“Beşinci kol, fiili müdahale ile ele geçirilemeyen bir kitleyi ya da devleti propaganda, casusluk, sabotaj ya da terör yoluyla manevi etkiye maruz bırakarak müdahaleye uygun hale getirmeyi veya savaş esnasında zaferi kolaylaştırmayı sağlayan her türlü manevi yıkıcı faaliyettir.”
Bu faaliyet kapsamında yürütülen psikolojik harekât; milletin birliğini bozucu faaliyetler, kutuplaştırma, iç savaş ortamı hazırlama, insanları yaşadıkları toplumun dininden, kültür ve yaşam tarzından kopartma ve en önemlisi de, kendi milletine aidiyeti kalmamış köksüz, bağsız maneviyatı zayıf insanlar oluşturma çalışmalarıdır. Çünkü sabotaj, casusluk ve terör faaliyetleri, bu çalışmalarla devşirilen insan unsurlarıyla gerçekleştirilir. Herhangi bir işgal durumunda, inançsız, vatanı ve milletine aidiyeti kalmamış kişiler kolayca düşman unsuru haline gelir.
Türkiye’de, ideolojisi, tarafı, dünya görüşü veya yüzündeki maskesi ne olursa olsun, 5. Kol faaliyeti yürüten etki ajanlarının ortak noktası, İslam düşmanı olmalarıdır. Çünkü İslam Türk’ün, Anadolu insanının ruhu, bir arada tutan mayası, vatan millet sevdasının kaynağıdır. Kesin kaidedir ki bu topraklarda İslam’a düşman olan vatana da düşmandır.
Mevzuyu daha geniş ele alırsak:
Amerika’nın liderliğindeki emperyalist Batı ve Siyonist İsrail, siyasi ve kültürel hâkimiyetini, iyi, doğru, haklı ve gerçek olduğu için değil, barbarca bir şiddetle birlikte, kesintisiz sürdürdüğü yalan ve dezenformasyona bağlı algı yönetimiyle kurmuştur.
Sömürge dönemi tecrübelerini emperyalizm ile farklı bir noktaya çevirebilen Batı, son asırda fiili işgalden daha kolay, kârlı ve uzun soluklu gördüğü ruhi ve zihni işgal yöntemini kullanmaya başladı. Oryantalist tedrisat ile yetiştirdiği özünden kopartılmış, kendi milletine yabancı, Batı çıkar ve değerlerini savunan yerel unsurlar üzerinden silah gücünün de ötesinde propagandaya dayalı bir üstünlük kurdular.
Geniş bir konu ama kısaca; Hedef ülkeyi, genellikle medya, kültür sanat çevreleri, akademi-eğitim, politikacılar, STK’lar ve sermaye sahipleri üzerinden propaganda, sistematik dezenformasyon ve algı yönetimiyle kontrol altında tutarak kolayca sömürdüler.
Yaşadığı topluma rağmen ülkemizin kadim düşmanı olan emperyalist Batı ve Siyonist İsrail’i, doğrudan veya dolaylı şekilde savunan, onlar adına etki ajanlığı yapan ve bu faaliyetlerini farklı maskelerle gizlemeye çalışan kişi ve gruplar bu çalışmaların ürünüdür. Bir kısmı bu hizmetlerini para- menfaat için sunuyor, bir kısmı ise zihnen devşirildiği için gönüllü köle olarak…
Üniversiteye giden oğlumun vesilesiyle, müellif, aynı zamanda Youtube’de aktif çalışmalar yapan Doktor Altay Cem Meriç’i takip ediyorum bir süredir. Maşallah, kendisini yetiştirmiş, ilmi, kendisine güveni, diyalektiği ve cesur duruşuyla, epey bir süredir İslam düşmanı zihniyeti, fikir, ilim ve cedelle paspasa çeviriyor, duruşuyla kudurtuyor…
Altay Cem Meriç, geçtiğimiz hafta, İsrail ve emperyalistlerin 5.kol faaliyetini yürüten medya unsurlarını merkeze alarak, “Medyada neden yokuz?” Başlıklı bir video yayınladı. Ülkemizde “Türkçü, laik seküler, ateist, Kemalist, Kürtçü, Daeşci maskeli ve çoğunluğu anonim olan sosyal medya hesapları üzerinden yapılmak istenen toplum mühendisliğine dikkat çekti…
ACM’in tos vuruşuyla başlattığı 5.kol elemanlarını ifşa süreci 10 gündür tam da anlattığı konuyu doğrular şekilde ilerliyor. Birbirine hiç benzemez, hatta düşman olması gereken “Türkçü-Türk düşmanı, Kemalist-Kürtçü, ateist, milliyetçi ve Daeş” maskeli hesapların, bu meseleyi ve meseleyle birlikte ACM’yi itibarsızlaştırmak için koordineli şekilde çabalamaları, hedefin tam on ikiden vurulduğunu gösterdi...
O kadar alakasız temaslar var ki, daha kolay anlayabilmek için Altay Cem Meriç’in ayrıntılı şekilde anlattığı videolar izlemenizi isterim.
Aslında bu durum bir milli güvenlik sorunudur. Organize şekilde çok yüksek takipçili hesaplar üzerinden kitleleri sokağa dökebilen, manipüle edip kışkırtan yalan haberle milleti kutuplaştıran bu hesaplar ülkemize karşı yapılacak bir saldırıda etkin rol alacaklarını geçtiğimiz yıllarda provakatif ve manipülatif bir çok olayda gösterdi. Enteresan olan devletin ve ilgili kurumların bu meseleyi pek önemsemediği düşüncesindeyim. Çünkü faaliyetlerini gayet rahat şekilde sürdürebiliyorlar. İslami hassasiyet sahibi birisi açıkladığı düşüncelerinden dolayı bu hesaplar tarafından hedef gösterilince devreye giren “hukuk ve kolluk güçleri” 5.kol faaliyeti yürütenlere karşı çok nazik ve umursamaz görünüyor.
Halbuki, İran’daki sokak olaylarına, Venezuela’da Başkanlarını kaçıran ABD’ye sevgi gösteren kitlelere, Gazze soykırımını yapan İsrail’in meşrulaştırılmasına, Ukrayna’da iktidar değişimi ve akabinde savaşa dahil olmasına ve benzer onlarca örneğin bu tip etki ajanları üzerinden yürütüldüğünü anlamalıyız.
Tabi ki 5. Kol faaliyetinin görünen yüzü medya olsa da sadece medya ile yürütülmüyor. Kitlelerin zihnini yüzeysel noktada medya eliyle zımparalayan etki ajanları, benimsetmek istedikleri düşünce, fikir ve yaşam tarzını, ekmek istedikleri zehirli fitne ve kutuplaştırmayı kültür sanat alanı, akademik saha, “aydın popülasyonu” politik aktörler, sivil toplum unsurları ve sermaye üzerinden pekiştirmekteler.
Senin olmadığın yerde başkası olur! Kitleleri yönlendiren, zihinleri inşa eden ve algıları yöneten sen değilsen başkasıdır. Bu alanlarda olabilmenin yolu, meseleyi temelden ele alacak bir anlayışla hareket etmek ve medya ve kültür sanat alanında inançlı ve milli duruş sergileyen insanlara omuz vermekten geçiyor…
Devam edecek…