Geçtiğimiz günlerde bir gurup arkadaşımızla Filistin diyarına bir seyahatimiz oldu. Filistin diyorum burada İsrail'in kafalarda oluşturduğu algıyı kırmak için. İsrail, Telaviv (Tel-abib) köyü ile işgal ettiği Yafa şehrinden ibaretti. Diğer bütün topraklar şehirler, Filistindir. Yani biz, Kudüs'e özgürlük, Gazze'ye özgürlük, Filistin'e özgürlük dediğimizde kaybediyoruz herşeyi birer birer.
Peki, ne yapmak lazım? Filistin, Filistin, Filistin demek lazım. Sonra açarız Filistin kitabını. İlk sayfa tabii ki Kudüs olacaktır. Çünkü biz Filistin'i başkenti Kudüs olan bir devlet olarak biliyoruz. Sonra El-Halil, Ramallah, Eriha, Nablus, Cenin...
Filistin, Her diyarı bir göz yaşı her diyarı zengin bir tarih ve medeniyet hafızası. Kitab-ı Mukaddes diye bilinen Tevrat'ta "süt ve bal akan diyar" olarak anlatılmış. Tarih kitaplarında M.Ö. 12. Asırda deniz yoluyla Filistlerin gidip yerleştiği bölge olduğu için buraya Filistin diyoruz. Aslında burası Kenan Diyarı.İsrailoğlulları burayı ele geçiriyor. M.Ö. 15. Asırda... Bu yüzden İsrail, bu topraklar bizimdir derken Filistinliler de "biz, bu topraklara aitiz diyorlar.
Zulüm, Kenan diyarı yani Filistin'de birçok defa cereyan etmişti. En son Osmanlılar'ın buraları bırakmasıyla da başladı yeni zulüm. Ve devam ediyor. İngiliz Mandası ve Filistin'e Yahudi göçleri... Aslında oradaki kadim Yahudiler'le Müslümanların pek bir problemi olmadı. Kudüs'teki mukim Hristiyanların da Müslümanlarla problemi yoktu. Bugün hala kendi aralarında anlaşamadıkları Kadim Kıyamet kilesinin kapısını iki Müslüman aile dört yüz yıldır açıp kapatıyor.
O zaman sormak lazım, problem nerede? Haçlı Seferleri`nin amacı Kudüs'ü Müslümanların elinden kurtarmanın çok ötesindeydi. Avrupa'nın açlık ve sefalet sınırına gelmesinden neş'et Haçlılar Zengin Doğu ülkelerine sefer yapıp ganimetlerle dönmek istemeleriydi. Bugün Fransa'ya her yıl Afrika ülkelerinin haraç vermesinin sebebi Fransa'nın vaktiyle aç kalıp bu beldelere saldırmasıydı ve haraca bağlamasıydı. Haçlı Seferlerini organize etmek de Hristiyan din adamlarına düşecekti. Hıristiyanları Müslümanlara karşı dolduran Hristiyan din adamları Avrupa'da epeyce asker toplar ve Müslüman Beledelere sefer düzenlenir. Haçlılar sadece Kudüs'te seksen bin Müslüman'ı şehit etmiştir. Ama Sultan Selahaddin, Kudüs'e girdiğinde bunu yapmadı. Peki ne yaptı?
M.S. 1187'de Hıttın Savaşı sonucu Kudüs'ün fethi gerçekleşmiş ve Hristiyanlar, büyük bir korku ve paniğe kapılmıştı. Onlar, Sultan Selahaddin'in 88 yıl öncenin intikamını alacağını düşünüyorlardı. Ancak durum hiç de düşündükleri gibi olmamıştı. Selahaddin Eyyubî, Kudüs'te mukim Hristiyanların hiçbirine dokunmadı. Sadece Haçlı zihniyetiyle Kudüs'e gelen Katolik Hıristiyanların şehri terk etmeleri emredilmişti. "Haçlı" zihniyetine sahip olmayan Ortodokslar'ın şehirde yaşamaya ve diledikleri gibi ibadet etmeye devam etmelerine imkan sağlanmıştı.
Savaşın ardından Selahaddin'in huzuruna çıkarılan Haçlıların iki kumandanı, Reynald de Chatillon ve Kral Guy yargılanmış, Müslümanlara karşı korkunç vahşetlerle sabık tapınakçı Reynauld of Chatillon idam edilirken aynı suçları işlememiş olan Kral Guy da serbest bırakılmıştı. Kudüs'te Hıristiyan alemi adaletin ne olduğunu bir kez daha görmüş ve yine utanmışlardı.
Selahaddin, Kudüst'te öyle bir fetih gerçekleştirdi ki bu fetih yıllar sonra İngiliz tarihçi Karen Armstrong kitabında şöyle anlatacaktı; "Selahaddin ve ordusu Kudüs`e fatihler olarak girdiler; gelecekteki sekiz asır boyunca şehir bir Müslüman kalacaktı."Yazar, siyaseten Müslüman şehri diyor ama Kudüs, Yahudilerin de Hristiyanların da kendilerini rahat hissetikleri bir şehirdi Müslümanların yönetiminde.
İstanbul'dan uçağa binip Tel-Aviv semalarına geldiğimizde not defterimde biriktirdiğim notlar, kafamda dolaşan düşünceler ve şairin dediği gibi
"Mescid-i Aksa'yı gördüm düşümde" misali gibi düşlerle donatılmıştım. Şimdi tarih, siyaset, din, edebiyat ve güncel bilgilerle Ben Gurion Havaalanındayım. Bakalım İsrail, yüz yıl önce bırakıp gittiğimiz topraklara gelmeme izin verecek mi?Onu da haftaya anlatırım inşallah.