Dünya

Gazze'de soykırım sürerken AB-İsrail ilişkileri devam ediyor

Uluslararası alanda kendini insan hakları ve demokratik değerlerin koruyucusu olarak lanse etmeye çalışan AB'nin, Gazze'de on binlerce can kaybına neden olan soykırıma rağmen İsrail ile ilişkilerine aksatmadan devam etmesi dikkati çekiyor.

AB'nin İsrail ile siyasi diyalog, ticaret ve sosyal ilişkilerinin yasal temeli 2000 yılında yürürlüğe giren AB-İsrail Ortaklık Anlaşması ile belirleniyor.

Anlaşmanın 2. maddesi, "Taraflar arasındaki ilişkiler ile anlaşmanın tüm hükümleri, insan haklarına ve demokratik ilkelere saygı temelinde olacaktır. Bu ilkeler tarafların iç ve dış politikalarına yön verir ve işbu anlaşmanın temel unsurunu teşkil eder." ifadesi, insan hakları ve demokratik ilkelerin ihlal edilmesi halinde taraflardan birinin anlaşmayı askıya almasına imkan tanıyor.

Hollanda'nın öncülüğünde 17 üye ülkenin talebinin ardından AB Komisyonunun Eylül 2025'te İsrail'le ilişkileri gözden geçirme teklifi de bu maddeye dayanıyor. AB Konseyinin ortaklık anlaşmalarına ilişkin karar alabilmesi için oy birliği gerekiyor.

AB Komisyonu, tüm baskıların ardından yaptığı teklifle "İsrail'i cezalandırmayı" amaçlamadığını belirtmiş, anlaşmanın sadece bazı hükümlerinin askıya alınmasını önermişti.

Öneriler arasında aynı zamanda ikili mali desteğin askıya alınması ve işgal altındaki Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler ile onların şiddet içeren eylemlerinden sorumlu tutulan aşırı sağcı bakanlara yaptırım uygulanması yer almıştı.

Teklifin AB Konseyine iletilmesiyle birlik üyeleri arasındaki bölünmüşlük tekrar boy göstermişti. Bazı ülkeler İsrail'e karşı daha sert adımlar atılmasını talep ederken bazılarının karşı olması nedeniyle yaptırımlar yürürlüğe girememişti.

AB Komisyonu, Gazze ve işgal altındaki Filistin topraklarında yeni gelişmeler uyarınca sahadaki durumu yakından takip etmeye ve yaptırımların "hala masada" olduğunu söylemeye devam etse de İsrail devlet kurumlarına giden yaklaşık 20 milyon avroluk sembolik kesinti dışında, İsrail'le ilişkilerin hız kesmeden devam ettiği görülüyor.

İsrail'in en büyük ticari ortağı AB olmaya devam ediyor

Güncel veriler, İsrail'in en büyük ticari ortağının AB olmaya devam ettiğini, İsrail'in dünya ile yaptığı toplam mal ticaretinin yüzde 32'sinin AB ile olduğunu gösteriyor.

İsrail'in ithalatının yüzde 34,2'si, ihracatının da yüzde 28,8'i AB ile gerçekleştiriliyor.

AB ile İsrail arasındaki mal ticareti hacmi ise yaklaşık 42 milyar avro civarında seyrediyor.

Halihazırda İsrail şirketlerinin, 450 milyonluk nüfusuyla yüksek gelirli AB pazarına erişimi sürüyor.

Diğer taraftan, AB'li yatırımcılar İsrailli girişimleri finanse ederken, İsrailli teknoloji şirketleri de satın almalar ve ofis açma yoluyla AB pazarlarında genişlemeye devam ediyor.

AB'nin "Horizon Europe" programıyla para akmaya devam

İsrail, AB'nin araştırma ve inovasyonu fonlamaya yönelik "Horizon Europe" programına da dahil olmayı sürdürüyor.

2021'de katıldığı "Horizon Europe" programı kapsamında her yıl AB'den 1 ila 2 milyar avro fon, İsrailli şirket, üniversite ve kamu kurumlarına iletiliyor.

Kurallar uyarınca "Horizon Europe" programı kapsamındaki tüm faaliyetlerin "yalnızca sivil uygulamalara" odaklanması gerekirken, askeri amaçlı herhangi bir araştırmanın uygun olmadığı belirtiliyor.

Ancak son araştırmalar, "Horizon Europe" kapsamındaki 921 proje arasında yer alan 231 İsrailli yararlanıcıdan bazılarının İsrail ordusuyla yakından bağlantılı şirketler olduğunu ortaya koyuyor.

