Trend

Gazali - İhyau Ulumiddin - Hac seferinden dönüş

Büyük İslam Alimi Ebu Hamid Muhammed Gazali''nin İhyau Ulûmi''d-Dîn eserinden bölümler: Hac Seferinin Başlangıcından Memlekete Geri Dönûnceye Kadar Yapılması Gereken ameller

Giriş

Tevhid kelimesini kullarına sığmak, Beyt-i Atik'i (Kabeyi) müracaat merkezi yapan Allah'a hamdolsun!. O Allah ki, fazl ve şeref yönünden Beyt-i Atik'i kendi zatına nisbet etmiştir. O Beyt-i Atik'i ziyaret etmeyi, kulu ile azap arasına bir perde olarak germiş ve kalkan yapmıştır.

Rahmet peygamberi ve ümmetin efendisi Hz. Muhammed'e, halkın efendileri, hakkın öncüleri olan aline ve ashabına salat ve selam olsun!

Hac, İslam'ın rükûn ve esaslarından biri, ömrün ibadeti, işlerin sonu ve İslam'ın tamamı, dinin kemalidir.
Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçtim.
(Maide/3)

Hac hakkında Hz. Peygamber de şöyle buyurmaktadır:
İmkanı olduğu halde hac etmeyerek ölen bir kimse ister yahudi, isterse hıristiyan olarak ölsün.1

Ne büyüktür o ibadet ki, onun olmamasiyle din kemalini kaybeder ve imkanı olduğu halde onu terkeden bir kimse, dalalet yö-nünden hristiyan ve yahudilerle eşit olur. Böyle bir ibadete beşeri takatî yöneltip izahını yapmak, rükûn, sünnet, adab, fazilet ve sırlarını teker teker saymak en uygun harekettir. Bütün bunların sayılması Allah'ın tevfîkiyle üç bölümde yapılacaktır.

Birinci bölüm: Haccın, Mekke'nin, Beyt-i Atik'in (Kabe'nin) fazileti, haccın rükûnleri ve vücûbunun şartları

İkinci bölüm: Seferin başlangıcından dönüşe kadar olan zahirî amellerin tertibi

Üçüncü bölüm: Bu ibadetin ince adabları, sırları ve batınî amelleri

1) İbn Adiy, (Ebu Hüreyre'den)

Hac Seferinin Başlangıcından Memlekete Geri Dönûnceye Kadar Yapılması Gereken ameller

Hac Seferinin Başlangıcından Memlekete Geri Dönûnceye Kadar Yapılması Gereken Zahirî Amellerin Tertibi

Bütün bunlar on maddede toplanır:
I. Evden çıkıştan başlayıp ihrama girişe kadar devam eden durumları kapsar.

Bu da sekiz kısma ayrılır:
1. Hacca giden bir insan öncelikle tevbe etmeli. Zulmen aldığı malları sahiplerine iade edip, borçlarının tamamını ödemelidir. Üzerine nafakası vacib olanların dönünceye kadar ki nafakalarını vermelidir.Yanındaki emanetleri sahiplerine iade etmelidir. Cimrilik etmemek sûretiyle gidiş ve gelişine yetecek derecede helal ve temiz maldan beraberinde bulundurmalıdır. Yiyeceğinde fakir fukaraya yardım edeceğinden kendisine yetecek derecede yanında para bulundurmalıdır.
Evinden çıkmadan önce biraz sadaka vermelidir. Yolda binmek için yük taşımaya el verişli bir hayvanı ya satın almalı veya böyle bir hayvan kiralamalıdır. Eğer bineği kiralarsa, binek sahibine az veya çok bineğe neler yükleyeceğini söylemeli ve rızasını almalıdır.

2. Salih, hayırsever ve kendisine yardımcı olacak bir arkadaş araması uygundur. Öyle bir arkadaş aramalıdır ki, unuttuğu zaman kendisine hatırlatsın, hatırladığı zaman, kendisine yardımcı olsun, korktuğunda kendisine cesaret versin, acizliğinde kuvvet, sıkıntı anında sabır tavsiye etsin. Hacca gitmeyen arkadaşlarıyla vedalaşmalı, din kardeşleri ve komşularıyla helallaşmalıdır.
Onlarla vedalaşıp dualarını almalıdır. Çünkü Allah Teala onların da dualarında büyük faydalar ve hayırlar kılmıştır.

Veda'da. sünnet-i seniyye şöyledir:
Dinini, emanetini ve amelinin sonuçlarını Allah'a ısmarlarım.35

Hz. Peygamber (s.a) sefere giden bir kimseye şöyle derdi:
Allah'ın koruması ve himayesinde ol. Allah sana takvayı azık olarak versin. Senin günahını bağışlasın. Nerede olursan ol, seni hayra muvaffak kılsın.36

3. Evinden çıkmak istediği zaman, iki rek'at namaz kılıp birinci rek'atta Fatiha'dan sonra Kafirûn sûresini, ikinci rek'atta da İhlas sûresini okuması uygundur. Namazı bitirdikten sonra ellerini kaldırıp saf bir ihlas ve sadık bir niyetle Allah Teala'ya dua ederek şöyle demelidir:
Allahım! Seferde arkadaşım sensin. Geride bıraktığım aile efradımın, malımın, çoluk çocuğumun ve arkadaşlarımın benim yerime bakıcısı sensin. Bizi ve onları her çeşit afet ve felaketten koru.
Ey Allahım! Bu seferimizde senden takva ve seni razı edecek amelleri isteriz.

Ey Allahım! Senden yolu bize kısaltmanı, seferi bize kolaylaştırmanı isteriz. Bu seferimizde beden, din ve mal selametini bize ihsan et. Bizi beytinin ziyaretine, habîbi edibin Muhammed Mustafa'nın kabr-i şerifini ziyaret etmeye vasıl eyle.

Ey Allahım! Seferin şiddetinden, dönüşün üzüntü verecek durumlarından, aile efradı, mal, evlat ve arkadaşlarımızın kötü görünmelerinden sana sığınıyoruz.
Ya rabbî! Bizi ve onları himayene al. Nimetini bizden ve onlardan alma. Âfiyetini bizden ve onlardan esirgeme!

4. Evinden çıkınca şöyle demelidir:
Allah'ın ismiyle başlarım, Allah'a tevekkül ettim. Günahtan dönüş ve ibadete başlayış ancak Allah'ın yardımıyladır.

Ey rabbim! Dalalete gitmekten ve götürmekten, zelil olmaktan ve zelil etmekten, sapmaktan ve saptırmaktan, zulmetmekten ve zulme uğramaktan, cahillik etmekten ve bana cahillik edilmesinden sana sığınıyorum.

Allahım! Ben zalim, mütecaviz, riyakar ve şöhretperest ola-rak bu sefere çıkmadım. Bu sefere çıkışımın sebebi senin gazabından korunmak, rızanı elde etmek, farz ibadetimi ye-rine getirmek, peygamberinin sünnetine uymak ve seninle manen bir araya gelmenin şevkini tatmaktır.

