Geçen hafta kadınlar ve kitaplar yazımız farklı tepkilere yol açtı.
İlk önce hanım, bir korkusunu dile getirdi. "Yazıyı okuyanlar, benim kitap düşmanı olduğumu zannedecekler." dedi.
"Hiç korkma hatun, seni kimse bilmez, hem sen bu kategoride olmadığın için endişe etmene de gerek yok." diye onu ikna ettim veya öyle zannettim.
Fakat kadınlar cephesinin cengaverleri toptan saldırıya geçtiler, bazıları da erkekleri suçladılar.
"Asıl erkekler kitap düşmanı, biz onlardan daha çok okuruz." Dediler.
Erkekler ise daha vicdansız çıktı. Özetle dedikleri şuydu:
"Az bile yazmışsın. Bu kadınların elinden neler çektiğimizi bir biz biliriz, bir de Allah."
Hatta bir arkadaş şu sözü niçin aktarmadığımı sordu: "Kitapların iki düşmanı vardır. Bir, kitap kurdu bir de kadınlar."
…
Kadınların kitap düşmanı olduğunu düşünmüyorum, öyle de yazmadım zaten. Sadece bazı evlerde, ailelerde yaşanan olguya işaret ettim ve kitapla arası iyi olmayan kadınlara değindim. Bu bir realite idi. Evet genelde kadınlar, evde çok kitap olmasından, kocasının habire eve kitap taşımasından rahatsız olur. Bunun elbette arka planı var.
Erkek, parasının önemli bir kısmını paraya yatırmaktadır, evde ailesini ihmal etmektedir, kitap almakta ama gereği gibi okumamaktadır, ortalığa kitapları saçarak düzeni bozmaktadır. Bu durum da ister istemez evin hanımını rahatsız etmektedir.
Bunun bir kere daha bilinmesi gerekir.
…
Kadınlar kitap okumaz mı?
Elbette okur.
Mesela, torun sahibi olduktan sonra okuma yazma öğrenen annem, çok iyi bir okuyucudur. Her şeyden önce iyi bir Kur'an-ı Kerim okuyucusudur. Ayrıca evdeki kitaplıktan ilgisini çeken kitapları da alır, her gün saatlerce okur. Çantasında muhakkak kitap vardır. Çocukları ve torunları (ders kitapları hariç) onun kadar okumazlar nerdeyse.
Bu durumu yaşayan pek çok insan vardır çevremizde.
Bayanlarda okullaşma oranının artması, sosyal hayatta daha fazla yer almaları, Kur'an kurslarında okuyanların çoğalmasıyla birlikte kitapla haşir neşir olan bayanların sayısında da bir artış olmuştur. Kitabevlerine, fuarlara baktığımız zaman bunu gözlememiz mümkün.
Peki erkekler ne yapıyor bu arada?
Onlar da çeşit çeşit.
Kimileri, sadece kitap alır, eve istif eder.
Kimileri, moda olan kitapları alır okumaya çalışır.
Kimileri, akşam yatmadan önce uyku hapı niyetine eline kitabı alır, daha bir sayfa çevirmemişken, gözkapakları, kitapla arasına girer.
Kimileri de olumsuz kadın örneğinde olduğu gibi çocuğunun, karısının kitaplarına karışır, memnuniyetsizliğini her durumda yansıtır.
…
Öyleyse durumu şöyle toplayalım: mesele kadın veya erkek olmak değil; bilgiye, hikmete, kültüre yönelme, okyanuslara dalma ve öğrendiklerini özümsemedir.
Kitap okumak kadın erkek herkese bir vecibedir.
…
Sözü, bir anektodla bağlayalım isterseniz:
Adam içeri girince raflarda sıralanmış kitaplara baktı. Gözü ciltli kitaplardaydı. Göz kararıyla bazılarına bakıyor, eliyle kitapları yokluyordu. Sonra cebinden çıkardığı mezroyla bazı ciltli kitapların enini, boyunu ölçmeye başladı.
Kitapçı, durumu şaşkın bir vaziyette izliyordu, dayanamadı:
-Yardımcı olabilir miyim?
Müşteri biraz isteksizdi.
-Siz bilirsiniz…
-Nasıl yardımcı olayım efendim?
-Eee, şey ben kitap alacaktım da…
-Hangi eserleri arıyorsunuz?
-Önemli değil, kitap olsun yeter.
-Nasıl efendim, anlayamadım!
-Kitap olsun fark etmez diyorum.
-Biz de kitap satıyoruz ama siz hangi eseri arıyorsunuz efendim?
-Bana toplamda iki buçuk metrelik kitap gerek. Haaa, sırtı da yaldızlı olacak.
-???
-Yok tam iki metre yirmi beş santimlik kitap olacak…
Anlaşılan yağlı bir müşteriydi.
Ölçüye uygun, kitap takımlarından en parlak olanlarından seçtiklerini hem kitapçı hem de müşteri, büyük bir zevkle koliye doldurdular.
-Böylece kitaplığımdaki boşluk, dolmuş olacak. Teşekkür ederim.
Kitapçı, giden adama hayranlıkla baktı ve mırıldandı.
-Haftada böyle bir müşterim olsa ne güzel olur! Allah eksikliğini vermesin!