YAZARLAR

Tüm Yazıları Eyyup Azlal

Aforizma Denemesi

07.09.2019 00:01

 

            Yazıma bir şiirle başlamak isterdim. Fakat ne hikmetse şiirle başladığım her yazım bir şiir  olup uçuverdi. Boş sofranın başında yazısız kalıveriyor insan. Sana vaad edilen hayaller şiirle birlikte hayal alemine göç ediyor. Oysa bu dünya sofrasını çoktan toplamış biri olarak yazılarıma devam etmek istiyordum. Sefere çıkan her yolcu gibi sefer tasımda hiç olmazsa bir dervişin azığı kadar bir azıkla da yetinmek istiyordum.

            Neydi efendim mesele... Bir okuyucum daha doğrusu dostum. Telefonun öbür ucunda şöyle diyordu.

Azizim aforizma...

Yazdıkların bir aforizmaya doğru gidiyor... Yazılarına mootol (bu kelime kıymetli dostuma has bir kelime zannediyordum ki Anadolu’da bazı köylerde “mukayyed ol” kelimelerinin karşılığıymış. Yakında başımıza çok iş açacak mootol. Allah’ım aklıma mukayyed ol.) Özlemle bekliyoruz aforizmalarını. Doğan her gün gibi bekliyoruz...

            Sahaf kültüründen çıkıp internet dünyasında seyahat eden birisinin aforizma oluşturması mahalleden aforoz edilmeye benzemez mi. Aforizma ve aforoz... İki kelime de bana yabancı ama birbirine çok yakın. Her konuda ve her türde kalem oynatmak haddimize mi. Hangi ağaçtan kafama elma düştü. Bu aforizmalar mahallesinde mihman gibi hisliyim. Bilmiyorum, belki çözülür yanılgılarım. Vakte erişir her şey gibi bu şey. Bir büyüğüm anlatmıştı. Görkemli dağların bir işaretidir altındaki madenler. Ve insanlar da içindeki madenlerle muhteşemdirler.

            Bir yazar olarak çağına şahitlik etmek en büyük görevi olmalı. Bu aforizma da olsa başka bir şey de olsa farketmez. Nasıl ki çiçek satan birinin çiçek alan biriyle zamanla bir hukuku oluşur, yazarın da çağının yanı sıra okuyucularıyla da hukuku oluşur. Ama bu hukuk

“Efendim daha önceki çiçekleriniz şöyleydi, böyle olsa daha iyi olmazmı diye...” olmamalı.

Okuyucu bende gördüğü aforizmayı afaroza çevirirse bu bir mesafe koymaya gider. Bu hem okuyucuyu kısırdöngüye sokar hem de yazarı.

            Şimdi yazar bir kere okuruna göre kendini sınırlandırırsa sözüm ona meşhur ve ma’ruf şair-yazar İsmet Özel’in Özel’in durumuna düşer.

Hani bir efsane de olsa okuyucuları İsmet Özel’i yolda görürler. “Efendim son şiirlerinizin kalitesi neden düştü.” İsmet Özel bu ya! Kendince cevap vermişmiş. “Ben son şiirlerimi halk için yazıyorum.” Bu durumu ne okuyucu ne de ‘şair-yazar’  hakk ediyor.

            Okuyucu bazen de eseri yazarın önüne geçirme çabasında olabiliyor. Bir gün vapur iskelesinde Ahmet Arif’i gören okuyucıları “Üstad, sizin şiirleriniz çok delikanlı” demişler. Ahmet Arif de sitemkârane bir ifade ile “ben de delikanlı değil miyim.” der. Haklı tabii. Şiiri delikanlı hale getiren delikanlı ruhumuz değil mi?

            Yine bir yazarın hikayesi...

Yıllarca yazılarında toplumun her kademesindeki insanlara yer veren bir yazar var. Fırıncıdan tutun, mahalle bakkalına, şekerci amcaya kadar bütün toplum katmanları içerisinde insanlarına yer vermiş bir yazar var. Bu yazar, son yazısında bir kültür abidesi kıymetli bir hocasının vefatına dair hüzünlü bir deneme kaleme alıyor. Bir okuyucusu ya da eleştirmen diyelim şöyle bir yazı kaleme almış.Önce yazarın yazısınından alıntı yapmış. “Bir evliyâ kerameti, bir enbiyâ mehabeti bırakıyorsun...Hoca! Kantarın topuzu kaçmamış mı biraz? Evliyâ derken enbiyâlığa getirip dayamışsın...”

            Günümüz modern dünyasında veli ve evliya bulmak mesele tâbii. Hırsızlık yapmayana, yalan söylemeyene, komşusunu gözetene, fakire fukaraya bakana enayi gözüyle bakıldığı için veli yâ da evlliyâlık kurumu yok olup gitmiş. Buna muhalefet eden ve Allah’ın inayetini arkasında bulan  nice veli tanıyorum.Enbiyâlığa gelince de yazarın kasdını anlamak için kendimizi yormaya gerek yok. Şair Şeref Akbaba’nın şu şiirini hatırlıyorum.

Benden Ebubekir olmamı istiyorsun. Sende Muhammedî olan ne var ki. Burada şair ne Ebubekir’dir ne de Muhammed’dir. Sadece onların mirasını devam ettirme gayreti ve çabasındadır. Ah Beleğat...

 

Not: Geçen hafta sonu Konya’da bizi Mevlana türbesini gezdiren ve Mevlevî dervişleri anlatan 20. Dönem Konya Milletvekili Abdullah Gencer vefat etmiştir. Allah’tan rahmet diler dost ve akrabalarına sabr-ı cemil niyaz ederim.

Not 2: Fatih Akıncılarından olan şehit Metin Yüksel’in arkadaşı İHH yönetim kurulu üyesi Ahmet Sarıkurt abimiz Hakka yürüdü. Yolu açık olsun. Allahtan rahmet diler, kederli ailesi ve dava arkadaşlarına sabr-ı cemil niyaz ediyorum.

Not 3 : Mısır’ın seçilmiş cumhurbaşkanıŞehid Muhammed Mursi’nin oğlu da Hakka yürüdü. Makamı ali olsun. Ailesine sabırlar niyaz ediyorum.

 

Son Haberler

  • 1

    Başkan Erdoğan Trump ile görüştü

  • 2

    Bakan Kurum'dan iklim değişikliği mesajı

  • 3

    Başkan Erdoğan kritik toplantıya katıldı

  • 4

    Galatasaray ikinci yarıda üstünlüğü koruyamadı

  • 5

    Sosyal medya provokatörlerine operasyon

Günün Manşetleri

PKK'ya Tunceli'de büyük darbe!
ABD'den F-35'lerle ilgili çarpıcı mesaj
Mardin'de hain tuzak!
İran'dan petrol tankeri açıklaması
ABD'de kimyasal tehlike! 3 kişi öldü
TEKNOFEST'te ödüller sahiplerini buldu
Sözde eğitim kampı! İşte zulüm böyle görüntülendi
Cumhurbaşkanlığı'ndan ABD kamuoyuna uyarı
TEKNOFEST'te tanıtıldı! Hayat kurtarıyor
60 bin kişiye gelir kapısı olacak
TYB İstanbul şubesinden İBB'ye tepki!
33 yılda 59 şehit verdiler
Gerginlik tırmanıyor! Ülke bayrağını yaktılar
180 bin kişi başvurdu! Hazine arazileri kiralanacak
Erdoğan New York uçuşu öncesi ABD'yi uyardı! Hazırlıklar tamam