Yoluna devam ettiği zaman da şöyle demelidir:
Ya rabbî! Senin kuvvetinle yürüyorum. Sana tevekkül ettim. Senin kopmaz ipine tutundum. Kalbimi sana yönelttim. Güvenim için ümidim sensin. Benim için önemli olan ve olmayan herşeyden bana lûtufda bulun. Senin benden daha iyi bildiğin konularda bana lûtufta bulun. Senin komşuluğun elde edilmez bir komşuluktur. Senin senan azametlidir. Senden başka ilah yoktur. Yarabbi! Azık olarak bana takvayı ihsan et. Günahımı bağışla. Nereye yönelirsem yöneleyim, beni hayra yönelt!
Her inip konakladığı yerde bu duayı okumalıdır.

5. Bir bineğe binerken de şöyle demelidir:
Bismillah ve billah. Allah herşeyden daha büyüktür. Allah'a tevekkül ettim. Günahtan dönüş ve ibadete varış, ancak yüce olan Allah'ın kudretiyle olur. Allah neyi dilerse o olur. Dilemeyince olmaz. Bize bu vasıtayı musahhar kılan mutî yapan Allah, her çeşit eksiklikten yücedir. Yoksa biz bunlara güç yetiremezdik. Muhakkak biz dönüp rabbimize varacağız. Yarab! Yüzümü sana yönelttim. Bütün işlerimi sana tefviz eyledim. Bütün işlerimde sana tevekkül ettim. Sen bana kafisin ve ne güzel vekilsin! Bineğin sırtına yerleştiği ve binek de altında karar kıldığı zaman, yedi defa şöyle demelidir:
Allah her noksandan münezzehtir. Hamd, Allah'a mahsustur. Allah'tan başka ilah yoktur, Allah herşeyden yücedir!

Daha sonra şu duayı okumalıdır:
Hamd, bizi bu doğru yola ileten Allah'a mahsustur. Eğer Allah bizi bu doğru yola iletmeseydi, biz kendiliğimizden bunu bulamazdık. Ey Allahım! Bineğin sırtına bindiren sensin. Her işte yardım eden sensin!

6. Sünnet-i seniyye odur ki, güneş kızışmadıkça yoluna devam edip istirahat için inmemelidir. Yolculuğun ekserisi, geceleyin olmalıdır.

Çünkü Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur:
Geceleyin yolculuk yapmaya gayret gösteriniz. Çünkü yer yüzü, gündüzden daha fazla geceleyin kısalır.37

Gece az uyumalıdır ki yürümek sûretiyle mesafe katedebilsin.

Herhangi bir konak yerine vardığında şöyle dua etmelidir:
Ey Allahım! Yedi kat göğün ve o göklerin gölgesinde bulunanın, yedi kat yerin ve o yerin üstünde bulunanların, şeytanların ve dalalete götürdüklerinin, rüzgarların ve bıraktıklarının, denizlerin ve süpürüp götürdüklerinin Rabbi! Bu konağın ve bu konaktakilerin hayrını senden talep ediyorum. Onun ve ondakilerin şerrinden sana sığınıyorum. Bunların şerlilerinin şerrini benden uzaklaştır!

Konağa indikten sonra orada iki rek'at namaz kılmalı ve namazdan sonra şöyle demelidir: 'Ne doğrunun, ne de yalancının geçemediği ve tam olan ilahî kelimelerle yarattıklarının şerrinden sana sığınıyorum'.

Gece olduğu zaman şunu söylemelidir:
Ey kürre-i arz! Senin de benim de rabbimiz Allah'tır. Senin ve sendekilerin şerrinden ve senin üzerinde yürüyenlerin şerrinden Allah'a sığınırım. Arslanların, yılanların ve akreblerin şerrinden, bu memlekette bulunanların şerrinden, baba ve evladının şerrinden Allah'a sığınırım!

Sonra da şu ayeti okumalıdır:
Halbuki gecede ve gündüzde yerleşen ve hareket eden ne varsa O'nundur. O herkesin sözlerini işiten, bütün hallerini bilendir. (En'am/13)

7. Gündüzleri ihtiyatlı hareket etmek uygundur. Bu bakımdan kafilenin haricinde tek başına yürümemelidir. Çünkü çok zaman hileye uğrar veya yolunu şaşırabilir. Geceleyin de uyku zamanında tedbirli bulunmalıdır. Eğer gecenin başlangıcında uyursa, kolunu yayarak uyumalıdır. Eğer gecenin sonunda uyursa, kolunu yastık yaparak başını elinin ayasına alarak uyumalıdır.

Çünkü Hz. Peygamber (s.a) seferde böyle uyurdu. Zira uykunun ağır gelip, güneş doğuncaya kadar uykuda kalma ihtimali mevcuttur. O zaman hacdan elde ettiği faziletten daha üstün olan namaz faziletini elden kaçırmış olur. En sevimlisi, geceleyin iki arkadaş nöbet tutmakta yardımlaşmalıdırlar.38

Birisi uyuduğu zaman diğerlerinin nöbet tutması, sünnettir.
Gece veya gündüzde hacca giden bir kimseye herhangi bir düşman veya yırtıcı bir hayvan saldırırsa Âyet'el-Kürsî'yi, Şehidallahü'yü, İhlas ve Muavvizeteyn'i okuyarak şöyle demelidir: Allah'ın ismiyle korunurum. Allah neyi dilemişse, o olacaktır. Kuvvet ancak Allah'tandır. Allah bana kafidir. O'na tevekkül ettim. Allah neyi dilerse o olur. Hayır ancak Allah'tan gelir. Allah neyi dilerse, o olur. Kötülüğü ancak Allah defeder. Allah benim için kafidir. Allah dua edenin duasını kabul eder. Allah'tan sonra hedef yok. Allah'tan başka sığmak yok. Allah şöyle hüküm vermiştir:
Celalim hakkı için, hem ben galip geleceğim, hem de peygamberim. Şüphe yok ki, Allah çok kuvvetlidir ve herşeye galibdir.

Azim olan Allah'ın kalesine sığındım. Yarab! Uyku tutmayan gözünle bizi gözet. Hiçbir düşmanın eli yetişmeyen himayene al bizi... Sen bizim ümid, güven kaynağımız olduğun halde kudretinle bize rahmet eyle ki, helak olmayalım. Yarab! Erkek ve dişi kullarının kalplerini bize karşı merhametli kıl. O kalplere bize karşı rahmet ve şefkat doldur. Rahmet edenlerin rahmet edicisi ancak sensin.

8- Ne zaman ki, bir tepeciğe çıkarsa orada üç defa tekbir getirmesi müstehabdır. Tekbir getirdikten sonra şöyle demelidir: 'Ey Allahım! Her yükseğin üzerindeki yükseklik, sana mahsustur. Her hal ve durumda hamd sana mahsustur'.
Dereye indiğinde tesbih etmelidir. Sefer esnasında herhangi bir vahşetten korktuğu zaman şöyle demelidir:
Ruh ve meleklerin rabbi olan, Kuddûs ve Melik bulunan Allah her noksandan münezzehtir. Gökler onun izzet ve ce-berutunu iclal (celalini kabul) etmektedirler.

