Gaza basıyorum, benimle birlikte gelin!

Serdar Arseven

GAZA BASIYORUM, BENİMLE BİRLİKTE GELİN!

Türkiye’nin son yıllarda attığı birçok doğru adımı memnuniyetle takip ediyor, ülkemizin önünü açan her güzel işe destek vermeyi millî bir vazife biliyorum.

Türkiye artık kendi kararlarını veren, özgüveni iyice artmış, çevresinde olup bitenlere seyirci kalmayan çok güçlü bir ülke olma yolunda ilerliyor.

Türkiye, bölgesel güç olmanın ötesine geçerek küresel ölçekte ağırlığı giderek artan bir ülke olma yolunda ilerliyor.

Bütün bunları takdir ediyor olmam, her yapılanı doğru bulduğum anlamına mı geliyor?

Elbette hayır.

Benim de ciddi endişelerim var.

Özellikle kültür, eğitim ve en önemlisi AİLE konusunda daha yapacak çok işimiz olduğunu düşünüyorum.

Medyanın bu kadar kirlendiği süreçte üzerimize düşen çok şeyler var.

Bundan sonra daha çok yazacağım.

Daha çok konuşacağım.

Daha çok çözüm önereceğim.

Gaza iyice basıyorum artık.

Benimle birlikte gelin!

GAZA BASIYORUM, BENİMLE BİRLİKTE GELİN!

Türkiye’nin son yıllarda attığı birçok doğru adımı memnuniyetle takip ediyor, ülkemizin önünü açan her güzel işe destek vermeyi millî bir vazife biliyorum.

Savunmada, güvenlikte, diplomaside, ulaştırmada, enerjide, terörle mücadelede ve bölgesel-küresel siyasette ülkemizin kat ettiği mesafeler hepimizi gururlandırıyor.

Türkiye artık kendi kararlarını veren, özgüveni iyice artmış, çevresinde olup bitenlere seyirci kalmayan çok güçlü bir ülke olma yolunda ilerliyor.

Türkiye, bölgesel güç olmanın ötesine geçerek küresel ölçekte ağırlığı giderek artan bir ülke olma yolunda ilerliyor.

Bütün bunları takdir ediyor olmam, her yapılanı doğru bulduğum anlamına mı geliyor?

Elbette hayır.

Benim de ciddi endişelerim var.

Beğenmediğim işler, eksik gördüğüm alanlar, yanlış bulduğum uygulamalar var.

Özellikle kültür, eğitim ve en önemlisi AİLE konusunda daha yapacak çok işimiz olduğunu düşünüyorum.

Beni asıl düşündüren de burası.

Çünkü bir ülkenin geleceği sadece savunma, ulaştırma ve enerji alanlarındaki başarılarla şekillenmez.

Aile güçlü değilse toplum güçlü olamaz.

Toplum güçlü değilse devletin gücü de kalıcı olamaz.

Eğitim sağlam değilse geleceğe güvenle bakamayız.

Kültürümüzü ve değerlerimizi genç kuşaklara doğru şekilde aktaramazsak, elde ettiğimiz maddi başarıları kalıcı bir medeniyet yürüyüşüne dönüştürmekte zorlanırız.

Çocuklarımız nasıl yetişiyor?

Gençlerimiz hangi değerlerle ve hangi hedeflerle hayata hazırlanıyor?

Aile kurumunu güçlendirmek için yeterince gayret gösteriyor muyuz?

Eğitim sistemimiz çocuklarımızı geleceğe hazırlarken onların karakterlerini ve aidiyet duygularını da yeterince besliyor mu?

Kültür alanında istediğimiz etkiyi oluşturabildik mi?

Bunları sormak, ülkesini seven insanın sorumluluğudur.

Ben de bu sorumluluğun gereğini yerine getirmeye çalışıyorum.

Güzel işleri destekleyeceğim.

Doğru gördüğüm adımların yanında olacağım.

Ama eksikleri de söyleyeceğim.

Yanlış gördüklerimi de dile getireceğim.

Çünkü gazetecilik yalnızca alkışlamak değildir.

Eleştirmek de değildir.

Asıl mesele, doğruyu gösterirken çözüm için de fikir ortaya koyabilmektir.

Bundan sonra özellikle kültür, eğitim, aile, gençlik ve toplumsal hayatımızı ilgilendiren konularda daha fazla yazacağım.

Daha fazla soru soracağım.

Daha fazla çözüm teklifinde bulunacağım.

Elbette her şeyi bilmem mümkün değil.

Ama her alanın uzmanlarına ulaşmak, onların bilgi ve tecrübelerini kamuoyunun ve ülkemizi yönetenlerin gündemine taşımak mümkün.

Bunu yapacağım.

Kimseyi kırmadan, kimseyi dışlamadan ama meselelerin üzerine de cesaretle giderek…

Ben 28 Şubat karanlıklarını yaşamış bir gazeteci-yazarım.

Nerelerden geldiğimizi biliyorum.

Bugün nerede olduğumuzu da görüyorum.

Ben güçlü bir Türkiye istiyorum.

Savunması güçlü…

Ekonomisi güçlü…

Diplomasisi güçlü…

Aynı zamanda ailesi güçlü, eğitimi güçlü, kültürü güçlü, gençlerine güven veren bir Türkiye.

Çocuklarımızın geleceğine umutla baktığı…

Gençlerimizin kendisini değerli hissettiği…

Ailelerin daha güçlü olduğu…

İşte bunun için artık daha fazla çalışacağım.

Medyanın bu kadar kirlendiği süreçte üzerimize düşen çok şeyler var.

Daha çok yazacağım.

Daha çok konuşacağım.

Daha çok çözüm önereceğim.

Gaza iyice basıyorum artık.

Türkiye’nin güzel geleceğine inanan…

Eksikleri birlikte tamamlamak isteyen…

Güzel işlere destek olurken daha iyisini istemekten çekinmeyen herkesi bu yürüyüşe davet ediyorum.

Benimle birlikte gelin!

Çünkü hepimizin ortak bir meselesi, ortak bir umudu var:

Daha güçlü, daha huzurlu, daha müreffeh ve geleceğine güvenle bakan bir Türkiye.