Söyleşi: Yunus Emre Kabaoğlu
Siyasette uzun yıllar görev yapmış, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın yakın çalışma arkadaşlarından biri olan Erbay Kücet ile siyaset ve edebiyat üzerine konuştuk. Aynı zamanda eğitimci ve yazar olan Kücet; Erdoğan ile anılarını paylaşırken, bir eğitimci olarak 12 yıllık zorunlu eğitim süresine dair fikrini de belirtti.
Sizin hem siyasi hem edebi tarafınız var. Erbay Kücet özelinde hangisi daha ağır basıyor?
Siyaset ağır basmadığı belli. Siyaset ağır basmış olsaydı AK Parti’nin kuruluşunda Afyon'da yapılan toplantılarda 1 numara ile beraberdik. Daha sonra Türkiye genelinde bütün ekiplerin organizasyonunu ve sunuculuğunu yaptım. Bunlardan bir şikâyetim yok ama siyasette zannettik ki istemeden görev verilir. Öyle bir şey olmadığını gördük. İstemeden bir şey verilmiyor. İstemedik. Biz gönüllüyüz. Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Bey ile ilişkimiz, hukukumuz Elhamdülillah hiç bozulmadı. Allah ona güç kuvvet versin diyerek bu sorunun cevabını böyle vereyim.
Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünde okudum, 1977 yılında ilk defa yazmaya başladım. Orada yazılarımız çıkınca - tabi gençlik var - hevesleniyorsun yazmaya devam ediyorsun. Daha sonra yazdıklarımın yaşam tarzımızdan kaynaklanan ve çevremizden kaynaklanan olaylardan dolayı mizaha evrildi. Övünme gibi düşünmeyin ama hazır cevap bir insanım. Bu da etkili oldu. Türkiye Yazarlar Birliği'ne 1982 de üye oldum. Üye olduktan sonra orda Türkiye'nin sayılı kalemleriyle tanışınca onlarla beraber şiir şölenleri, hikâye, roman toplantıları ve düşünce kuruluşlarına ziyaretler derken sivil toplum faaliyetleriyle de bir ilişkimiz oldu.
Siyaset de son yaptığım görevler de TBMM'de Kültür Sanat Yayın Kurulu Müdürlüğü ile Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı'ndaydı. Hain darbe girişiminden sonra TBMM Genel Sekreter yardımcılığı gibi ciddi görevlerde bulundum. Aslında siyasetteki hatıralarımı da 'Meydanlardan Gönüllere' isimli kitapta yazdım. Cumhurbaşkanımızla 2002 yılında yaşadıklarımı ciddi, ironik, dramatik her ne olduysa bir kısmını o kitapta kaleme aldım.
ÖZEL BİR ESER: ERKAM'IN İZİNDE
Memuriyet dönemini Erkam müstearını kullanıyordum. O isimle özdeşleşmiştim. O kadar ki yazar ve sanat camiasında Erkam diye biliniyordum. Erkam'ın hayatı ile ilgili bilgiler edinmeye çalıştım, fakat evini Peygamberimize (S.A.V.) açmış bir delikanlının hakkında pek fazla bilgi yoktu. Çeşitli araştırmalar yaptım ve o güzel şahsiyetten yola çıkarak 'Erkam'ın İzinde' diye bir roman yazdım.
Erkam’ın İzinde kitabına ilminizin zekatı gibi yaklaşmışsınız diyebilir miyiz?
Yani hakikaten benden sonra hani derler dünya hayatından sonra sadaka-i cariye, o anlamda bakarsak benim sadaka-i cariyem olmuş oluyor. Bundan sonra gençlere Erkam’ı bilmeyen, İslam’ı bilen ama Erkam’ı hiç tanımayan duymayan insanlar var ben de bunu duyurayım dedim. En azından Dar'ul Erkam'ın nasıl olduğunu nasıl bir genç olduğunu bugün evlerimiz maalesef Erkam’ın evi gibi değil.
EN KEYİFLİ OLAN ERKAM'DI
Çok farklı alanlarda eser verdiniz. Makale, çocuk edebiyatı, mizah gibi... Bunların arasında en çok hangisi keyif verdi?
