ERBAKAN D-8, ERDOĞAN İSLAM BİRLİĞİ

0

Son 3 asırdır dünya hakimiyetini Judeo-Christian medeniyetin temsilcileri konumundaki emperyalistlere kaptıran ve her geçen gün karanlıklara ve çağdaş bataklıklara gar kolan ümmet, hilafetini de yitirdikten sonra tamamen kontrolsüz, rabıtasız ve başsız bir biçimde kaptansız bir gemi gibi açık ve derin denizlerde kayalıklardan kayalıklara savrulup gitmekte. Oysa ümmet, manevi disiplinli cihad ordusu anlamına geliyor. Bir ordu düşünün ki, artık onun kumandanı yok ve karargahı dağıtılmış. Bu ordunun disiplinli ve her bakımdan en gelişmiş silahlarla ve harp teknikleri ile donatılmış düşman orduları ile savaşıp galip gelmesi mümkün müdür? Elbette değildir. Bu yüzden son 3 asırdır askeri, siyasi, iktisadi, kültürel, içtimai her sahada bugün nüfus bakımından 1.700.000.000 (yazı ile bir milyar yedi yüz milyon) ile dünyanın en büyük dini topluluğu olmamıza rağmen sömürü, baskı, katliam ve her türlü haksızlıklara ram oluyoruz.

Fahr-i Kainat Efendimiz bir hadisinde:"Bu ümmet (İslam ümmeti), diğer ümmetlere karşı üstün kılındı" buyurmuştu. Elbette hak din İslam'ın müntesipleri ve yeryüzünde Allah'ın halifeleri olan Müslümanlar üstündür. Ancak bu üstünlüğün dünyevi ve madde planında da gerçekleşebilmesi için İslam ümmetinin ittihada ihtiyacı şimdi her zamankinden fazladır. Çatısız, duvarsız ve reisi olmayan bir haneyi kötü niyetli insanlar talan etmek ister. Bugün başımıza gelen tam da budur. Altına sığınabileceğimiz sıcak bir çatımız yok; yani ümmet içi ve dışı gelişen olaylarda kendimizi ifade edebileceğimiz hakiki anlamda bir beynelmilel bir mekanizmamız yok. İslam işbirliği Teşkilatı var, Arap Ligi var, zamanı evvelinde merhum ERBAKAN Hocamız tarafından İslam Birliği'nin temeli olarak kurulan D-8 var, bölgesel işbirliği teşkilatları var ama tamamı bugün adeta asılları kurulmasın diye kurulmuş müsvedde yapılar olmaktan öte bir rol üstlenemiyorlar. Amiyane tabirle dünya çakallar sofrasında bu karikatür organizasyonları adam yerine koyan, sözünü dinleyen, takan yok! Şu anda en az 10 ülke veya bölgede fiili Müslüman katliamı var. Batı'da İslamofobi yüzünden mü'minler mağdur. Ancak bu zulümleri durduracak bir mekanizmadan maalesef yoksunuz.

İslam ümmetinin bu sistemsizlikten, çaresizlikten, iktidarsızlıktan, sahipsizlikten, ve nihayet başsızlıktan behemehal kurtulup yeryüzünde yeniden adaletin tesisi, tüm insanlık için refahın ve barışın temini için gayret etmesi gerekiyor. Bunu yapmak için kaybedecek, israf edecek tek bir saniyemiz yok.

İslam tarihinin bence en karanlık günü; hangi kapalı kapılar ardında, hangi karanlık odaklarla yapılan kirli pazarlıklar sonucu alınan kararla ilga edildiği hala meçhul olan 3 Mart 1924'te İslam Hilafeti'nin ilga edildiği gündür. Biz, o kara günde ittihadımızı ve ümmet olma şuurunu resmen ve fiilen yitirdik. O gün koptu asırlardır çektiğimiz tespihimizin imamesi, o gün imamsız/öndersiz ve hatta tabiri caizse yetim kaldık.

Bu eksikliği siyaset dünyamızda ilk fark eden, giderilmesi için ilk sözü söyleyen ve iktidara geldiğinde de ilk somut adımları atan kişi Milli Görüş Kurucusu ve Lideri, bugün itibari ile Türkiye Cumhuriyeti 12. Cumhurbaşkanı olmasına kesin gözle bakılan Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN'ın da hocası olan Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN oldu.

Merhum ERBAKAN, son nefesine kadar, açık açık hilafetin yeniden tesisini telaffuz etmese de şu maddeleri haykırdı:"Müslümanlar olarak bu sömürü düzenini yıkmak için şu mekanizma ve teşkilatları kurmak zorundayız:

1. İslam Birleşmiş Milletler Teşkilatı

2. İslam Ortak Pazarı

3. İslam Ortak Savunma Paktı

4. İslam Eğitim ve Kültür Birliği

5. İslam Ortak Para Birimi

ERBAKAN Hoca, bu hedefleri çağdaş siyaset zamanlarında, bozgun yıllarında ilk kez ümmetin gündemine sokan siyasi idi. Ancak beynelmilel Siyonistler ve ırkçı emperyalistler, Türkiye'deki işbirlikçileri vasıtasıyla hiçbir zaman tek başına iktidara gelmesine müsaade etmediler. Koalisyonlar halinde geldiği iktidarların da ömürlerini darbelerle, ihtilallerle kısalttılar. ERBAKAN, Tüm bu engellemelere rağmen İslam Birliği'nin bir temel ve yapı taşı olması niyetiyle D-8 teşkilatını kurdu. D-8'in kurulmasına bile tahammül edemeyenler, küresel bir 28 Şubat kampanyası ile O'nu siyasetten men ettiler, partilerini kapattılar. Şimdi ise, 10 Ağustos itibariyle, bizzat ERBAKAN Hoca'nın yetiştirdiği kendi ifadesi ile "kardeşi, evladı, talebesi" Recep Tayyip ERDOĞAN, TC 12. Cumhurbaşkanı olarak seçilecek. İnşaAllah, merhum ERBAKAN'ın D-8 girişimi, ERDOĞAN'ın Cumhurbaşkanlığında İSLAM BİRLİĞİ'ne evrilecek. Bu bizim "olmazsa olmaz"ımız!

Zira, artık, darmadağın olmuş tespihimize İMAME, bize istikamet ehli bir İMAM, sıkıştığımızda arayacağımız bir TELEFON NUMARASI ve bizi dövmeye çalıştıklarında yanına varabileceğimiz bir ABİ lazım.

İKİ DOĞU ve İKİ BATI'NIN RABBİNE EMANET OLUNUZ...