II. Mîkat'tan Mekke'ye girinceye kadar ihramın adabları beş tanedir:
1. İhrama girmek niyetiyle gusletmek. Yani kişi, meşhur mîkata ki herkes orada ihrama girmektedir vardığında gusletmelidir. Guslünü temizlik yapmak, saç ve sakalını taramak, tırnaklarını kesmek, bıyıklarının önünü almak sûretiyle tamamlamalıdır. Taharet bölümünde zikrettiğimiz temizliğin şartlarını burada tam manasıyla yerine getirmelidir.

2. Dikişli elbiseleri çıkarıp,ihram denilen iki peştemalı bağlamalıdır. Birisi omuzlarına atmak sûretiyle rida, diğerini de belden aşağı bağlamak sûretiyle izar yapacaktır. Bu iki peştemalın beyaz olması daha iyidir. Çünkü Allah'ın nezdinde en sevimlisi beyaz olanıdır, İhrama girmezden evvel gerek elbisesine, gerekse bedenine koku sürmelidir. İhramdan sonra kalıntısı devam edebilecek kokuyu sürmekte de sakınca yoktur. Çünkü ihramdan sonra Hz. Peygamberin saçları arasında ihramdan evvel sürünen mis
kin kalıntıları görülmüştür.39

3. İhram elbiselerini giydikten sonra hemen niyet getirmemelidir.Bineği hareket edinceye veya yaya ise kendisi sefere başlayıncaya kadar sabretmelidir. İşte o an haccın ihramına veya umrenin ihramına istediği gibi hacc-ı kıran veya ifradın ihramına niyet etmelidir. İhramın başlaması için mücerred niyet kafi gelirse de Sünnet-i seniyye şudur ki, niyetle beraber telbiye lafzına başlayarak şöyle demelidir:
Ey Allahım! Hizmetine geldim. Hizmetine geldim. Hizmetine geldim. Senin ortağın yoktur. Hizmetine geldim. Hamd ve nimet senindir. Mülk de senin. Senin ortağın yoktur.

Eğer bu ibareden fazla söylemek istiyorsa, şunları da ekleyebilir: Hizmetine geldim. Senin dinine yardım ederim, senin dilline yardım ederim. Hayrın tamamı senin kudretindedir. İstekler ancak sendedir. Hak, kulluk ve kölelik yönünden hacca niyet ederek senin hizmetindeyim, senin hizmetinde Yarab! Muhammed'e ve onun al'ine rahmet deryalarını coştur.

İhrama girip Lebbeyk okumayı bitirince şöyle demesi müstahabdır: Ya rabbi! Ben haccetmeyi irade ediyorum. Onu bana kolaylaştır. Haccın farzını eda etmekte bana yardım et ve eda ettiğim hac farizasını benden kabul eyle. Ya rab! Hacdaki farizayı eda etmeye niyet ettim. Beni senin davetine icabet eden, va'dine iman eden ve emrine tabi olan kullarından kıl. Kendilerinden razı olduğun, huzuruna kabul ettiğin ve amellerini makbul kıldığın cemaatinden eyle beni. Niyyet ettiğim haccın edasını bana kolaylaştır ey rabbim!... Yarab! Senin için etim, saçım, kanım, damarım, iliğim ve kemiklerim ihram bağladı. Nefsime kadını, güzel kokuyu haram kıldım. Dikişli elbiseyi yasakladım. Bütün bunları senin cemalinle müşerref olmak ve ahiret evini elde etmek gayesiyle yapıyorum.
İhrama girdikten sonra daha önce zikrettiğimiz altı mahzur kendisine haram olur. Bu bakımdan onlardan şiddetle korunmalı ve kaçınmalıdır.

5. İhramın devamı müddetince Lebbeyk'i zaman zaman söylemek müstehabdır. Hele arkadaşlarla birleştiği toplulukların bulunduğu yere vardığı, iniş ve çıkışları yaptığı, bineğine bindiği ve ondan indiği zamanlarda Lebbeyk'i tekrarlamak daha da müstahabdır. Hançeresini tahriş etmeyecek ve usanç vermeyecek derecede Lebbeyk'i söylerken sesini yükseltmelidir.

Çünkü haddinden fazla sesi yükseltmenin hiçbir manası yoktur. Zira ne sağır ve ne de gaib bir kimseyi çağırıyoruz. Nitekim bu keyfiyet, bir hadîste de böyle varid olmuştur.
Zira o, ne sağırı ve ne de gaibi çağırmıyor.40

Üç mescidde sesli olarak Lebbeyk'i okumakta sakınca yoktur. Çünkü bunlar hac menasikinin icra edilen yerleridir. Üç mescidden gayem Mescid-i Haram, Mescid-i Hıf ve Mîkat Mescidi'dir. Diğer mescidlerde ise, sessiz olarak telbiye okumakta sakınca yoktur. Çünkü Hz. Peygamber (s.a) hoşuna giden birşey gördüğü zaman şöyle derdi:
Senin hizmetindeyim. Hayat ancak ahiret hayatıdır.41

III. Mekke'ye girişinden tavafa kadar olan adab hakkındadır. Bu adab da altı tanedir:
1) Mekke'ye giriş için Zi Tuva denilen yerde gusletmektir. Hacda müstahab ve sünnet olan gusüller dokuzdur:
a) Mîkatta ihrama girmek için,
b) Mekke'ye girişte,
c) Kudûm (varış) tavafı için,
d) Arafat'ta vakfe için
e) Müzdelife'deki vakfe için,
f, g, h) Üç cemreye taş atmak için yapılan üç gusül. (Cemret'ul-Akabe'ye atılan taşlar için gusül yoktur).
i) Veda tavafı için gusüldür.

İmam Şafii (r.a), sonraki görüşünde, ziyaret ve veda tavafları için guslün gerekmediğini ileri sürmektedir. Bu bakımdan bu duruma göre, hacda sünnet ve müstehab olan gusuller yediye düşmüş olur.

2. Mekke'nin haricinde bulunan Harem sınırına ilk girişinde şöyle demelidir: Ey Allahım! Bu senin haremin, emniyetli bölgendir. O halde buraya giren etimi, kanımı, tüylerimi ve derimi ateşe haram kıl. Beni kullarını diriltip haşrettiğin günde azabından emin kıl. Beni velîlerinden ve ibadetini yapan kullarından eyle.

3. Mekke'ye el-Ebtah tarafından Seniyet'ul-Keda yolundan girmelidir.Çünkü Hz.Peygamber (s.a),Mekke'ye varınca, yolu
değiştirerek Seniyet'ul-Keda'ya.giderek oradan Mekke'ye
girmiştir.42

Bu bakımdan Rasûlullah'a uymak daha evladır.
Mekke'den çıktığı zamanda ise, Seniyet'ul-Kuda denilen aşağı yoldan çıkmalıdır. Giriş yolu ise, Mekke'nin üst kısmında kalmaktadır.43

4. Mekke'ye girdiği zaman, Ra's'ur Redm denilen yere varınca, kendisine Kabe-i Muazzama görünür. (Müellifin zamanında böyle ise de, şimdi böyle değildir).

Kabe görünür görünmez durarak derhal şu duayı okumalıdır:
Allah'tan başka ilah yoktur. Allah herşeyden yücedir.
Ey Allahım! Selam sensin ve sendedir. Senin evin selam evidir. Sen her çeşit eksiklikten münezzehsin, ey celal ve ikram sahibi...

