Cumhurbaşkanımız R.Tayyip Erdoğan, iki günlük bir körfez turuna çıktı. Sırasıyla Suudi Arabistan, Kuveyt ve Katar'ı ziyaret etti. Türkiye'nin tarafsızlığını göstermesi ve Körfez'deki tansiyonu düşürme gayreti, oldukça önemliydi. Elbette, Türkiye'nin Katar'la ekonomi temelli olan ilişkilerini dikkate aldığımızda tüm taraflarla görüşebilen ancak Katar'a karşı da tavır almayan açık pozisyonunu da kimse göz ardı etmedi.
Görüşmelerin ana konusu başta Katar'a uygulanan ambargo ve İsrail'in Mescid-i Aksa'da Müslümanların ibadetlerinin engellenmesi oldu.
Erdoğan'ın Katar ve Mescidi Aksa krizinin yaşandığı esnada, bölgeyi ziyaret etmesi dikkatlerden kaçmadı. Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Körfez turuna başlamadan hemen önce, Suudi Arabistan'ın Birleşmiş Milletler Daimi Elçisi Abdullah el Muallimi, Katar krizine yönelik yaptığı açıklamada "Türkiye eğer Arap dünyasına gizli saklı girerek müdahale etmeye çabalıyorsa, bu dönemler geçti" ifadesini kullanmıştı. Türk Medyasında bu açıklama, 'Katar'daki Türk askeri üssü hedef' olarak algıladıysa da; aslında mesele sadece, Katar'daki Türk askeri üssü değildi.
Çünkü Türkiye, Katar dışında da Körfez ülkelerinde, askeri üsler kurmak istiyor. Hatta geçen senelerde bu teklifi Suudi Arabistan'a iletmişti. Bunun dışında Türkiye, bölge ülkelerine benzer askeri üsler kurmak istediği gibi askeri teçhizat ve silah satışında da bulunmak istiyor.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan'la şahsi bir dostluk ilişkisi bulunan Katar Emiri El-Tamim ile yakınlığı herkesin malumu. Katar krizinden önce de Katar'ın Türkiye'de pek çok yatırımı bulunuyordu. Ayrıca Katar'a uygulanan ambargoda, Türkiye'nin Katar lehine aldığı pozisyonda, oldukça açık. Buradan hareketle birçok işbirliği veya ortalıklarında beraberinde gelmesi doğaldı.
Katarlı şirketler Digiturk ve Finansbank gibi dev Türk şirketlerini satın alırken Türkiye'de gıdadan inşaata kadar birçok alanda faaliyet gösteriyor. Örneğin: Digitürk'ü 1 Milyar $, Finansbank 2.7 Milyar €, ABank 684 Milyon $, Katar merkezli Mayhoola fonu Boyner Grubu'nun % 30.7 hissesini 885 Milyon TL'ye satın almıştı.
Benzer yatırımlar Türkiye tarafından Katar'a yapılmaktaydı. Daha çok gündeme Katar'daki Türkiye'nin askeri üs gelse de; Türk şirketlerinin inşaat, gıda ve turizm alanlarında pek çok yatırımı Katar'da bulunmakta. Özellikle kriz döneminde Türkiye'nin Katar'a ihracatının % 50 arttığı yönünde değerlendirmeler alınmakta.
Türkiye, bir süredir Alman otomotiv devi Volkswagen'ın bir kısım hisselerini elinde bulunduran, Katar Varlık Fonu ile görüşme halindeydi. Cumhurbaşkanın son Körfez ziyaretinde, Volkswagen'nin hisselerin devri konusunda mutabakat sağlandı. Almanya'nın son günlerde Türkiye aleyhine ve ekonomiyi hedef alan açıklamaları, Volkswagen'in yönetimine Türkiye'nin dahil olmasından kaynaklanıyor.
Her ne kadar, Volkswagen'in Emisyon skandalı ile piyasa değerinin milyarlarca dolar gerilemesi ve ABD tarafından cezalandırması gibi olumsuz durumlar söz konusu olsa da, dünya devi bir şirketin yönetiminde söz sahibi olmanın getireceği teknolojik, ekonomik ve stratejik kazanımlar, handikaplarından çok daha yüksek olacaktır. Bu bağlamda Türkiye'nin
Volkswagen'in hisselerin -bir kısmı bile olsa-, talip olması çok önemli bir hamle olacaktır.