Gündem

Gazze’de de Sudan’da da İsrail kan döküyor

Sudan’da son günlerde yaşanan katliamların İsrail meselesinden bağımsız düşünülemeyeceğini belirten Uzmanlar: “Sudan’da kan döken BAE, İsrail’le iş birliği yapıyor. ABD içine kapanıp Ortadoğu’dan elini eteğini çekmek üzere. Bu durumda Suriye, Irak ve Afrika’da etkisini artıran Türkiye ve İsrail baş başa kalacak.”

Ortadoğu’da kan durmak bilmiyor. Gazze’de iki yıldır süren insanlık dramına Sudan da eklendi. Sudan’daki iç savaş ve son dönemde yaşanan katliamlar, soykırımcı İsrail ve işbirlikçisi BAE’yle birebir ilişkili. İsrail’in Gazze’de yürüttüğü saldırgan politikalara paralel bir tablo çizen Sudan’daki gelişmeleri Akademisyen Doç. Dr. Merve Suna Özcan, Siyasi Analist Dr. Ali Demirdas ve Ortadoğu Uzmanı Muhammed Mazhar Şahin Milat’a değerlendirdi.

İnsani yıkıma dönüştü

Sudan’da yaşanan iç savaşın uluslararası toplumun gözleri önünde derinleşen insani bir yıkıma dönüştüğünü ifade eden Doç. Dr. Merve Suna Özcan “Aynı Gazze’de olduğu gibi küresel vicdanın rahatsız olduğu, ancak uluslararası kurumların çaresiz kaldığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Sudan ordusu ile “Hızlı Destek Kuvvetleri” (HDK) arasında süregelen iç savaş, HDK’nin Darfur’da ordunun elinde kalan son kent olan El-Faşir’i ele geçirmesiyle birlikte yeni bir katliam dalgasını tetikledi” dedi.

Büyük güçlerin çıkar katliamı

Tarihin, büyük güçlerin çıkarları doğrultusunda yeniden yazıldığı için aynı trajedilerin bir kez daha sahnelendiğini belirten Özcan, “Böl-parçala-yönet politikalarının temel amacı; enerji hatları ve yer altı kaynakları üzerinde hâkimiyet sağlamaktır. Sudan, Afrika’nın yüzölçümü bakımından en büyük dördüncü ülkesi konumunda. Oldukça zengin doğal kaynaklara sahip olmasına rağmen, bu zenginlik Sudan halkına yansımıyor. Aksine, küresel sisteme eklemlenen çıkar ağları içinde kaynaklar sömürülüyor ve masum insanlar ölüme terk ediliyor” diye konuştu.

Trajedilerin somut örnekleri

Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail’in bölgedeki pozisyonunun son derece kritik bir nitelik taşıdığını kaydeden Özcan sözlerini şöyle noktaladı: “Gazze’de yaşanan katliamlar ve İsrail’in saldırgan politikaları dikkate alındığında, Sudan’daki insani yıkımın arka planında da kaynak rekabeti; özellikle altın en büyük bölgesel hâkimiyet mücadelesine yol açıyor. Dolayısıyla Sudan’da ortaya çıkan trajedi sadece bir iç savaşın sonucu değil; jeopolitik çıkarların insan hayatının önüne geçtiği yeni bir küresel düzenin yansımasıdır. Ne yazık ki Sudan ve Gazze’de yaşananlar, “unutulan bölgeler” kategorisine itilen ve hafızadan silinmeye çalışılan trajedilerin somut örnekleri.”

İsrail’in imajı sarsıldı

Sudan ve Nijerya gibi yıllarca kan dökülen bir coğrafyanın birdenbire Batı’da gündem olmasının en büyük nedeninin İsrail’in Hamas’ı yenememesi olduğuna dikkat çeken Dr. Ali Demirdas, “Son iki senede vuku bulan Gazze Soykırımı nedeniyle Siyonizm ve İsrail’in özellikle Batı’da gençler arasında imajı çok sarsıldı. Öyle ki, İsrail’e tepki duyan Amerikan gençliği, Amerika’nın en büyük şehri olan New York’a bir Müslümanı, Zohran Memdani’yi, belediye başkanı seçmek üzere. Ayrıca, Minnesota Eyaleti’nde de Müslüman senatör adayları seçim yarışını önde götürüyor. Bu da Siyonizm’in batıda güç kaybetmesi, İsrail için sonun yaklaşması demek” ifadelerini kullandı.

BAE İsrail’le işbirliği yapıyor

Sudan’da akan kanın BAE marifetiyle döküldüğünü vurgulayan Demirdas sözlerini şu şekilde bitirdi: “Müslümanlar için İsrail bir tehditse BAE beş kat tehdittir. Müslüman birliğinin kendilerini olumsuz etkileyeceğine inanan BAE idarecileri, bunu önlemek için İsrail’le açıktan işbirliği yapmaktan çekinmiyor. ABD içine kapanmak ve Ortadoğu’dan elini eteğini çekmek üzere. Bu durumda Türkiye ve İsrail baş başa kalacak. Gazze’ye saplanıp kalan ve asker bulmakta sıkıntı çeken İsrail ordusu artık miadını doldurdu. Suriye, Irak ve Afrika’da etkisini artıran Türkiye ve Türk ordusunun tarihi mirasından kaynaklanan sorumluluklarını yerine getirmesi kaçınılmaz ve yakın.”

İsrail’den bağımsız değil

Sudan’da son günlerde yaşanan katliamların İsrail meselesinden bağımsız düşünülemeyeceğini söyleyen Muhammed Mazhar Şahin, “Bir el Sudan’da hızlı destek güçlerinin düğmesine bastı ve bu düğme ile El Feşir’de katliamlar başladı. Sudan bu konuyla ilgili BAE’yi suçluyor. BAE bu suçlamayı reddetse de herkes BAE’nin hızlı destek güçlerine askeri ekipman ve ekonomik destek sağladığını biliyor. Sudan meselesinin bugünlerde patlak vermesinin en önemli sebebi Gazze konusuna odaklanmış İslam dünyasının dikkatini dağıtmak ve kendi içlerinde yeni problemler ortaya çıkarmaktır. Zira şu anda İsrail’in Körfez’de Büyükelçiliğinin bulunduğu iki ülke BAE ve Bahreyn’de de İsrail’e karşı ciddi bir tepki var ve bu iki ülkenin siyaseten karşı olduğu Hamas’ın politikalarını istemeden de olsa savunmak zorunda kaldılar” dedi.

Gazze ve Sudan formulü

Türk askerinin Gazze’de olmasını istemeyenlerin Sudan meselesinde de etkili bir noktada olduğunu belirten Şahin, “Türkiye’nin Katar ile birlikte Afrika’dan Orta Doğu’ya Orta Doğu’dan birçok Müslüman ülkeye yeni denklemde yerini alacağı ve bu denklemin Müslüman halklar tarafından kabul göreceği öngörüsüne sahibim. Sudan için formül Gazze için formülden farksız değil. Türk askerinin Sudan’a gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunu bir tercih değil, büyük devletin yapması gereken bir mecburiyet olarak görüyorum” dedi.