Ey Allahım! Şu beyti (Kabe'yi) yücelten, kemal ve şerefe nail kılan sensin.

Ya rabbi! Şu beyti daha da büyüt, Şeref ve keremini daha da artır. Azametini insanların kalbinde daha da fazlalaştır. Onu ziyaret edenleri de iyilik ve kerem yolunda geliştir.

Ey Allahım! Bana rahmet kapılarını aç ve beni cennetine dahil eyle. Beni şeytanın şerrinden koru!

5. Mescid-i Haram'a girdiği zaman, Benî Şeybe kapısından girmeli ve şöyle demelidir: Allah'ın ismiyle başlarım. Allah'tan yardım talep eder, iyiliklerin Allah'tan geldiğine inanır ve Allah'a dönerim. Allah yolunda ve Rasûlullah'ın milleti (dini) üzere bu hayırlı fiillerime devam ederim.

Beyte yaklaştığı zaman ise şöyle demelidir:
Hamd Allah'a mahsustur. Selam Allah'ın seçkin kullarına olsun!

Ey Allahım! Kulun ve rasûlün Muhammed, dostun İbrahim ve bütün peygamber ve resûllerin üzerine rahmet deryalarını coştur.

Böyle dedikten sonra iki elini kaldırıp sunu da demelidir:
Ey Allahım! Şu makamında amellerimin başlangıcında senden dileğim benim tevbemi kabul etmen, günahlarımdan vazgeçmen ve belimi büken yüklerimi sırtımdan atmandır. Beni insanlar için dönüş ve emniyet yeri kılınmış Beyt-i Haramına vardıran Allah'a hamdolsun. O Allah ki, bu beyti alemlere hidayet rehberi ve mübarek kılmıştır. Ey Allahım! Ben kölenim. Bu belde ise senin belden. Harem senin haremin, beyt senin beytin. Sana geldim, rahmetini talep ediyorum. Senin azabından korkan ihtiyat sahibinin girişiyle dergah-ı izzetine giriyorum. Rahmetini umar ve rızana talip olan bir kimsenin yalvarışıyla yalvarırım.

6. Bunları yaptıktan sonra Hacer'ul-Esved'e gider, sağ eliyle ona dokunup öptükten sonra şu duayı okur:
Ey Allahım! Bende bulunan emaneti yerine getirdim, verdiğim söze sadakat gösterdim. Sen de böyle yaptığıma dair benim için şahidlik yap.

Eğer Hacer'ul-Esved'i öpmeye imkan bulamazsa onun karşısında durup bu duayı okumalıdır. Sonra tavaftan (Kabe'yi yedi defa ziyaretten) başka herhangi bir şeyle meşgul olmamalıdır. Bu tavafa Tavaf'ul-Kudûm adı verilmektedir. Bu tavaftan ancak cemaatla farz namaz eda ediliyorsa vazgeçilir. Namaz eda edildikten sonra tavafa başlanır.

IV. İster Tavaf-ı Kudûm, isterse başka tavaf olsun, tavafa başlamak istediği zaman şu gelecek altı şeye riayet etmesi uygun olur:
1. Setr-i avret, mekan, beden ve elbise temizliğiyle abdestli bulunmak gibi namazın şartlarına riayet etmektir. Bu bakımdan Kabe-i Muazzama'yi tavaf etmek namaz demektir. Ancak Allah Teala (c.c) burada konuşmayı helal kılmıştır. Tavafa başlamazdan önce üst havlusunun ortasını sağ koltuğunun altına getirmek sûretiyle iki tarafını sol omuzuna atmalı, bir ucu sırtında, diğer ucu ise göğsüne sarkmalıdır. O zaman Lebbeyk'i kesip gelecekte zikredeceğimiz tavaf dualarıyla meşgul olmalıdır.

2. Omuzundaki peştemali böyle yerleştirdikten sonra Kabe-i
Muazzama'yı soluna alarak. Hacer'ul-Esved'in yanında dur-
malıdır. Fakat azıcık aralıklı bir şekilde durmalı ki Hacer 'ul-Esved tam manasıyle kendisinin karşısında olsun. Sonra bütün bedeniyle

Hacer 'ul-Esved'in önünden geçmiş sayılsın. Tavaf ederken Kabe
ile arasında üç adımlık bir mesafe olmalıdır. Daha fazla mesafe
bırakmamaya dikkat etmelidir ki Kabe'ye yakın bir yerde bulunsun ve Şazırevan denilen eski temelin üzerinde yürüyerek tavaf yapmamış olsun. Çünkü Şazırevan, Kabe'den sayılır. Hacer'ul- Esved'in yanında Şazırevan belirtecek taşlar yoktur. Ancak orada Şazırevan yeri ile birleşmekte ve orada karıştırma sözkonusu olmaktadır. Şazırevan üzerinde yürüyerek tavaf etmek sahih (doğru)değildir. Çünkü o zaman kişi, Kabe'nin içinde tavaf etmiş sayılır. Halbuki tavafın Kabe dışında ve etrafında olması gerekir.

Şazırevan Duvarlar üstten daraldıktan sonra Kabe duvarının eninden dışarıda fazla olarak kalan kısmına denir. Kişi Hace''ul-Esved''in karşısındaki vaziyetini tam aldıktan sonra oradan tavafa başlar.

3. Tavafın başlangıcında ve daha Hacer'ul-Esved'i geçmezden önce şöyle demelidir: Allah'ın ismiyle tavafa başlarım. Allah herşeyden daha yücedir. Ey Allahım! Bu tavafımı sana iman ettiğimden, kitabına inandığımdan, ahdine vefa gösterdiğimden ve nebiyy-i zişanın Muhammed Mustafa'nın sünnetine uyduğumdan yapıyorum.

Bunu söyledikten sonra tavafa başlar. Hace'ul-Esved'i iyice geçtikten sonra Kabe'nin kapısına gelir ve orada şu duayı okur:
Ey Allahım! Bu beyt, senin beytindir. Bu harem, senin haremindir. Bu emin yer, senin emin kıldığın yerdir. Bu makam ateşten sana sığınan kimselerin makamıdır.

Makam-ı İbrahim'e vardığında gözüyle Hz. İbrahim'in makamına işaret ederek şöyle der: Ey Allahım! Muhakkak senin beytin büyüktür. Senin vechin kerimdir ve sen rahmet edenlerin rahmet edicisisin. Bu bakımdan beni ateşten ve dergahından kovulmuş şeytandan koru. Benim etimi ve kanımı ateşe haram kıl. Beni kıyamet gününün şiddetlerinden emin kıl. Dünya ve ahiret nafakasında bana yardımcı ol.

Bu duayı okuduktan sonra Rükn-i Irakî'ye (Kabe'nin Irak cephesine bakan köşesine) varıncaya kadar Allah'ı tesbih eder, hamdeder. Sonra Rükn-i Irakî yanında durup şöyle demelidir:
Ey Allahım! Ben şirk, şek, küfür, nifak, kötü ahlak, aile efradı, mal ve evlatta beliren kötü manzaradan sana sığınıyorum.

