Türkiye'de bir iktidar var tamam, fakat çoğumuzun sandığı gibi bu iktidarın ismi Adalet ve Kalkınma Partisi değil. Ak Parti Türkiye'de muhalefeti temsil ediyor. Gerçek iktidarı ise uluslararası sermayenin Türkiye temsilciliğini yapan gruplar oluşturuyor. Halkın son 14 senedir reyini kendine veriyor olması iktidarın el değiştirdiği anlamına gelmiyor.
Muhalefetin hükümeti kurduğu fakat bir türlü iktidar olamadığı bir süreç içerisindeyiz. Bunu anlamakta zorlanan ve bu yüzden burun kıvıranlara meseleyi biraz basitleştirerek ifade edecek olursak; Turgut Özal'ın "ben cumhurbaşkanı oldum fakat devletin başı olamadım" sözü hepimize birşeyler anlatmalı...
Merkezin dışında kalan grupların kendilerini ele veren özellikleri hep olmuştur. Örneğin merkezin dışında yer alan bu kesimlerden İslamcıların, Sosyalistlerin, Kürtlerin, Alevilerin, Ermenilerin muhalefette uzun kalmanın vermiş olduğu "bol kepçeden özgürlükçü" bir tutumları hep olmuştur. Bunun dışında yine muhalefette uzun süre kalmışlığın getirdiği çok okumak ve kendini ortalamanın üstünde zeki sanmak özellikleri de dikkat çeker.
Ak Partinin 14 senelik hükümetliği, bağrında barındırdığı bir kısım İslamcının, Kürdün, Sosyalistin, Alevinin, Ermeninin kendini çok akıllı sanma duygusunu törpüledi. İngilizler "down to earth" derler bu duruma. Türkçemizde "ayakları yere basmak" deyimi kullanılır.
Bütün olup bitene rağmen bulutların üzerinde dolaşmakta ısrarlı olanlar kendilerini çok akıllı sanmaya devam ediyorlar. Oysa sen nekadar inat edersen et, bugün farklı kesimlerin katılımını arzulayan bir hükümet gerçeği ile yüzyüzeyiz. Senin bütün ayak diremene rağmen elini uzatmış bekleyen bir hükümet var. Kürtler ve Ermeniler içerisinde bazı marjinal kesimler hala "Kürdüm yada Ermeniyim o halde ortalamanın üstünde bir zekaya sahibim" havasını terketmemekte kararlılar.
Bir kaç hafta önce, yıllardır tanıdığım bir Ermeni'nin iş yerine gittim, duvarına yeni asılmış bir Ermenistan haritası gördüm. Bu haritada Ermenistanın sınırları Sivas'a kadar uzuyordu. "Hayırlı olsun büyük Ermenistan'ı kurmuşsun" diye espri yaptım. Evet "bu topraklar Ermenistan'ın malıdır" diye cevap verdi.
"Our land"...
İyi ki "promised land" demiyor… Bi de o var. Ciddiye alsak Urfa da gitti Kürtlerin elinden…
Ermeni dostuma yine esprili bir şekilde şunu söyledim; "uzun süreli ezilmişliğin vermiş olduğu kendinizi çok akıllı sanma hissi bana sağlıklı bir ruh hali gibi gelmiyor. Bu haritaya Türkler razı olsa, Kürtler razı olmaz. Kürdistan diye anılan topraklara Kürtleri yok etmeden sahip olmazsınız. Bırakın bu kendinizi çok zeki sayma ayaklarını, aklınızı başınıza alın ve Türkiye Cumhuriyeti devleti tarihinde ilk kez kurulmuş olan bu özgürlükçü hükümetle işbirliği yapın ve bölgeyi kalkındırın...."
Bu kendini çok akıllı sanan arkadaşlar seçim üstüne seçim kazanan partiye yakın olanlara "yandaş" diyerek kılçık atmayı da ihmal etmezler. İnsan çok değil biraz sosyoloji biraz psikoloji, biraz tarih bilse herkesin bir şekilde taraf olduğu, yan olduğu bir yapının olduğu bilir.
Sen demokratik bir seçim sonucunda meşru hükümeti kuran partiye sahip çıkan adama "yandaş" diye kılçık atarsan o da dönüp sana; "senin "yandaş" olduğun yapı neresi kardeş" diye sormaz mı?
