Düşünce tarihinde kendinden sonraki zamanları etkileyen büyük düşünürlerden biri de Platon'dur. Sokrat'ın gölgesinde hayatını ve entelektüel serüvenini sürdüren Platon, Devlet adlı meşhur-ütopik eserinde filozoflar ile yöneticiler arasında şöyle bir analoji kurar: "Toplumlar, filozofların kral, ya da kralların filozof olduğu güne kadar, rahat huzur yüzü görmeyeceklerdir."
Dün müstakbel Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun konuşmasını dinlerken aklıma gelen ilk şey, filozof kralın bu topraklardaki doğuşu oldu. Güçlü bir entelektüel olan Davutoğlu'nun konuşması, tam bir manifesto niteliğindeydi. Rasyonalite ile duygusallığın iç içe geçmiş olduğu konuşma, Davutoğlu döneminin ilk işaret fişeği niteliğindeydi; rasyonel, duygusal, kuşatıcı ve tutarlı…
Yeni bir siyasetin arifesindeyiz…
Konuşmasında modernitenin sorunlarına doğru "retrospektif bir yolculuk" yapan Davutoğlu, Anadolu'nun bu coğrafyanın özgünlüğünü şöyle ortaya koydu: "Eğer insanlık tarihi kadim, modernite ve küreselleşme gibi evrelere ayrılırsa şunu çok açık şekilde söyleyebiliriz ki, bu ülke, bu aziz topraklar, sadece jeostratejik değil, jeokültürel öneme haiz topraklar kadimin bütün renklerini bünyesinde barındırırlar. İslam medeniyetini, ondan önceki Mezopotamya kültürünü, ondan önceki Hitit, Roma kültürünü bünyesinde barındırır. Hiç bir medeniyet havzası yoktur ki Anadolu ile etkileşime girmemiş olsun. Yine modernite esas alındığında bu kadim kültüre sahip olan başka hiç bir ülke yoktur ki moderniteyle bizim gibi yüzleşmemiştir ve nihayet kürselleşmeyi de bizim kadar derinden ve yakından yaşayan bir başka ülke yoktur. Şimdi büyük bir yeni kültürel uyanışın arifesindeyiz. Bu yeni kültürel uyanış, insanlığın temel değerler itibarıyla varoluşsal ve epistemolojik problemlerle karşı karşıya kaldığı bir dönemde bütün insanlığa evrensel bir medeniyet çağrısı yapacak bir uyanış." İşte bu uyanış imgesi ve restorasyon vurgusu, Davutoğlu siyasetinin parametrelerini ortaya koyar nitelikte…
AK Parti Kongresinin Gösterdikleri…
1. Yeni bir siyaset tasavvurunun arafesindeyiz. Entelektüel derinliğinin yanı sıra gerçekleri ıskalamayan bir siyaset biçiminin eşiğindeyiz. Bir tarafıyla devrimci olmaya aday olan bu siyaset, doğu ile batı'nın; geçmiş ile geleceğin sentezi olacak.
2. Bu kongre, AK Parti'nin kaderinin ANAP veya DYP'ye benzemeyeceğini gösterdi. Erdoğan sonrasında AK Parti, yoluna güçlü bir şekilde devam edecek gibi görünüyor.
3. Davutoğlu, felsefesi güçlü bir Türk siyasetinin çerçevesini çizdi. Siyasetin, politika yapmanın yanı sıra, ahlaki ve vicdani bir boyutunun olduğu ortaya koydu.
4. Davutoğlu'nun konuşması, ülkesini küresel bir güce ve aktöre dönüştürmeye aday bir liderin konuşmasıydı. Bu konuşma, Rahmetli Turgut Özal'ın, "21. asır, Türk asrı olacak" yargısının gerçekleştirilmesine dönük parametreler taşıyor. Eğer "siyasi akıl tutulması" yaşanmazsa, Türkiye'nin hinterlandını belirleyecek olan AK Parti'dir, Ahmet Davutoğlu'dur. Davutoğlu'nun tercih edilmesi, Türkiye'nin küresel liderlik vizyonundan vazgeçmediğinin de göstergesidir.