Mizabirahme'ye (Altın Oluk) vardığı zaman şöyle demelidir:
Ey Allahım! Arşının gölgesinden başka gölge bulunmadığı bir günde bizi arşının altında gölgelendir. Ey Allahım! Bana Muhammed'in (s.a) kadehiyle öyle bir su içir ki, ebediyyen ondan sonra artık susamayayım.

Rükn-i Şamî'ye (Şam cephesine bakan köşeye) vardığında şöyle demelidir: Ey Allahım! Haccımı kabul olunmuş bir hac say. Sa'yimi sahibine teşekkür edilen bir sa'y kabul et. Günahımı bağışlanmış günah et ve ticaretimi zarar etmeyen ticaretlerden kıl. Ey Azîz, ey Gafûr Allah... Yarab! Affeyle, rahmet
eyle, bildiğin günahların karşılığını vermekten vazgeç. Çünkü en azîz ve en kerîm sensin.

Rükn-i Yemanıye (Yemen tarafına düşen köşeye) vardığı zaman şöyle demelidir: Ey Allahım! Küfürden sana sığınıyorum. Fakirlikten sana sığınıyorum. Kabir azabından, hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınıyorum. Dünya ve ahirette rezil olmaktan senin izzetine iltica ediyorum.

Rükn-i Yemanî ile Hacer'ul-Esved'in arasında şu duayı okumalıdır: Ey Allahım! Ey rabbimiz! Dünyada ve ahirette bize iyilik ver. Bizleri rahmetinle kabrin fitnesinden ve ateşin azabından koru.

Hacer'ul-Esved'e vardığı zaman şöyle demelidir:
Ey Allahım! Rahmetinle beni affeyle. Ben borçtan ve fakirlikten, sıkıntıdan ve kabir azabından şu taşın rabbine sığınırım! İşte o zaman, şavt diye tabir edilen yedi turluk ziyaretin birinci turu bitmiş olur. Bu bakımdan kişi, bu şekilde ve bu duaları okumak sûretiyle böylece yedi tur ziyaret yapmalıdır.

4. İlk üç turda Remel yapar. Son dört turda ise, normal olarak yürür. Remel'in manası; sık adımlar atmak sûretiyle koşar gibi yürümektir. Fakat tam koşmak olmadığı gibi normal yürüyüşün de biraz üstünde bir yürüyüştür. Gerek Remelden ve gerekse Izdıba'dan gaye şetaretini, celadet ve kuvvetini göstermektir, İslam'ın başlangıcında bu hareketleri yapmaktaki gaye buydu ki, din düşmanlarının emelleri kırılsın. İşte bu Sünnet-i seniyye daimî bir sünnet olarak ümmete kalmış oldu.44

Remel yaparken Kabe'ye yakın olmak daha efdaldir. Eğer izdihamdan dolayı yaklaşmak mümkün değilse, uzaktan dolaşmak sûretiyle Remel yapmak daha efdaldir. İzdihamlı zamanlarda kişi metaf (tavaf yeri)'nin kenarına çıkıp üç defa remel yapmalı, sonra Kabe'ye yaklaşarak dört defa turlarını tamamlamalıdır. Eğer mümkün ise her turun sonunda Hacer'ul-Esved'i istilam etmelidir. Eğer zahmetten dolayı onun yanına sokulması mümkün değilse, eliyle Hacer'ul-Esved'e işaret etmeli ve onun yerine elini öpmelidir. Bütün rükûnler arasında ancak Rükn-i Yemanıyi istilam etmek müstehabdır.

Hz. Peygamber Rükn-i Yemanıyi istilam eder, öper ve ya naklarını üzerine koyardı.
Hacer'ul-Esved sadece öpüp, Rükn-i Yemanîye el sürmekle yetinmek etmek daha evladır.

5. Yedi defa tavaf yapıldıktan sonra Mültezim denilen Hacer'ul-Esved ile Kabe kapısının arasına düşen yere gelmelidir. Burası duaların kabul edildiği bir yerdir. Burada göğsünü Kabe'nin duvarına dayamalı, perdelerine asılmalı, sağ yanağını taşların üzerine koymalı, ellerini ve kollarını duvarların üzerine uzatmalı ve şöyle demelidir:
Ey Allahım! Ey bu Beyti Atik'in sahibi! Benim boynumu ateşten azad eyle. Beni koğulmuş şeytandan koru. Beni her kötülükten de koru. Bana rızık olarak verdiklerinle beni kanaat sahibi kıl ve o verdiklerine bereket bahşet. Ey Allahım! Bu beyt senin beytin, bu kul senin kulundur. Bu makam ateşten sana sığınanların makamıdır. Ey Allahım! Beni nezdinde en makbul olanlardan kıl.

Bunları söyledikten sonra aynı yerde çokça Allah'a hamd etmelidir. Orada özel ihtiyaçlarını Allah'a arzetmeli ve günahlarından Allah'a sığınarak af dilemelidir.

Selef-i salihînden bazıları Mültezim'de yakınlarını uzaklaştırırlar, onlara 'Benden uzaklaşınız ki, ben rabbime gü-nahlarımı itiraf edeyim' derlerdi.

6. Mültezim'deki dua faslı bittikten sonra en uygunu Makam-ı İbrahim'in arkasına geçip iki rek'at namaz kılmaktır. Birinci rek'atın Fatihasından sonra Kafirûn sûresini, ikinci rek'atta da İhlas sûresini okumalıdır. Bu namaza tavaf namazı denir.
Zührî şöyle buyurmuştur: Sünnet-i seniyye olarak devam edegelen, yedi tur tavaftan sonra iki rek'at namaz kılmaktır.45

Eğer birkaç defa üst üste tavaf ederse hepsinin sonunda iki rek'at namaz kılarsa caizdir.46

Her yedi tur bir tavaftır. Tavaftan sonra kılınan iki rek'at namazı müteakip şöyle demelidir:
Ey Allahım! En kolay yolu müyesser eyle. Beni en zor yoldan uzaklaştır. Dünya ve ahirette beni bağışla. Lûtuflarınla beni koru ki, sana isyan etmeyeyim. İbadetlerimi yapmakta tevfîkinle bana yardım et. Beni sana karşı isyan sayılan hareketlerden koru. Seni, meleklerini, rasûllerini ve salih kullarını sevenlerden eyle.

Ey Allahım! Beni meleklerine, resûllerine ve salih kullarına sevdir.

Ey Allahım! Beni İslam dinine hidayet ettiğin gibi, lüftunla ve himayenle beni İslam dini üzerinde sabit kıl. Beni Allah ve Rasûlünün taatinde çalışmaya muvaffak kıl. Beni fitnelerin saptırmasından koru.

Bundan sonra Hacer'ul-Esved'e dönmeli, onu yemden istilam etmeli ve böylece tavafını Hacer'ul-Esved'i istilam ederek sonuçlandırmalıdır.

Çünkü Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur:
Kim Kabe-i Muazzama'yı yedi tur tavaf eder, sonunda iki rek'at namaz kılarsa onun için bir köle azad etmiş gibi ecir vardır.47

İşte tavafın keyfiyeti böyledir. Bu yapılanların içinde namaz şartlarından başka, turları yediye tamamlamak, Hacer'ul-Esved'den başlamak, Kabe'yi soluna alarak turlara devam etmek, mescidin içinde ve Kabe'nin dışında tavafa devam etmek de vaciblerdendir. Şazırevan denilen temelin üzerinde yürüyerek veya Hicr-i İsmail'den geçerek tavaf etmek tavaf sayılmaz.