Türkiye Ukrayna maçının ardından
Arda, Selçuk, Gökhan, Burak gibi futbolcuların kadroya dahil edilmemesi üzerine yapılan polemikler sonrası gelen Türkiye Ukrayna maçı 2-2 berabere bitti. Türkiye'nin ipten döndüğü maçta Fatih Terim'in kadro ve sistem tercihi herzamanki gibi tartışma konusu. Maça çift forvetle başlayarak büyük risk alan Terim, maçın ilk yarıdaki sonucu lehimize olsa kahraman ilan edilecekti. Hele golü Enes Ünal atsa manşetler "Futbol sihirbazı Fatih Terim" şeklinde verilecekti. Fakat Ukrayna'nın art arda gelen 2 golü ve Enes'in etkisiz oyunu planları bozdu. 2 golün dışında Ukrayna'nın kaçırdığı yüzde yüzlük bir kaç pozisyonu daha oldu. Bu maç 4-0 şeklinde bile bitebilirdi. Ukrayna sistem ve takım oyunu oynayan bir ekip. İyi ve hızlı oyuncuları var. Türkiye ise bir türlü sistem oyununu oynamayı öğrenemedi. Dünyanın en kaliteli teknik direktörü de gelse bunu oturtamıyor. Süper ligde de durum farklı değil. Oturmuş bir sisteminiz yoksa sonuçlar da süpriz oluyor haliyle. Birde futbolcularımızın hakemle didişme huyu var. Caner'in ve Emre Mor'un maç içinde durmadan hakemle oynamasına ben maçı seyrederken isyan ettim, hakem nasıl dayanabildi anlamadım…
Herşeye rağmen Türkiye A futbol takımı umut veriyor. Alternatifi bol olan bir ekibimiz var ve kimse vazgeçilmez olmadığını bildiği için mücadele ediyor. Fatih Terim'in kadro kurmadaki tercihinin, radikal kararlar alabilmesinin fayda sağladığını görebiliyoruz.
Ak Partinin Kürt milletvekilleri ne iş yapar?
Yurt dışı Türk Akraba Topluluklar Başkanlığı, FETÖ'nün darbe girişimini Dünya'ya anlatmak için 13 dilde hazırladığı bilgi notunu yurtdışındaki sivil toplum kuruluşlarına gönderiyormuş. Bu yayınlarda kullanılan diller Türkçe, İngilizce, Arapça, Almanca, Fransızca, Rusça, İtalyanca, Kırgızca, Çince, Boşnakça, Urduca, Bulgarca ve Arnavutça.
Gazet güzel bir çalışma.
Emeği geçenleri tebrik etmek lazım.
Fakat bu diller arasında Kürtçe'nin olmaması bana garip geldi. Bu kurum, Kürtlerin FETÖ hakkında bilgilenmesini gereksiz mi buluyor? Ya da Kürtçe diye bir dil olduğundan, devlet televizyonunda bu dille, 24 saat yayın yapıldığından, Türkiye'de 20 milyon, toplamda 40 milyon Kürdün yaşadığından haberi yok mu?
Kürtlerden daha iyi akraba mı bulacaksınız?
Ak Parti içerisinde 80 tane Kürt milletvekilinin varlığı konuşuluyor. Bu Kürt milletvekilleri ne iş ile meşguller ben merak ediyorum. İttihatçı artığı bir albay eskisi, Kürt aşiretlerin İngiliz istihbaratı tarafından satın alındığını iddia eder, Ak Partili Kürt miletvekillerinden ses çıkmaz. Ne olduğu belirsiz bir Kaymakam belediye binalarında Kürtçe tabelaları indirir, Türk olan İçişleri bakanı Süleyman Soylu buna itiraz eder fakat Ak Partili Kürt milletvekilleri ortada gözükmez. YTB 13 dilde yayın yapar, arasında Kürtçe yok, bir tek Ak Partili Kürt milletvekili bunu gündeme getirmez.
Anlaşılan o ki bu konuda ciddi bir boşluk var.
Kürt kökenli Türkiye vatandaşlarının haklarını daha iyi savunmak için bir sonraki genel seçimde Ak parti milletvekili aday adayıyım haberiniz olsun çok değerli Ak Partili Kürt milletvekillerim...
Söylenmese eksik kalırdı
"Siyasetmedarekî difikire hilbijartina paşeroja, merive dewletekî difikire newşa paşeroja"
"Bir siyasetçi gelecek seçimi, bir devlet adamı gelecek kuşağı düşünür." -James F. Clarke-