geleneksel, kapalı, ve doğmatik sistemi de çocukları korumamaktadır. Suudi ve Amerika elitlerinin, Epstein faciasında buluşmaları tesadüf değildir.

Rıza, bilişsel olgunluğu, özgür iradeyi ve güç eşitliğini gerektirmektedir. Çocuk, bilişsel olgunluğa, özgür iradeye ve güç eşitliğine sahip olmayan bireydir. Felsefi ve kavramsal açıdan çocuğa karşı istismar ve suç olgularında rıza kavramı, geçersizdir ve meşru değildir. Çocuğa yönelik cinsel, duygusal, tıbbi nitelikteki istismarlarda çocuğun rızası söylemi hiçbir şekilde kullanılamaz.

İnsan, amaçtır, araç olamaz. İnsan olarak çocuk, amaçtır, araç olamaz. Çocuk, insan onuruna ve haklarına sahip bireydir. Çocuğun cinsel istismarı, çocuğu doğrudan haz ve eğlence aracına indirgeyen mutlak ahlaki bir suçtur. Epstein faciası, insanlığa karşı işlenmiş mutlak ahlaki ve insani bir suç olarak yargılanmalıdır.

Epstein faciasında ortaya çıktığı üzere dünyanın güçlüleri, dünyanın her tarafından getirdikleri çocukların varolma ve gelişme kapasitesini ve yeteneğini kendi hazları uğruna bastırmışlardır. Epstein adasına gidenler, sadece bireysel sapmaları olan kişiler olarak değerlendirilemezler. Epstein adasına gidenler, buraya kendi küresel hakimiyetlerini ortaya koymak için gitmişlerdir. Çocuk ve cinsellik üzerinden Epstein adasında kendilerini tatmin edenler, çocuk üzerinden dünyayla, doğayla ve insanlıkla kurdukları tahakküm ilişkisini sergilemişlerdir.

Epstein vahşeti, paranın, itibarın ve elit ağlarının tartışılmaz, dokunulmaz ve ulaşılmaz olduğunu göstermektedir. Amerika gibi bir toplumda hukukun, toplumun ve yönetimin, parayı, itibarı ve elit ağlarını elinde tutanları sınırlamadığını ve onlara dokunamadığını ortaya koymaktadır. Paraya, statüye ve siyasete hükmetttikleri için kendilerini kutsallaştıran iktidar sahipleri, kendilerini tanrısallaştırmakta, dokunulmaz ve ulaşılmaz kılmaktadırlar. Epstein adasına giden iktidar elitleri, kendilerini hukukun, ahlakın, doğanın ve insanlığın üstünde görme ayrıcalığına sahip oldukları yanılsamasını gerçek zannetmektedirler. Kendilerini dokunulmaz gören iktidar elitleri, çocuk istismarı yapmayı bir suç değil, kendi hakları görme şeklindeki bir sapkınlık ve vahşet içinde hareket etmişlerdir.

Epstein belgelerini, Amerika’nın Adalet Bakanlığı yayınlamıştır. Adalet Bakanlığı’nın Epstein belgelerini açıklaması, hukukun objektif işlediği anlamına gelmemektedir. Burada sorun, hukukun yokluğu değil, hukukun seçici olarak işlemesidir. İktidar elitleri, hukuku güçlü bir pazarlık ve tahakküm aracı olarak kullanmaktadırlar. Zayıflar, güçsüzler, çocuklar ve kadınlar için hukuk bir gecikme ve sessizlik mekanizmasından öteye geçmemektedir. Bir toplumu açık, demokratik, medeni ve modern yapan ölçü, hukukun o toplumun en güçlü aktörlerine hesap sorabilmesidir. Güçlülere hesap soramayan bir hukukun varlığı, toplumun kapalı, otoriter, totaliter ve anti-demokratik bir nitelik kazanması anlamına gelmektedir.

Epstein adasında olup bitenleri, herkes bilmektedir. Epstein adasında yapılan istismarı, barbarlığı ve karanlığı devam ettiren şey, faillerin gücü karşısında kurumların suskun kalmayı tercih etmesidir. Elitlerin itibarı zedelenmesin, sistem zarar görmesin, devlet zayıflamasın gibi gerekçelerle akademik, dini, iletişim ve sivil toplum kurumlarının sessiz kaldığı görülmektedir. Sessizlik, kötülüğü sıradan ve normal hale getirmiştir. Epstein adasındaki vahşet karşısındaki toplumsal sessizlik ve tepkisizlik, çocuklara ve kadınlara, sen devletten, sistemden ve elitlerin itibarından daha değersizsin ve hiçbir şeysin mesajını vermektedir. İfade edilmesi gereken şey şudur: Çocuk ve kadın başta olmak üzere her bireyin insan onuru, özgürlüğü ve hukuku, devlettende, sistemden de ve elitlerin itibarından da daha önemli, öncelikli ve üstündür.

Medeniyetin ölçüsü, çocukların korunması ve çocukların varoluşsal gelişiminin sağlanmasıdır. Teknolojik gelişmişlik, bürokratik yapılar ve yüksek kar getiren ekonomik faaliyetler, medeniyetin meşruluğunu sağlayan ahlaki ölçütler değildirler. Çocuğu korumayan ve varoluşsal gelişimine imkan sağlamayan bütün dini, seküler, modern ve geleneksel sistemler, ahlaki ve insani açıdan meşru değildirler.

Epstein faciası, şu ilkelerin insan için vazgeçilmez olduğunu göstermektedir: 1.Aile, devlet, din, zenginlik ve elit çıkarları, çocuğun önüne ve üstüne geçemez. 2. Hiçbir statü, servet ya da itibar, suçlulara koruma kalkanı olamaz.3.Kurumların itibarı değil, çocukların güvenliği esastır. 3. Ceza kadar psikolojik ve sosyal iyileştirme zorunludur. 4. Hesap sorulamayan her yapı, etik dışıdır.

Sonuç olarak Jeffrey Epstein skandalı bir istisna değil, yapısal bir ifşadır. Güçle yüzleşebildiğimiz ve ikidar elitlerinden hesap sorabildiğimiz ölçüde insanlık olarak çocukları ve kadınları koruyabilir ve varoluşlarını geliştirmelerine imkan yaratabiliriz. Modernlik ve medeniyet, ahlaki ve insani ilerlemeyi sağladığı ölçüde değerlidir ve işlevseldir. Epstein faciası örneğinde olduğu gibi çocuklara ve kadınlara karşı işlenen aşağılık nitelikteki cinsel ve istismar suçlarını örtmek için medeni ve modern değerler kullanılamaz. Çocukları ve kadınları koruyamayan ve geliştiremeyen hiçbir düzen, ideoloji, din, kimlik ve kültür, ahlaki olarak savunulamaz ve meşrulaştırılamaz.