Turlara normal denmeyecek kadar uzun aralık vermemelidir. Zira turları normal olarak arka arkaya yapmak da vacibtir. Bunların dışında kalan hareketlerin ise kimisi sünnet, kimisi de haccın adetlerindendir.

V. Tavafı bitirdikten sonra, Rükn-i Yemanî ile Hacer'ul-Esved'in tam ortasındaki duvarın hizasına düşen Safa kapısından çıkmalıdır. O kapıdan çıkıp Safa dağına vardığı zaman, bir insan boyu kadar Safa dağına tırmanmalıdır.

Çünkü Hz. Peygamber (s.a), kendisine Kabe görünecek derecede Safa dağına tırmanmış ve yukarı doğru çıkmıştır.48

Sa'yin başlangıcı, dağın tam eteğinden yapılırsa yine kafidir. Fakat bir insan boyu kadar dağa tırmanmak müstehabdır. Ancak unutulmamalıdır ki, dağda yapılan merdivenlerin bazıları sonradan icat edilmiştir. Bu bakımdan dağı arkasında bırakmamalıdır. Zira böyle yaptığı takdirde sa'yi tamamlanmış sayılmaz. Safa dağından başladığı zaman. Safa ile Merve arasında yedi defa sa'y etmelidir. Safa'ya bir insan boyu kadar çıkınca yüzünü Kabe'ye doğru çevirip şu duayı okuması uygundur.Allah herşeyden daha yücedir. Allah herşeyden daha yücedir. Bizi hidayete ulaştırdığından dolayı hamd Allah'a mahsustur. Bütün nimetine karşılık bütün hamdleriyle hamdetmek Allah'a mahsustur. Allah'tan başka ilah yoktur. Ulûhiyette Allah birdir. Onun ortağı yoktur. Mülk onundur, hamd onundur. O, diriltir ve öldürür. Hayır, O'nun kudretindedir. O herşeye kadirdir. Ondan başka ilah yoktur. O biricik Allah'tır. Va'dinde doğrudur. Kuluna yardım etti. Ordusunu galip kıldı. Tek başına düşmanları püskürttü ve mağlup etti. Ondan başka ilah yoktur. İhlas ile O'na itaat ederiz, kafirler bizim bu itaatimizi hoş görmeseler de. Ondan başka ilah yoktur. Biz ihlas ile O'na itaat ederiz. Hamd alemlerin rabbi olan Allah'a mahsustur. Akşamladığınızda ve sabahladığınızda Allah'ı her türlü eksikliklerden tenzih ediniz (ve ederiz). "Yerde ve göklerde, akşam ve sabah (ikindi ve öğle namazları vaktinde) Allah'ı tesbih edin. O, ölüden diriyi çıkarır ve diriden de ölüyü çıkarır. Toprağa ölümden sonra hayat verir. Siz de kabirle-rinizden böyle çıkarılacaksınız. Sizi topraktan yaratması onun varlığının delillerindendir. Ondan sonra ansızın sizler beşer olarak yeryüzüne yayılıp haşrolursunuz".

Daha sonra şu duayı okur:
Ey Allahım! Senden daimî iman, dosdoğru yakîn, yararlı ilim, korkan kalp ve zikredici bir dil isterim! Senin affını, afiyetini, dünya ve ahiretteki daimî mükafatını dilerim!
Bu duadan sonra, Hz. Muhammed Mustafa'ya salat ü selam okur, istediği ihtiyaçları Allah'tan diler. Bunlardan sonra Safa dağından iner, sa'ya başlar.

Sa'ya başlarken şu duayı okumalıdır:
Yarab! Affeyle, rahmet eyle, sence malûm olan günah-larımın cezasından vazgeç. Çünkü en aziz ve en güçlü sa-dece sensin. Yarab! Dünya ve ahirette bize iyilik ihsan eyle. Bizi ateş azabından koru.

Normal olarak yürüyüşe devam etmelidir, ta ki yeşil Mil'e varıncaya kadar. Safa 'dan inince ilk rastladığı mildir bu... Bu mil, mescid-i haramın bir zaviyesine düşer. Mil ile arasında altı zira'lık bir mesafe kalınca remel yapıp süratle yürümelidir, ta ki, ikinci yeşil mil'e varıncaya kadar. Oraya vardı mı, normal yürüyüşüne dönüp devam etmelidir. Ne zaman ki, Merve tepesine varırsa, Safa'ya çıktığı gibi, oraya da çıkmalıdır. Yüzünü Safa'ya çevirip, Safa'da yaptığı duayı orada da yapmalıdır. İşte böylece bir defa sa'yetmiş sayılır. Merve 'den Safa'ya varınca iki sa'y yapmış sayılır.

Bu sa'yları yediye kadar devam ettirmeli her defasında remel yeri bulunan yeşil direkler arasında koşar adımlarla yürümelidir. Daha önce geçtiği gibi normal yerlerde de normal şekilde yürümelidir. Her defasında gerek Safa ve gerekse Merve tepelerine çıkmalıdır. Ne zaman ki bu şekilde sa'yı bitirirse işte o zaman Tavaf-ı Kudûm ve sa'yı bitirmiş olur. Gerek Tavafı Kudûm, gerek sa'y ikisi de sünnettir. Sa'y yaparken abdestli olması müstehabdır. Vacib değildir. Fakat tavaf tam bunun aksinedir.

Tavaf-ı Kudûm'dan sonra sa'y yapmışsa Arefe vakfesinden sonra ikinci bir defa sa'yın tekrarı uygun değildir. Ancak Tavaf-ı Kudûm'den sonra yapılan sa'y rük^ün olan sa'yin yerine geçer ve yeterlidir. Zira rükûn olan sa'yin Arefe vakfesinden sonra yapılması şart değildir. Vakfeden sonra yapmak ancak farz olan tavafta şarttır. Evet, sa'yın hangisi olursa olsun, tavaftan sonra yapılması şarttır.

VI. Hacı, ancak Arefe gününde Arafat'a varırsa, artık ondan Mekke'ye gidip Arafat vakfesinden evvel Tavaf-ı Kudûm yapması mümkün değildir.

Ancak Arafat'a çıkmazdan birkaç gün önce, Mekke'ye varırsa, o zaman Tavaf-ı Kudûm yapar, eğer Hacc-ı İfrad'a niyet etmişse ihramlı olarak Zilhicce'nin yedinci gününe kadar Mekke'de durur. O gün öğle namazından sonra imam (devlet başkanı) Kabe'nin yanında durarak bir hutbe okur. Halka Terviye (Zilhicce'nin sekizinci) gününde Mina'ya gitmek ve Arefe gecesi Mina'da yatmak için hazırlanmayı emreder. Mina'da yatanlar arefe sabahı öğleden sonraki arefe vakfe'sinin farziyetini yerine getirmek için Mina'dan Arafat'a doğru yola çıkarlar. Zira Arafat'ta vakfe zevalden başlar, ta Kurban Bayramı gününün fecri doğuncaya kadar devam eder. Bu bakımdan Mina'ya giderken Lebbeyk'i okuması uygundur.

