FETÖ’nün darbe girişiminden sonra başta askeri liseler olmak üzere Kara, Deniz ve Hava Harp okulları kapatıldığında hayıflanmalar olmuştu. Ancak ortaya çıkan gerçek, bu okulların tamamen FETÖ kontrolüne geçtiğiydi. 2016 yılının 31 Temmuz günü Milli Savunma Üniversitesi kuruldu. Tüm subay ve astsubay okulları bu şemsiye altında toplandı.
15 Temmuz devlette bir dönüm noktasıydı. Darbe girişimi öncesi 81 İl Emniyet Müdürü’nden 75’i FETÖ’cüydü. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yönetim kadrosunu büyük oranda ele geçirmişlerdi. Darbe girişimi sonrası Türk Silahlı Kuvvetleri’nden yaklaşık 25 bin kişi ihraç edildi. Atılanların 150’i general, 10 bin 528’i ise subaydı. FETÖ’cü olmayanlar azınlıktaydı.
Asıl palazlandıkları alan eğitimdi. Dersaneler ve özel okullarda yetiştirdikleri mankurtlarla devletin tüm kurumlarına sızmışlardı. Ancak öncelik, gücü elinde bulunduran emniyet, adliye ve askeriyeydi. 15 Temmuz’dan sonraki bir yıllık süreçte ihraç edilen savcı ve hâkimlerin sayısı 4 bin 521’di. Adli sistemde kendini gizleyenler tespit edilince atılmaya devam ediyor.
***
İşin acı tarafı, mankurtlaştırılan zihinlerin asla pişmanlık duymaması. Gerçeği gördükleri halde batıl davaları için çalışmaya devam ediyorlar. Hapse girip çıkanlar yeniden FETÖ için çalışıyor. Son dönemde de geçmişte sahip oldukları özel okulları geri almak için her türlü hile hurdayı yapıyorlar. Adliyede olduğu gibi eğitimde de yeniden yapılanmaya çalışıyorlar.
Örneğini yeni bir olaydan vereyim. D.H. bir eğitim işletmecisiydi. Özel okulları vardı. 2024 yılında 10 şubeli bir özel okulun satışı kendisine teklif edildi, hisselerini satın aldı. Gerçek sahibi FETÖ’den hapisteydi. Şirket yöneticileri birinci derece yakınlarıydı. Hapisten çıkınca şirket merkezine baskın yapıp karar defterini yok ettiler. Soruşturma iki yıldır devam ediyor.
D.H. resmi evrakların koybolduğunu anlayınca ilgili mahkemeye suç duyurusunda bulundu. Ancak hapisten çıkan FETÖ’cü akrabalarına dava açtırarak, üstelik kendi yaptıkları usulsüzlükleri bahane edip şirket yönetimini ele geçirmeye çalıştı. Mahkeme çalınan evrakları istedi. D.H. sunamayınca aleyhte şirketin yeni sahibini yok sayıp hüküm kurdu!
***
FETÖ’cüler idari yargıda da Milli Eğitim Bakanlığı’nda da hâlâ kendilerine destek bulabiliyorlar. D.H. avukatlarını harekete geçirdi. Olayı hukuki açıdan sıkı şekilde takip ediyor. Ama geçmişte olduğu gibi bugün de FETÖ’cüler organize kötülüğe devam ediyor. Yargılamaya müdahil olmak gibi bir düşüncemiz yok ama FETÖ’nün uzantıları hâlâ aktif.
FETÖ, dünyada başka hiçbir terör örgütüne benzemiyor. Bugüne kadar 720 bin FETÖ’cü hakkında işlem yapıldı. 127 bin kişi mahkûm oldu. 54 bin kişi hakkında soruşturma var, yaklaşık 30 bin kişinin yargılaması da devam ediyor. On bini aşkın FETÖ hükümlüsü ve tutuklusu cezaevinde. Elebaşları ise yurt dışında, Amerika ve Almanya’nın kucağında.
FETÖ, PKK’dan daha tehlikeli bir terör örgütü diyenler haklı. PKK, kendisini feshetti, miadını doldurdu ve silah bırakıyor. Ancak yurt dışına kaçan FETÖ’cüler hala ülkeye dönüp devleti ele geçirmekten bahsediyor. Ne dersiniz, MİT’nin bir zamanlar PKK yöneticilerini birer ikişer avladığı gibi FETÖ elebaşlarını da avlamasının zamanı gelmedi mi?