Filistin’de Kan ve Gözyaşı

Yeryüzünde zulüm devam ediyor; özellikle de İslam coğrafyasında... Adeta her yer Kerbelâ, her an âşura (Hicri Muharrem ayının 10. günü)... Gün geçmiyor ki kan, gözyaşı, zulüm ve bombalar eksilmesin; gün geçmiyor ki adalet ve insanlık ayaklar altına alınmasın. Kim siper edecek gövdesini bu hayasızca akının.

Gazze'de Dört Kız Kardeş ve Annesi

Filistin’in Gazze Şeridi’nde süregelen insanî kriz, yürek burkan bir trajediye daha sahne oldu. Refah şehrinden göç etmek zorunda kalan ve Han Yunus’un Mevâsî bölgesinde sığınılacak bir yer arayan dört

Filistinli kız kardeş, düzenlenen hava saldırısında anneleriyle birlikte hayatlarını kaybetti.

Takva, Yakın, İhsan ve İman isimli kardeşler tıp fakültesi öğrencisiydiler ve savaşta yaralananlara kısmen de olsa yardım ediyorlardı.

Bu körpecik kız kardeşler Refah Tugayı komutanı Muhammed Mahmud Şabana’nın (Ebu Enes) kızlarıydı.

Bu dört genç kız kardeşin ölümü, Filistin’deki sivil kayıpların boyutunu bir kez daha gözler önüne sermeye yetiyordu.

Batı Şeria'da Direniş ve Zulüm

Bir başka trajedi de Batı Şeria’da yaşanıyor; köylerini korumaya çalışan Filistinliler kurşun yağmuruna tutuluyor. Yakın zamanda Filistinli bir aile, silahlı İsrailli işgalcilerin saldırısından topraklarını korumaya çalıştı.

Bunun üzerine saldırgan, Siyonist askerlerin gözleri önünde ailenin tüm fertlerine ateş açtı; dört kişiyi öldürdü, dört kişiyi de yaraladı. Bu sırada, İsrailli teröristlerden ele geçirdiği silahla iki İsrailli teröristi etkisiz hale getiren Filistinli genç, ailesiyle birlikte şehit edildi.

Batı Şeria’da, Gazze’de ve hatta tüm mazlum coğrafyada halk haysiyete, asalet ve şerefe susamış durumda. Şu ana kadar Müslümanların gündemini meşgul etmesi gereken en temel mesele, devrimin ve direnişin sembolü haline gelen ve ailesiyle birlikte şehit olan Şeyh Faruk Ramazan’dır.

Şehit Faruk Ramazan’ın sadece elleri vardı. Siyonistlerin makineli tüfeğini ellerinden almayı başardı. Ve terörist İsraillilere cevap verdi. İki teröristi telef etti.

Şeyh Faruk Ramazan için şu cümleleri kullanmak evladır: “Halka halka büyüyen bir katliam ve soykırıma karşı Hüseynî bir kıyam… Yenilgiler arasında, puslu bulutların arkasından yaklaşan bir hilal görüyorum.”

İşte İsrail terör organizasyonu budur; sivil görünümlü yerleşimcilerden askerlere kadar tüm unsurlarıyla terör uygulayan bir yapıdır.

Bölgesel Dengeler ve Çatışmalar

Öte yandan İran; İsrail destekçisi ABD’yi ve bölgedeki bütün silah depoları ile savaş gemilerini hedef aldı. İsrail’in küçük kasabalarını tamamen harap etti; raporlara göre bu bölgelerde en az on bin asker saklanıyordu. İran’ın İsrail kasabalarına düzenlediği hipersonik füze saldırılarında onlarca İsrail askeri öldürüldü.

İsrail ise bunun intikamını almak için Gazze Şeridi’ni savaş uçaklarıyla bombalıyor, Batı Şeria’daki Filistin köylerine silahlı teröristlerle saldırıyor. Köyler talan ediliyor, küçükbaş hayvanlar gasp ediliyor ve

Gazze’de çadırlar bombalanmaya devam ediyor.

Bugün maalesef kimse İsrail’e dur diyemiyor. Arada bir İran’ın İsrail merkezlerine yönelik saldırıları olmasa, İsrail’in hiçbir engelle karşılaşmayacağı açıkça görülüyor.