Sudan’da iki yılı aşkın süredir süren iç savaş, ülkeyi derin bir insani felakete sürüklerken Kızıldeniz’e açılan stratejik konumu ve zengin yeraltı kaynakları nedeniyle Sudan soykırımcı İsrail ve taşeronu BAE’nin hedefi haline geldi. Sudan’da yaşananlar yalnızca bir iç çatışma değil, uluslararası koordinasyonla yürütülen bir yıkım olmasına rağmen uluslararası toplum Gazze’de olduğu gibi Sudan’da da yaşanan ağır insan hakları ihlallerine sessiz kalıyor. Sudan İstanbul Başkonsolosu Osama Mahjoub Hasan Dirar, Sudan Dışişleri eski Bakanı Hamid Mümtaz Sudan’da yaşanan katliamı tüm boyutlarıyla Milat’a değerlendirdi.
Uluslararası toplum göz yumuyor
Sudan’da terörist milislerin başlattığı isyan sonucunda insani bir felaket yaşandığını ifade eden Sudan İstanbul Başkonsolosu Osama Mahjoub Hasan Dirar, “Teröristlerin tüm kırmızı çizgileri aşarak işlediği ihlaller ve vahşetler, Sudan halkında büyük bir yıkıma yol açtı. Bu kriz 15 Nisan 2023’te savaşın başlamasından bu yana iki yıldır devam ediyor. Uluslararası toplum ne yazık ki bu ihlallere göz yumdu, milislere verilen desteği görmezden geldi ve suçlarını örttü” dedi.
Ağır hak ihlalleri yaşanıyor
Filistin’in güçlü bir medya desteğine sahip olan merkezi bir dava olduğuna dikkat çeken Dirar, “Filistin halkının bu konuda tecrübesi var. Ancak Sudan’ı vuran bu savaş, medyada ilgi görmedi. Sudan’da yaşanan insanlık dışı suçlar yeterince medyaya yansımadı. Ülkenin dört bir yanında en ağır insan hakları ihlali, savaş suçları ve soykırım niteliğinde katliamlar yaptılar. Özellikle el-Ceninah ve el-Faşir şehirlerinde büyük trajediler yaşandı” diye konuştu.
Türkiye Sudan’ın da yanında
Sudan’da yaşanan katliamların duyulmasına yönelik en güçlü medya desteğinin her zaman hakkın ve mazlumların sesi olan Türkiye’den geldiğini vurgulayan Dirar, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın duruşu dünya vicdanının sesi olarak büyük yankı uyandırdı, ‘bu ihlallere sessiz kalmayacağız’ diyerek kamuoyuna güçlü bir mesaj verdi. Sudan’da yaşananlara karşı dünya bir duruş sergilemeli ve bu katliamların son bulması için adım atılmalı” ifadelerini kullandı.
Dış destekli koordinasyon
Sudan’ın düşmanlarının ülkede yaşanan katliamları iki tarafın savaşı olarak göstermeye çalıştığını belirten Dirar sözlerini şöyle noktaladı: “Sahadaki silah, mühimmat, lojistik destek ve paralı savaşçıların varlığına bakıldığında tüm bunların yüksek düzeyde uluslararası koordinasyon gerektirdiği apaçık ortada. Kullanılan silahlar son derece gelişmiş ve pahalı teknolojilere sahip.
Devlet destekli teröristler
Bir milisin bu tür stratejik sistemlere erişmesi imkansızdır, ancak devlet destekli anlaşmalarla elde edilebilir. BMGK raporları ve dünya basını da bunu teyit ediyor. Sudan hükümeti defalarca somut delil sundu, Uluslararası Adalet Divanı’na şikâyet etti. Bu şikâyet BAE’nin bu savaşı finanse ettiğini ve milisleri desteklediğini dünyaya gösterdi.”
Katiller belli: İsrail ve BAE
Sudan’da kan döken katliamcıların ülkenin büyük zenginliklerine göz diktiğini belirten Sudan Dışişleri eski Bakanı Hamid Mümtaz, “Gazze ile Sudan’ın yaşadıkları benzerliğin nedeni düşmanın aynı olmasıdır. Bu katliamların arkasında İsrail ve bölgede kullandığı araçlar, eller yer alıyor. Sudan’da yaşanan katliamları yürüten hızlı destek kuvvetleri milisleri ile sınırları ve kıtaları aşıp gelen BAE destekli paralı askerlerdir. Toprak, halk ve hükümet olarak Sudan’ı parçalamak istiyorlar. Aynı güçler Sudan’da sağlık altyapısını, yolları, köprüleri, okulları yok etti çünkü istikrarsızlığı artırmak için çalışıyorlar” dedi.
Sosyal yapı derinden etkilendi
Sudan’ın Kızıldeniz üzerinde limanlara ve kıyılara sahip olduğunu söyleyen Mümtaz sözlerini şöyle bitirdi: “Sudan’da yaşanan katliamların arkasında İsrail ve BAE var. 45 milyon nüfusu bulunan ülkede hızlı destek kuvvetlerinin saldırılarından sonra sosyal ve insani durum derinden etkilendi. İnsanlar yerinden edildi. Sudan halkının güçlü yapısı sayesinde bu durumu aşacağına inanıyorum.”