Öyle görünüyor ki, önümüzdeki evet-hayır referandumu batılı emperyalistleri bizden daha çok ilgilendiriyor. Hollanda, Almanya, İsviçre vb. nice ülkeler, bizim dahildeki muhaliflerden daha şiddetli muhalefet yapmaktadırlar. Özellikle son günlerde Hollanda ve Almanya'nın tavrını anlamak na mümkün.
Yarım asırdan fazladır Avrupa birliğiyle yatar kalkarız. Bizden çok çok daha geride olan nice kıytırık devletler birliğe kabul edilirken, biz hala bekletiliyoruz. Kur'an ve Sünnetin öğretilerine az çok vakıf olan her aklıselim Müslüman, bu işin boş bir hülya olduğunu biliyor ve haykırıyordu. Ancak ne yazık ki gelişen olaylar ve şartlar bizi bu zalimlerin kapısında, el pençe divan durmaya bizi zorladı. Tabi bunda batıya endeksli kafalarında etkisi büyüktü…
Halbuki kainatın sahibi olan Allah (cc) ta 1450 yıl öteden, bu kafirlere karşı defalarca bizi uyarmıştı. Kur'an, Haçlı Siyonist ittifakıyla, İslam ümmetinin ittifakının mümkün olmadığını, defalarca ihtar etmişti. İşte birkaç örnek:
"Ey inananlar! Sakın Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez." (Maide 5/51)
"Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. (Bakara 2/120)
"Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kafir yaparlar." (Ali İmran 3/100)
"Mü'minler, mü'minleri bırakıp inkarcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah, asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah'adır." (Ali İmran 3/28)
Resulullah (sav) ın sadece şu hadisi şerifi de düşmandan gelebilecek tehlikenin büyüklüğüne net olarak işaret etmektedir: "Diğer milletler, tıpkı yırtıcı hayvanların yemleri üzerine üşüşmeleri gibi sizin üzerinize üşüşecekler." soruldu: "Ya Rasûlullah, o gün sayımız çok az olacağı için mi?" Efendimiz (sav): "Hayır" der. "Bilakis, o gün sayınız çok olacak. Fakat akıntıya kapılan çer-çöp gibi olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden sizin heybetinizi çıkaracak, sizin kalbinize de "vehen" verecek." Yine soruldu: "Vehen nedir ya Rasûlullah?.." Buyurdu ki: "Dünya sevgisi ve ölüm korkusudur." (Ebû Davûd, melahim 5; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 2/359; 5/278.)
Bir asırdan fazladır İslam ümmetine tüm bu cürümleri reva gören batılılar, Siyonistler, evangelistler, neo conlar, masonlar, kısaca bil cümle kafirler, tarih boyu yaptıkları kahpelikleri, son bir asırda binlerce kat katlayarak devam ettiriyorlar. Silahlar, teknoloji vs. araç gereçlerin güçlenmesi oranında zulüm de artıyor. Çünkü kafirler, gücü zorbalık ve insanlık dışı muameleler için kullanmayı iftiharla yapıyorlar. Halbuki güç ümmetin elindeyken, gücü huzur, güven ve adalet için kullanıyordu. Kaldı ki sadece kendi tebaası değil tüm dünya insanlığı için…
BM, NATO, AHİM, AB, AP, G20, 5li çete vd. uluslararası kuruluşlar, çifte standartlarını, ikiyüzlülüklerini, (aslında çok yüzlülük mü, bukalemun luk mu? demeli…) riyakarlıklarını vs. daha ne zamana kadar devam edecekler. Bunlara kim ne zaman dur diyecek…
Ancak şunu da unutmayalım düşman düşmanlığını yapacaktır elbette. "ayıdan post, gavurdan dost olmaz." Sözü boşuna değil… Bunlara "neden bunca zulmü yapıyorsunuz?" demek, akrebe neden sokuyorsun?" demek gibi bir şey… Sokmak akrebin, yılanın tabiatıdır… Parçalamak, öldürmek vahşi hayvanların yaratılışı gereğidir. Bunlar, Kur'an'ın ifadesiyle hayvanda da daha alçaktırlar…
Ancak şunun altını kalın çizgilerle çizerek tekrar tekrar beyan etmeliyiz ki, İslam ümmetinin bu karanlık tablosunun sebebi; kendisinin zayıf ve güçsüzlüğü, düşmanının da güçlü olmasından değildir. Asıl sebep binbir tefrika sebebiyle, İslam ümmetinin gücünün dağınık olmasındandır. Tabi beraberinde şunu da tekrar edelim.
Esasen tek yolu var bunun, İSLAM BİRLİĞİ… İslam baharı yarıda kesilmeseydi, İslam ve ümmet birliğine yönelik büyük bir adımdı. Ancak her şey bitmiş değil… Ümmet tüm unsurlarıyla "İslam birliği" için harekete geçmeli. Ümmetin gücünün farkında olan devlet adamları, idareciler, STK lar, cemaatler, cemiyetler, tarikatlar, üniversiteler, diyanet camiası, tüm tüzel hatta özel kişilikler… Her birimiz ne yapabilirsek, sesimizi nereye, kime, nasıl, hangi yollarla iletebiliyorsak hemen başlamalı, sonuç alıncaya kadar da durmamalıyız. Israrla, azimle, sebatla…
Evet, yeter artık diyen tüm Müslümanlar… Ümmetin gücünün farkında olanlar… Ümmetin sancısını yüreğinde hisseden yiğit müminler… Düşmanın sinsiliğini, kalleşliğini fark eden basiret sahipleri… İLAM BİRLİĞİ nin aciliyetinin farkında olan feraset sahipleri… Haydi, işe koyulma zamanı… Daha çok geç olmadan. Geciken her gün binlerce can, çiğnenen ümmetin izzeti, mukaddes değerleri ve ümmetin talan edilen servetleri demektir. Haydi, hemen şimdi… Selam… Dua…