Müstahab odur ki, Mekke'den hac bitinceye kadar eğer kudreti varsa her ibadet yerine yaya gitmelidir. İbrahim Mescidi diye bilinen (nam-ı diğer Mescid-i Nemre)den Arafat vakfesinin yerine kadar yaya gitmek en efdal ve en uygun şekildir.

Kişi Mina ya vardığı gün şöyle dua etmelidir:
Yarabbi! Şurası Mina'dır. Taat ve ibadet ehline ve velî kullarına neyi minnet edip ihsan etmişsen bana da onu ihsan eyle. O gece Mina da sabahlamalıdır. Bu sadece bir konaklama gecesi olmaktadır. Hacc'ın ibadet kısmıyla ilgisi yoktur. Arefe günü sabahladığı zaman Mina'da sabah namazını kılar, güneş Sabir denilen Mina dağında görülür görülmez Arafat'a doğru yola çıkar ve şu duayı okur:

Ey Allahım! Bu sabahı gördüğüm sabahların hepsinden daha hayırlı, rızana daha yakın ve öfkenden daha uzak kıl.

Ey Allahım! Senin kapında sabahlarım. Senden umar, sana güvenir ve senin cemalini isterim. Bugün beni, benden daha hayırlı ve üstün bulunan kimselerin yanında iftihar edeceğin kullarından eyle.

Arafat'a. vardığı zaman çadırını mescide yakın Nemre muhitinde kurmalıdır. Çünkü Hz. Peygamber (s.a), çadırını orda kurmuştur.49

Nemre, Ürene denilen vadinin iç kısmıdır. Ne Mevkıftan, ne de Arafat'tandır. Vakfesini yapmak için gusletmelidir. Güneş zevale geldiği zaman imam kısa ve veciz bir hutbe okur. Birinci hutbenin sonunda imam oturur, müezzin kalkar ezana başlar. İmam da müezzin ezana devam ederken ikinci hutbeyi okur. Müezzin, hemen ezanın arkasından kamet getirir. Müezzin, kameti bitirince imam da ikinci hutbeyi bitirmelidir. Hutbeden sonra imam öğle ve ikindi namazlarını bir ezan ve iki kametle kasr yaparak (kısaltarak) bir arada eda etmelidir. Namazdan sonra vakfe yerine gitmelidir. İmam, Arafat sınırları dahilinde vakfe yapmalı Ürene vadisinde vakfeye durmamalıdır.

Hz. İbrahim'in (a.s) mescidi ise, onun kıble tarafı Ürene vadisine, son kısımları ise, Arafat sınırlarına dahildir. Bu bakımdan adı geçen mescidin ön kısımlarında vakfeye duran kimsenin, Arafat vakfesi yapılmış sayılmaz. Arafat sınırları, mescidden büyükçe ve döşenmiş taşlarla belirtilmiştir.
Arafat'ta vakfeye durmak için, en faziletli yer, (Rahmet dağının eteğinde bulunan büyük) taşların yanında ve imama
ayrılan yerin yakınında bulunan yerdir, Orada kıbleye yönelerek bineğin sırtında vakfeye durmak en güzeldir. Vakfeye durduğu zaman, çokça, hamd, tesbih, tehlil, Allah'a sena, dua ve tevbe etmelidir. Arefe gününde yapılan duaların daha canlı bir şekilde yapılması için, o günde oruç tutmaması daha evladır. Arefe gününde Lebbeyk duasının kesilmesi evla değildir. Belki aralıklı ola-rak Lebbeyk ile, Arafat'ta, okunması gereken duayı okumak daha uygun olur.

En uygunu, güneş battıktan sonra Arafat'tan, ayrılmaktır ki Arafat'ta gündüz ile geceyi bir araya getirmiş olsun. Eğer Zilhicce'nin sekizinci gününde bir saatlik Arafe vakfesine gitme imkanına sahipse gitmelidir. Çünkü zilhiccenin hilalinde yanlışlık olabilir. Böylece haccı şüpheden kurtarmış olur ve Arefe vakfesinin fevtinden emin olur. Kim bayram gününün fecrine kadar Arafat'ta vakfe yapmaya muvaffak olmazsa onun haccı fevt olunup kazaya kalmış olur. Böylece bir kimsenin umre amellerini yapıp ihramdan çıktıktan sonra fevtolunan Arefe vakfesi için kan akıtması, sonra gelecek senede o haccı kaza etmesi lazımdır.

Arefe vakfesine çıkan bir kimsenin o günde en önemli vazifesi; çokça dua ile meşgul olmaktır. Zira böyle bir bölgede ve müslümanların içtima yerinde duaların kabul olunmasının ümidi daha da artar.

Hz. Peygamber (s.a) ve selef-i salihinden varid olan duayı okumak daha evla ve daha efdaldir. Bu bakımdan Arefe vakfesinde duran bir kimse şöyle demelidir:
Allah'tan başka ilah yok. O biricik Allah'tır. O'nun ortağı yoktur. Mülk ve hamd O'na mahsustur. Dirilten ve öldüren O'dur. Ölümsüz ve bütün hayırları kudret elinde tutan O'dur. O herşeye kadirdir. Ey Allahım! Kalbime, kulağıma, gözüme ve dilime nur ihsan eyle. Ey Allahım! Göğsümü hakîkatleri kavramaya amade kıl. Emrini bana kolaylaştır.

Bu duadan sonra şöyle demelidir:
Ey Allahım! Ey hamdin yaradanı! Dediğimiz ve dilediğimizden daha hayırlı olarak yapılan hamd sana mahsustur. Namazım, ibadetim, ölümüm ve hayatım senindir. Dönüşüm sanadır. Sevabım senin dergah-ı izzetinde kıymetlendirilir.
Ey Allahım! Göğsümün vesveselerinden, işlerimin dağınıklığından ve kabir azabından sana sığınıyorum.

Ey Allahım! Gecede ve gündüzde olan hadiselerin şerrinden, esen rüzgarların getirdiği hadiselerin şerrinden ve zamanın helak edici şeylerinin şerrinden sana sığınıyorum.

Ey Allahım! Verdiğin sıhhatin hastalığa dönüşmesinden, ani olarak gelen azabından ve öfkenin tamamından sana sığınıyorum.

Ya rabbî! Hidayetinle beni doğru yola ilet. Dünya ve ahirette affına mazhar olan kullarından eyle. Ey hedeflerin en hayırlısı ve kendisine başvurulanların en iyisi! İstekleri en cömertçe veren Allahım! Halkının herhangi birisine vermiş olduğun nimetin veya maişetin en faziletlisini bana da ihsan eyle.

Ey erhamerrahîmin! Beytinin ziyaretçilerinden herhangi birisine verdiğin nimetlerin en alasını ben aciz kuluna da ihsan eyle.

Ey Allahım! Ey yüce derecelerin ihsan edicisi ve bereketlerin göndericisi! Ey yerler ve gökleri yoktan vareden! Bugün sesler çeşitli dillerle sana yükselmekte ve senden çeşitli ihtiyaçlar talep edilmektedir. Benim de senden ihtiyaç ve dileğim, beni belalar evi bulunan bu dünyada, dünya ehli beni unuttuğu zaman unutma.