Doğrusunu söylemek gerekirse; en keyifli olan Erkam'dı. Tür olarak en keyiflisi mizahtı, çünkü fıtratımda o var. Çocuk edebiyatına ise şöyle bakıyorum; çocuklar saf, masum, günahsız insanlar. Ne verirsen alıyor onlar. Bir de onların dilini yakalamak lazım. Açıkçası, ben onların dilini yakalamakta zorlandım, çünkü sahadaydım. Çocuklarımla daha çok eşim ilgilendi. Bir dönem Çocuk Edebiyatçıları Birliği Başkanlığı da yaptım.
YÖNETİCİ OLMAK İÇİN OYNAMAK GEREKMEZ
Yöneticilik yaptığınız yerler arasında Bilardo Federasyonu da var. Bu alana bir ilgi var mı?
Aslında hayatımda hiç bilardo oynamadım ama Türkiye'nin Bilardo Federasyon’unda asbaşkanlık yaptım. Yöneticilik yapmak oynamayı gerektirmez. Ben milli takımı ve Türkiye’yi temsil kabiliyeti olan birisi olarak orada bulundum. Bir gün Avrupa şampiyonası için Almanya'ya gittim. İsrail bilardocuları da vardı. Dedim ki 'bu İsrail bilardocuları burada hangi sıfatla duruyor? İsrail Ortadoğu ülkesidir. Dolayısıyla burada katılamaz. Bunu lütfen nota düşün'.
EĞİTİM SÜRESİ UZUN
Siz eğitimcisiniz ve hayata çok erken atlamışsınız. Ayrıca hem geçmişi hem bugünü biliyorsunuz. Türkiye'de eğitim süresinin uzun olduğu ve insanlara hayata çok geç yaşta atıldığı tartışılıyor. Sizce eğitimde zorunlu eğitim süresi kısalmalı mı?
Bununla ilgili daha bir şey yok, taslak çıkmadı da. Çalışmalar demek ki yapılıyor. Ben bir eğitimci olarak; 'Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok' diyorum. Önündeki diğer devletlere bakarsın ne yapmışlar diye. Şahsi fikrim ise, sürenin kısaltılması lazım. Bakan Yusuf Tekin'in söylediği şekilde mi olur yoksa başka türlü mü olur bilemiyorum, ama masaya yatırılmalı. Akademi, ilgili sendikalar da tartışmaya dâhil edilmeli. Zaten Yusuf Tekin’de akademiden gelmiş bir isim.
ERDOĞAN İLE YAKIN ÇALIŞMAK
Siz Erdoğan’la uzun süre birebir çalıştınız. Onun yakın çalışma arkadaşlarına davranışı nasıldı?
AK Parti Çankaya'da gençler bir programda bana bir soru sordular 'Ağzından kötü sözler çıkar mıydı?’ şeklinde. Ben duymadım. Tayyip Bey'in kötü sözüne şahit olmadım. Yalnız benden sonra sunuculuk yapan arkadaşa soru sormuş, o arkadaş da bilememiş. Demiş ki 'Erbay abin olsa anında cevap verirdi'.
Tayyip Bey'in yanındayken duygusallığından, yardımseverliğinden başka bir şey görmedim. Otobüste simit yemesi, bizimle beraber oturup kalkması, otobüsün arka koltuğunda uyuması, gittiğimiz otellerde özel bir oda ayırtılmaması... İçimizden birisi. Tayyip Bey vefalı bir insandır.
Görevden ayrıldıktan sonra bir gün meclisin bahçesinde yürüyordum. Cumhurbaşkanı gelecek diye önlemler alınmış, her tarafta koruma polisler var. O karmaşada Cumhurbaşkanının aracı yavaşladı, Tayyip Bey arka camı açtı ve bana seslendi. O sohbet bana bir ay yetti, bir ay mutluluğunu yaşadım.
Bu siyasette diğer isimlere de mesajdır. 'Erbay hala yanımdadır' demektir bu. Diğer yandan insanız, sinirlenebilir. Zaman zaman ekrana da yansıdı. Olabilir bunlar. Reis Bey'le 81 ile gidiyoruz. O şehre girerken ben de anons geçiyordum. Daha sonra arka tarafa, koltuğuma geçiyordum. Amasya milletvekili Akif Gülle var bana tembih etti. Dedi ki, 'Erbay, büyük adamların yanında durma ateşinden yanarsın'. Onun için ben mesafeliydim. Aramızdaki sevgi saygı, ben onu sayıyordum, o da beni seviyordu. Öyle devam ettik.