Bir Derdi Olmalı İnsanın!
Bir derdi olmalı insanın, öyle bir dert ki insanı insan yapacak bir dert bu. Derdiyle dertlendiklerinin derdine derman olacak bir dert. Yaşama ve yaşadığına değecek bir dert olmalı.
Kendinden geçmeli dertlilere derman olurken. Derdin dert olmadığını derde yüklediği anlamla yaşamını şekillendireceği bir dert.
Mesela, İbrahim'in (as) derdi gibi, gerekirse Cebrail'e (as) bile "çekil aradan, beni Rabbim görmüyor mu ki?" dedirtecek bir dik duruş ve özgüven aşılayacak bir dert.
Kendi kendine kifayet edebilen, Allah'tan başka gerçek dostun olmayabileceğini, tek başına kalsa bile en büyük yardımcısının hiçbir zaman kendisini yalnız bırakmayacağı şuuru ile, "şahdamarından daha yakın" olduğunu hep bilecek bir akla ve kalbe sahip olduğu şuuru veren bir dert.
Mesela Musa'nın (as) derdi gibi, İsa'nın (as) derdi gibi, Yusuf'un (as) derdi gibi, Sevgililer Sevgilisinin (sav) derdi gibi, "Ümmetim ümmettim" diye bizi bizden daha çok düşünen Peygamberimizin 23 yıllık yaşamını "hayat kullanım kılavuzu" haline getirecek bir dert.
Ve sonra bu dertleri kıyamete kadar devam ettirecek dertliler ordusunun oluşmasında bir ruh olabilmek için hayatını ümmetin ve insanlığın ruhuna feda eden dert sevdalısı olabilmek.
Mevlana gibi aşılmaz dağları aşıp gönüllere derman olabilmek için bir yerden bir yere göçerek dertlenen, Yunus gibi, İbn Arabi gibi olmak mesela. Yol göstermeye, yaşam koçu olmaya, görünmez üniversiteler kurmaya dertlenmeli insan, ümmet için vatan için derde düşmeli.
Bir derdi olmalı insanın mesela Afrika'da, Asya'da, Ortadoğu'da dünyanın dört bir bucağında sömürülen kardeşlerini düşünebilecek, onların acılarına derman olabilecek bir kalbe, sıkıntılarına çözüm olabilecek bir cebe, esaretten ve ihanetten kurtulabilmelerine yol gösterebilecek bir akla sahip olmalı insan. Onlar için ağlayabilecek bir göze, onlar için dert yanabilecek bir dile, onlar için kafa yorabilecek bir düşünceye, onlar için uykusuz kalabilecek bir hissiyata sahip olmalı insan.
Yazarken bile bir dert ile yazabilmeli, her kelimeyi yerinde kullanıp bir kurşun gibi hedefi vurabilecek tetikte olmalı, bir kelimeyi bile israf etmeden besmeleyle göndermeli kelimeleri düşmanın kalbine.
Derdi için gerekirse sevdiklerinden, canlarından, dostlarından ayrı bırakılmayı bile göze alabilmeli. Hak ve hakikat için yola düşmeli. Çekinmeden, kılık değiştirmiş maskelilere karşı aşkı imanla mücadeleye girmeli, inandığı değerler için yok olmayı göze alabilmeli.
Gerçeğin ve hakikatin mücadelesini vermeli, "tek başına bir ordu" olabilmeli gerekirse.
"Derdi dünya olanın dünya kadar derdi olur." Dünya dertlerinden kurtulabilmek ancak, insanın kendine namutenahi bir hayatın yolculuğuna çıkartacak dertler edinmesi ile gerçekleşebilir. İnsanın düşünce ve yaşayışında dünyevileşmeden ulvi kalabilmesi ancak dünyevi değerler için sonsuzluk değerlerini gözardı etmemesiyle gerçekleşebilir.
Bir derdi olmalı insanın ve bu dert, insanı cennete, sevgiliye götürmeli. Sonsuzluk diyarının kapılarını açtırmalı.
Yaşamı boyunca elde edeceği dünyalık nimet garanti iken insanın, çıldırmışçasına onun peşine düşmesi kadar tuhaf bir şey olmasa gerek. Gölgenin insanın peşini takip etmesi. Rızık da öyle insanın peşinden koşar durur. Gölgenin peşinden koşan değil de derdinin peşinden koşanlardan olmalı insan.
"Kulum korkma, ben seni yarattım, ömrün boyunca rızkını vereceğim, telaşa gerek yok, harama sapma..." diye Yüce Yaratıcı garantilemişken, sonsuzluğu kazandıracak endişelerin, dertlerin peşinde koşmalı insan.
Mesela cenneti kazandıracak dertler edinmeli insan. Ulu Peygamber (sav) şöyle buyuruyor: "Bana altı şey için garanti verin, ben de size cenneti garanti edeyim: Konuştuğunuz vakit doğru söyleyin; Vadettiğinizde vefa gösterin; Emanet verildiği vakit ödeyin; Ferclerinizi (cinsel organlarınızı zinadan) koruyun; Gözlerinizi haramdan sakının; Ellerinizi haramdan çekin."
Bizi yüceltecek olan tek şey dinimize olan aşkla şevkle bağlı kalabilmek ve o yolda dert sahibi olabilmektedir.
Şu üç günlük dünyada derdi ümmet olan sonsuzluk sevdalıları gibi hayatı anlamlı kılacak dertliler ordusuna katılan dertlilerden olma temennisiyle.