Galata’nın Sesleri ilk kez 8D Teknolojiyle haritalandı


Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) tarafından yürütülen “Galata’yı Dinlemek” projesi, tarihi semtin çok kültürlü kimliğini bu kez sesler üzerinden belgeledi. 8D teknolojiyle kaydedilen mekânsal sesler, Galata’nın geçmişten bugüne uzanan akustik hafızasını dijital bir haritaya dönüştürdü.

“Galata’yı Dinlemek” projesi, tam da bu zenginliği zaman-mekân bütünlüğü içinde kayıt altına aldı.

Galata’yı Görmek Değil, “Duymak”: Yeni Bir Kent Belleği Yaklaşımı

Kentler yalnızca binalarıyla değil, sesleriyle de hafıza oluşturur. Esnafın çağrısından ibadethanelerin melodilerine, sokak müzisyenlerinden bavul tekerleklerinin taş sokaklardaki ritmine kadar her ses, o kente ait bir hikâye anlatır. Etnomüzikoloji alanında 1990’lardan itibaren gelişen yaklaşımlar, mekân-beden-ses ilişkisini merkeze alarak şehirlerin işitsel kimliğinin kültürel bir belge olduğunu ortaya koyuyor. Bu bakışın en bilinen kavramı, antropolog Steven Feld’in “akustemoloji”si: dünyayı sesle bilme, ses yoluyla anlamlandırma. Bu proje tam da bu kavramı İstanbul’a uyguluyor.

ÇOK KATMANLI BİR SEMTİN AKUSTİK DOKUSU

Kadim semt Galata, yüzyıllar boyunca ticaretin, inancın ve sanatın kesişim noktası oldu. Bugün hâlâ; farklı dillerde konuşmalar, çalgı atölyelerinden taşan melodiler, kilise çanları, sokak müzisyenleri, yoğun turist hareketliliği ve gündelik yaşamın uğultusu bu semtin ses haritasını oluşturuyor. “Galata’yı Dinlemek” projesi, tam da bu zenginliği zaman-mekân bütünlüğü içinde kayıt altına aldı.

8D TEKNOLOJİYLE “ORADAYMIŞ GİBİ” DENEYİM

Nisan 2023 – Nisan 2025 arasında yürütülen projede araştırma ekibi, Zoom H3-VR sanal gerçeklik ses kayıt cihazı ile ortamı tüm yönleriyle algılayan 360° ses kayıtları elde etti. Görüntüler ise eş zamanlı olarak 360° video kameralarla çekildi. Kayıtlar sırasında çevreye hiçbir müdahale yapılmadı; sesler doğal akışı içinde, olduğu gibi belgelendi. Böylece, belirli bir zaman aralığında Galata’nın gerçek işitsel çevresi geleceğe aktarılmış oldu.

TÜNEL’DEN GALATA KULESİ’NE UZANAN BİR SES YÜRÜYÜŞÜ

Araştırma, Beyoğlu Tünel’den başlayıp Galata Kulesi’ne ulaşan hat üzerinde gerçekleştirildi. Galip Dede Caddesi ve Yüksek Kaldırım boyunca yapılan yürüyüşlerde hem gündüz hem akşam kayıtları alındı. Bu yöntem, gündelik ritmin zamansal değişimini belgelemeyi mümkün kıldı.

Sesler artık erişebilebilir dijital bir haritada

Tüm kayıtlar, interaktif bir web platformu üzerinden erişime açıldı. Ziyaretçiler, harita üzerindeki noktalara tıklayarak Galata’nın güncel işitsel ortamını 8D teknolojiyle deneyimliyor; adeta o sokakta yürüyormuş hissine kapılıyor. Bu harita yalnızca bir ses çalışması değil; kent tarihi, kültürel bellek, çok kültürlülük ve mekânsal deneyim açısından önemli bir dijital arşiv niteliği taşıyor.

KÜLTÜREL BELLEĞE DİJİTAL BİR KATKI

Projenin yürütücüsü Dr. Sungu Okan, çalışmanın hem etnomüzikoloji alanına hem de kent araştırmalarına yeni bir yöntem ve belge kazandırdığını belirtiyor. Çalışmanın ileride bir sergiye dönüştürülebilecek nitelikte görsel-işitsel malzeme ürettiği ifade ediliyor.

//////

Neden Önemli?

Bu proje, şehirlerin yalnızca mimariyle değil, seslerle de anlaşılabileceğini hatırlatıyor. Seslerin kültürel bir veri olarak değerlendirilmesi; kentsel dönüşümün izlenmesi, dijital arşivlerin oluşturulması ve kültürel unsurların geleceğe aktarılması açısından büyük önem taşıyor. “Galata’yı Dinlemek”, İstanbul’un çok kültürlü mirasını işitsel bir hafıza olarak kayda geçirerek bu alanda atılmış öncü adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Not: Bu haber, MSGSÜ Dr. Öğr. Üyesi Sungu Okan tarafından hazırlanan “Galata’yı Dinlemek: İstanbul’da Bir Kültür, Sanat ve İnanç Merkezinin Ses Haritası Projesi” başlıklı proje raporundan derlenmiştir.