Gençler, Bu Gidişat Nereye?

Bu soru sana soruluyor. Genel geçer bir kalabalığa değil, bizzat sana. Kur’an’ın sorduğu bu soru, vitrinlere, ekranlara, algoritmalara kapılmış bir nesli durdurmak için soruluyor:

“Öyleyse nereye gidiyorsunuz bu gidişat nereye?” (Tekvir, 26)

Daha hızlısınız, daha bağlantılısınız, daha çok şey görüyorsunuz. Ama şu soruya dürüstçe cevap verin: Daha doğru bir yere mi gidiyoruz?

Sinema sizi eğlendiriyor ama farkında olmadan neyi normalleştiriyor? Finans size “özgürlük” vaadi sunuyor ama sizi kime borçlandırıyor? Siyaset size umut pazarlıyor ama gerçekten kimin çıkarına çalışıyor?

Parlayan Hayatlar, Çürümüş Gerçekler

Size rol model diye sunulan isimleri düşünün. Milyarderler, sanatçılar, politikacılar, “ikon”lar… Birçoğunun gerçek yüzünü Epstein belgelerinde gördük. Güç, şöhret ve paranın insanı ne hâle getirdiğini açık açık izledik.

Ortada şu gerçek vardı: İnsan onuru sıfırdı. Kadın, çocuk, masumiyet sadece tüketilecek nesnelerdi. Ve daha sarsıcı olanı; bu sözde güçlü insanların bile Siyonist yapıların elinde birer kukla hâline gelmiş olmasıydı. Dosyalarla, şantajla, kirli ağlarla yönetilen bir dünya…

Kur’an bu sahneyi tek cümleyle özetler:

“Onlar şeytanın tarafını tuttular. Bilin ki kaybedenler şeytanın tarafını tutanlardır.” (Mücadele, 19)

Size Satılan Hayat Gerçek Değil

Gençler, size satılan hayat gerçek değil. “İstediğini yap, kimseye hesap verme” denilen bu özgürlük; aslında sizi nefsin, arzunun ve piyasanın kölesi yapıyor. Ahlak “baskı”, edep “geri kalmışlık”, inanç ise “engel” gibi gösteriliyor.

Allah Resûlü (sav) bugünü tarif eder gibi konuşur:

“İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, kişi malı nereden kazandığına aldırmayacak; helal mi haram mı umursamayacak.” (Buhârî)

Bugün mesele sadece haramın yayılması değil; haramı savunan, hatta onunla övünen bir zihnin inşa edilmesidir.

Uyanın, Bu Gidişat Temiz Değil

Şunu açıkça söyleyelim: Bu düzen temiz değil. Parlak ama kirli. Özgürlük vaat ediyor ama içten içe ruhu çürütüyor. İnsanı yüceltmiyor, değersizleştiriyor. Seni sen olmaktan çıkarıp sürüye katıyor.

İşte tam bu noktada Kur’an başka bir kapı açıyor. Kirliye karşı temizi, zulme karşı adaleti, boşluğa karşı anlamı…

Allah Teâlâ buyurur:

“Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar.” (Nahl, 90)

Bu, insanı ezen değil ayağa kaldıran bir düzendir.

Firar Etmenin Zamanı Geldi

Gençler, size çağrım net: Firar edin. Ama hayattan değil; bu kokuşmuş düzenden firar edin. Algılardan, dayatmalardan, sizi sıradanlaştıran akıldan kaçın. Allah’ın temiz düzenine, sahih bir imana, ahlaklı bir duruşa yönelin.

Çünkü bu dünya size “her şey” diye sunuluyor ama gerçekte hiçbir şey vermiyor.

Kur’an son sözü söylüyor:

“Onlar dünya hayatını ahirete tercih ettiler. Ne kötü bir tercihtir!” (İbrahim, 3)

Soru hâlâ ortada duruyor. Kaçmak yok, ertelemek yok:

Öyleyse nereye gidiyorsun?

Yolunu başkaları çizmeden önce, sen seç.

Çünkü bu çağda en büyük devrim, temiz kalabilmektir.