Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ABD Başkanı Barack Obama'nın yönettiği 'Yabancı Savaşçılar' konulu oturumunda önemli bir konuşma yaptı. Küresel siyasetin açmazlarından başlayarak birçok konuya değinen Erdoğan, IŞİD'in de bir terör örgütü olduğunu vurguladı. Erdoğan konuşmasında, Türkiye'nin teröre bakışını ortaya koymanın yanı sıra, BM'nin ve küresel güç odaklarının meşruiyetini de sorguladı. BM'nin meşruiyetini sorgulanır hale getiren neden ise BM'nin küresel dünyada barış inşa edememesidir.
BM, Neden Meşruiyetini Yitiriyor?
Erdoğan'ın ifadesiyle; "Dünyanın zengin ülkeleri refah içinde yaşarken fakir ülkeler açlık, kötü beslenme, salgın hastalıklar, eğitimsizlik sorunlarıyla boğuşuyor. İklim değişikliği dünyamızın ve çocuklarımızın geleceğini tehdit eden bir unsur olarak insanlığın karşısında önemli bir sınav olarak duruyor. Bu manzara, insan onuruna yaraşır bir manzara değildir; ortada bütün insanlığı ve elbette Birleşmiş Milletler'i doğrudan ilgilendiren bir sorun var demektir. Burada, Birleşmiş Milletler'in 69. Genel Kurulu'nda bir kez daha vurgulamak isterim; Çocukların öldüğü ve öldürüldüğü bir dünyada, hiç kimse masum değildir, hiç kimsenin can güvenliği yoktur, hiç kimse de sürdürülebilir barış ve refah içinde olamaz. Sadece geçtiğimiz yıl, dünya genelinde, 5 yaşın altında 6 milyon 300 bin çocuk hayatını kaybetti. Suriye'deki savaşta, 17 bin çocuk hayatını kaybetti, 375 bin çocuk yaralandı, 19 bin çocuk en az bir organını kaybetti. Bu yıl içinde, Filistin'in sadece Gazze Şeridi'nde, en modern ve ölüm saçan silahların doğrudan hedefi olarak 490 çocuk katledildi, 3 bin çocuk yaralandı." Böylesi bir tablo, BM'nin varlığını ve meşruiyetini sorgulatmaz mı?
Terörü besleyen Kaynak: Güvensizlik
Terörün önemli bir kaynağının da BM'nin yanlış siyaseti olduğunu vurgulayan Erdoğan, dünyanın beşten büyük olduğunu söyledi. Küresel siyaset odaklarının politikası ve uyguladıkları çifte standart, terörü üreten bataklık hükmündedir. Erdoğan'ın ifadesiyle, "Daha da önemlisi, modern dünya tarafından sergilenen bu çifte standart, çok geniş halk yığınları nezdinde ciddi bir güvensizlik oluşturmaktadır. Şu anda çatısı altında bulunduğumuz Birleşmiş Milletler'e, uluslararası kurum ve kuruluşlara karşı vicdanlarda oluşan güvensizlik duygusu, adalet duygusunu zedelemekte, milyonlarca insanı umutsuzluğa sevk etmektedir. Bugün karşı karşıya kaldığımız uluslararası terörün en temel beslenme kaynaklarından biri de işte bu güvensizlik duygusudur. Mazlumlara yönelik çifte standart, çocukların katledilmesine karşı sergilenen kayıtsızlık, tüm dünyada teröre oksijen sağlamaktadır. Birleşmiş Milletler'den ve uluslararası kurumlardan umutlarını kesen kitleler, çaresizlik ve umutsuzluk içinde terörün tuzağına düşüyorlar."
BM Suskunsa Şiir Yazılamaz
Erdoğan'ın BM'deki konuşmasını dinlerken, Filistin'deki, Irak'taki, Suriyede'ki, Gazze'deki ölümleri hatırladım. Ve ardından Theodor W. Adorno'nun "Auschwitz'ten sonra şiir yazmak barbarlıktır" yargısı aklıma düştü. Barbarlığın, katliamların, işkence ve sürgünlerin böylesine çoğaldığı bir dünyada şiir yazılabilir mi?