Ey Allahım! Konuşmamı dinler, beni görür, gizli yanlarımı bilir, açık yanlarıma vakıf olur bir zatsın. İşlerimin hiçbir yanı senden gizli değildir.Ben azabından rahmetine,
kahrından şefkatine sığınan ümitsiz, fakir bir kulunum. Korkan, şefkat dileyen veya günahını itiraf eden bir kulunum.

Fakir bir kulun isteğiyle senden rahmet diliyorum. Zelil ve günahkar bir kulun yalvarmasıyla sana yalvarıyorum. Zarar görmüş, hadiseler karşısında eğilmiş bir kulun sesi gibi sesimi yükseltiyorum. Boynumu rahmetinin karşısında bükerek merhametini dileyen bir kulun merhamet dilemesi gibi merhamet diliyorum. Dergah-ı izzetinden coşan deryalar gibi gözyaşları döken, iskeleti rahmetinin önünde ezilip bükülen, burnu kahrının önünde yerlere sürünen bir kulunun edasıyla sana yalvarıyorum.

Ey Allahım! Beni duamla şakî kılma. Bana şefkatli ve merhametli ol. Ey yalvarılanların iyisi ve verenlerin en cömerdi Allahım!...

Ya ilahî! Kim sana karşı nefsini medh ü sena ederse etsin ben kulum. Sana karşı nefsimi hor görür onu kınarım. Yarab! Günahlar benim dilimi konuşmaz kılmıştır. Rahmetine varmam için bana vesile olan herhangi bir amelim de yoktur. Rahmetini ummaktan başka şefaatçim de mevcut değildir.

Ya ilahî! Muhakkak biliyorum ki, benim günahlarım senin nezdinde bana herhangi bir güvenilir mertebe bırakmamıştır. Özür dilemeye yüzüm kalmamıştır. Fakat sen keremde bulunanların en kerîmisin...

Ya ilahi! Eğer ben rahmetine müstahak değilsem, senin rahmetin de bana ulaşmaya layık değil midir? Senin rahmetin herşeyi içine alır genişliktedir. Ben de o herşeyin içinde olan bir şeyim. Beni de ihata etsin.

Ya ilahi! Günahlarım gerçi büyüktür. Fakat senin affına nisbeten hiçbir şey değildir. Ya kerîm! O küçücük günahlarımı bana bağışla.

Ya ilahi! Sen sensin, ben de benim. Ben günahlara dönecek tipte yaratılmışım. Sana ise affa başvurmak yakışır. Ya ilahi! Eğer sen itaat ehlinden başka kimseyi affetmek istemiyorsan günahkarlar kime sığınsınlar?

Ya İlahi! Kasten senin itaatından yüz çevirerek isyana yöneldim. Sen her türlü eksiklikten münezzehsin ve beniazaba çarptırmak için elindeki delil çok büyüktür. Fakat beni affetmek için de kereminin sınırı yoktur.

Ya ilah'el-alemîn! Beni azaba dûçar etmemek için senin en büyük olan delilinle, beni affeyle. Sana olan ihtiyacımın, senin de benden müstağni oluşunun hürmetine beni affetmekten başka bir muameleyi bana reva görme. Ey çağrılanların en hayırlısı ve umulanın en faziletlisi! İslamın hürmetine, Muhammed aleyhisselamın zimmetine yapışarak sana te-vessül ediyorum. Bütün günahlarımı affeyle. Beni şuracıkta bütün ihtiyaçlarımı verdiğin halde memleketime döndür. Senden ne istiyorsam bana hibe eyle. Temenni ettiğim konularda ümidimi boşa çıkarma.

İlahi! Bana öğrettiğin dua ile seni çağırıyorum. Yine bana bildirdiğin ümitten beni mahrum eyleme.

Ya ilahi! Günahını önünde itiraf eden bir kuluna ne gibi bir muameleyi reva göreceksin? Zilletinden ötürü senden korkan, cürmünden ötürü önünde baş eğen kulun, amelinden ötürü sana yalvarıyor. Günahından ötürü senin dergahına başvuruyor. Zulmünden senin affına sığınıyor. Kendisini affetmen hususunda kapında ısrar ediyor, yalvarıyor. İhtiyaçlarının giderilmesi hususunda rahmetinden ümitvar oluyor. Birçok günahlarıyla beraber Arafat vakfesine durmuş, rahmetini ümid ediyor. Ey her canlının sığınağı, her mü'minin velîsi, ihsan eden, kulun ancak senin rahmetinle zafere ulaşır. Günah işleyen kulun da günahıyla helak olur. (Veya helak mı olsun).

Ey Allahım! Senin kapına ulaşmayı isteyerek yola çıktık. Senin evinin geniş sahasında konakladık. Seni arıyoruz. Senin nezdindeki rahmetini talep ediyoruz, senin ihsanını elde etmeye çıktık. Senin rahmetini umuyor, azabından tir-tir titriyoruz. Günahlarımızın ağır yükleriyle senin kapına kaçtık. Senin Beyt-i Haramına koştuk.

Ey dileyenlerin bütün ihtiyaçlarını elinde (kudretinde) tutan Allah! Sükût eden kullarının kalbim bilen Allah! Ey beraberinde çağrılacak bir yaratıcı bulunmayan Allah (veya rüşvetle insanı geçirecek bir kapıcısı bulunmayan Allah)! Ey fazla istemekten usanmayıp belki daha cömertlik ve keremde bulunan (mevlam!) ihtiyaçların çokluğu karşısında daha fazla fazilet ve ihsanda bulunan Allah!...

Ey Allahım! Sen her misafir için bir ziyafeti adet etmişsin. Biz ise senin misafirleriniz. Bizim ziyafetimiz de senin nezdinde cennetin olsun.

Ey Allahım! (Padişahların dergahına) gelen her heyete ve ziyaretçiye bir ikram vardır. Her dileyene ihtiyacı veriliyor. Her umana sevap verilmektedir. Senin nezdindeki rahmeti talep eden herkese bir mükafat ihsan ediliyor. Rahmet dileğinde bulunan herkese bir rahmet var. Sana yaklaşmak isteyen herkese bir yaklaşma derecesi veriliyor. Senin rahmet eteğine yapışan herkese af ihsan ediliyor. İşte bizler de senin Beyt-i Haramına geldik. İşte bu büyük Meş'arlarda vakfeye durduk. Bu şerefli mevkileri gözümüzle gördük, müşahede ettik. Bütün bunları yapmaktaki gayemiz senin nezdinde lûtfa nail olmaktır.

Ey ilahî! Bizim gayretimizi boşa çıkarma. Nefisleri itminana kavuşturacak kadar nimetlerin oluk gibi akmaktadır. Senin varlığını ilan etmek için cansız nesneleri dahi konuşturacak kadar ibretleri belirttin, velîlerin dahi sana karşı vazifelerini bihakkın yerine getirmekten aciz olduklarını itiraf edecek derecede onlara nimetlerde bulundun. Göklere ve yere açık ve se ccedil