Öyle ki İsrail Savunma Bakanlığının İsrailli savunma şirketi Rafael Advanced Defense'in ortağı olduğu, bu çerçevede deniz altı altyapısını korumaya yönelik araştırma projesi (UnderSec) için hibe aldığı görülüyor.

Vize serbestisi devam ediyor

AB yetkilileri kıtaya seyahatin "bir hak değil ayrıcalık" olduğunu dile getirirken, Birlik genelinde vize kısıtlaması dış politikada önemli araç olarak kullanılmayı sürdürüyor.

Halihazırda 10'a yakın ülkede 2000'den fazla kişiye yönelik bireysel vize kısıtlaması uygulayan AB'nin, İsrail vatandaşlarına ise vize serbestisi devam ediyor.

İsrail vatandaşları Şengen bölgesine kısa süreli vizesiz seyahat edebilirken, Avrupa vatandaşlarının da İsrail'e kolay giriş çıkışları sürüyor.

Eğitim projelerine, müzik ve film festivallerine, spor müsabakalarına katılım devam

Eğitim alanında da İsrail, AB'nin eğitim, öğretim, gençlik ve sporu destekleme programı "Erasmus+"tan faydalanmaya devam ediyor.

İsrail'den öğrenciler, üniversiteler, personel ve eğitim görevlileri her yıl onaylanan proje sayısına göre "Erasmus+"tan 5-7 milyon avro fon alabiliyor.

Diğer taraftan İsrail'in AB'nin müzik ve film festivallerine katılımı da sürüyor. Bazı üye ülkeler boykot amacıyla Eurovision'dan çekilse de İsrail hala katılım gösteriyor.

İsrail filmlerinin de Avrupa'nın en büyük film festivalleri olan Berlin, Venedik ve Cannes'da hala gösterilmesi dikkati çekiyor.

Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) ve UEFA Avrupa Ligi'nin de tüm tartışmalar ve çağrılara rağmen İsrail'in menedilmeyeceğini bildirmesinin ardından İsrail milli takımı ve kulüpleri, Avrupa futbol organizasyonlarına katılmaya devam ediyor.

Askeri ticaret devam

AB'nin üye ülkeleri, savunma ve askeri alanda karar alma hakkını egemen hak olarak muhafaza ediyor.

Bu çerçevede, Almanya ve Romanya İsrail'e en fazla askeri teçhizat sağlayan 2 ülke olarak ön plana çıkarken, Yunanistan da İsrail ile askeri ilişkileri derinleştirmeyi sürdürüyor.

Gazze'de işlediği soykırıma rağmen AB'nin İsrail'e yönelik genel silah ambargosu bulunmuyor.

Siyasi diyalog da devam

Yunanistan ve Almanya gibi AB üyesi ülkelerin liderlerinin İsrail'e ziyaretleri gündem olurken AB ve İsrail kurumları arasında da siyasi diyaloğun sürdüğü görülüyor.

Gazze ve işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki tüm ihlallere rağmen son bir yılda örneğin AB-İsrail Ortaklık Konseyinin toplandığı, üst düzey İsrail katılımıyla AB Güney Komşuluk Bakanlar Toplantısı ve 47. AB-İsrail Parlamento Arası Toplantı'nın düzenlendiği biliniyor.

AB öncülük ettiği ilkeleri çiğnemekle eleştiriliyor

Her fırsatta insan hakları ve demokrasi savunucusu olarak ön plana çıkmaya çalışan AB'nin, Gazze'de yürütülen soykırım ve işgal altındaki Filistin topraklarındaki uluslararası hukuk ihlallerine rağmen İsrail'e karşı anlamlı ve somut adım atamaması, Birliğin kendini tanımladığı değerlerle çelişiyor.

Aynı zamanda, AB anlaşmaları Birliğin tüm eylem ve politikalarının insan hakları ile uluslararası hukuka saygıyı desteklemesi ve garanti etmesini öngörüyor.

Bu nedenle AB'nin İsrail'e karşı eylemsizliği, kendi anlaşmalarını da ihlal etmesine yol açıyor.

AB'nin yapısı itibarıyla karar alma mekanizmasının üye ülkelerin bölünmüş tutumları nedeniyle kilitlendiğini tabii ki göz ardı etmemek gerekiyor. Ancak uluslararası konjonktürde hala önemli rol oynayabildiğini göstermeye çalışan AB'nin, soykırımın yol açtığı korkunç ihlallere karşı kınamadan öteye geçebilmesinin önem taşıdığı düşünülüyor.​