"Gelişmiş ülkeler seviyesinde bir Türkiye rüyasından vazgeçmiş bulunmaktayım, hayrını görün" dese Gladyo'nun Tayyib'i çok seveceğinden emin olabilirsiniz. "Diktatör olma heveslisinden", "Ortadoğu'da örnek lider" seviyesine ivedilikle çıkacağından şüphem yok.
"Kürtlerle yeniden ittifak planından vazgeçtik, aynen 14 yıl önce olduğu gibi Kürt kimliğini yok sayacak, Kürtçeyi yasaklayacak, Kürtçe eğitim veren okulları, Kürtçe yayın yapan televizyonları, radyoları kapatacağız dese, kendi arabamızı, kendi uçağımızı, kendi silahımızı üretme hayalinden vazgeçtik, üçüncü havaalanı projesini iptal ediyoruz, bundan sonra yapacağımız köprü inşaatlarını Ağrı'lı Kürt işadamı İbrahim Çeçen'e değil sizin Türkiye bayiilerinden, Kırım dönmesi sahte Türklerden birine vereceğiz" dese postalcı medyanın nezdinde "tek adam olmak istiyor"dan "demokrasi üstün nişanesi verilmeye" evrilecektir.
Bir taraftan basın özgürlüğü yok deyip yaygara koparırken diğer taraftan hala medyanın önemli bir kısmını ellerinde tuttuklarından bu müthiş değişimi kimseyi uyandırmadan yapabileceklerine inançları tam.
Şiddeti barış ortamında da kutsamaya devam eden bir kısım Kürde söyleyecekleri ise "hele biraz soluklanın çok yoruldunuz" olacaktır sanırım.
Tayyib'in, Gladyo'nun kulağına hoş gidecek bu sözleri söyleme olasılığı nedir bilmiyorum fakat gireceği ilk seçimde kaybedeceğinden eminim. Çünkü seçmenin önemli bir kısmı Gladyo'dan haberdar ve nefret ediyor…
Sol sosuna bandırılmış Kemalist, son zamanlarda sırf PKK silah bırakmasın diye başımıza Kürtçü de kesilen bir yazarımız "Tayyib Erdoğan bir gün mutlaka uluslararası mahkemede işlediği suçlardan dolayı yargılanacak" diye buyurmuş.
Sanırsın kendisinin çok sevdiği general büyükleri gibi (biz efendilik edip büyükleri diyoruz ama birileri "our boys" diyor. -Don't forget our girls too-) darbe ile geldi işbaşına. Sanırsın bugün seçim olsa yine en az yüzde elli oy oranı ile seçilmeyecek. Sanırsın mensup olduğu siyasi partinin 10 milyon üyesi yok.
Uluslararası mahkemede zannedersem şu sebeblerden dolayı yargılanacak:
Siyasi bir partinin kurucusu ve lideri olmak. Üstüste 5 genel seçimden ve cumhurbaşkanlığı seçiminden zaferle çıkmak. (Yerel seçimler ve referandumlar suç kapsamına girer mi?)
14 yılda 700 bin konut dikerek dar gelirli vatandaşı ev sahibi yapmak. 100 tane üniversite, 554 hastane yapmak, her ile havaalanı açmak. 20 bin km bölünmüş yol, 1000 km demiryolu döşemek. 200 bin derslik açmak. 250 tane baraj kurmak.
Kürtçe dilinin önündeki engelleri kaldırmak, "Kürtler bu devletin kurucu halklarındandır" demek. CHP tarafından işlenen Dersim katliamı dolayısıyla devlet adına Alevi vatandaşlardan özür dilemek, cemevlerine özgürlük getirmek, Dersim meydanına Seyit Rıza'nın heykelinin dikilebileceği ve kıyametin kopmayağı bir ortam oluşturmak. Dini azınlıklar CHP ve türevleri tarafından gaspedilmiş mal varlıklarını geri vermek. Büyükşehirler yasası ile yerinden yönetimi güçlendirmek. Kafası bozulan savcının siyasi partileri kapatabilmesinin önünü kesmek. Türkiyenin en önemli sorunu olan nefret söylemlerini suç dahiline almak. İki buçuk milyon Suriye'liye kucak açmak, barındırmak.
Gördüğünüz gibi Tayyib'in uluslararası mahkemenin önünde yargılanması için gerekli olan suçlar saymakla bitmiyor, yerimiz yetmiyor....
Kürtçe Türkiye'nin ikinci resmi dili olmalı
Türkçemize lafımız yok. Türkçe bilip konuşmaktan gayet memnunum. Bin senelik müttefikimin dilini bilmiyecektim de ne yapacaktım?
Bahsettiğim, Kürtçenin, Türkçenin yanında Türkiye'nin ikinci resmi dili olması.
Fransızca Kanada'nın ikinci resmi dili oluyorda, devlet dairesinden tut, okullarda, bankalarda, trafik işaretlerinde İngilizcenin yanında ikinci dil olarak kullanılıyor da Kürtçe gibi harika bir dil (Kürtler dillerini küçümsemeye devam etsinler..) neden ikinci resmi dil olarak kullanılmasın?
Hem de sadece Kürdistan'da değil Türkiyenin dört bir tarafında ikinci resmi dil olmalı. Çünkü Kürtler Kürdistan bölgesinden çok Türkiye'nin diğer bölgelerinde yaşıyorlar. Istanbul'daki Kürt nufusu 3 milyona yaklaştı. "Kürtlerin başkenti İstanbul'dur" diye boşuna söylemiyorlar. İstanbul'da okullar, tüm devlet daireleri, bankalar Kürtçe hizmeti de bünyelerine almalı.
Kürtçenin resmi dil olması Türkiye'yi böler mi?
Bölebilir..
CHP ve MHP cephesinden gelen itirazları göğüslemek adına, özgürlükçülük için attığın her adımda "aslında buna niyetimiz yoktu fakat şiddetin durması için başka şansımız yoktu" havasını vermeye devam edersen bölünebilirsin. Bu tür adımlar ancak birlik bütünlük adına atılırsa gerçek bütünleşme sağlanabilir.
CHP-MHP'nin bırakın Kürtçe'nin ikinci resmi dil olmasını, kahvehanelere insanların kendi aralarında konuşmasına bile karşı olması, HDP'nin de Tayyib takıntısından dolayı CHP-MHP ikilisiyle iş tutup hükümeti zor durumda bırakma isteği umrumda bile değil. Türkiye Cumhuriyeti'nin Kürt kökenli vatandaşı olarak Kürtçenin ikinci resmi dil olmasın istiyorum.
Elimde silahım ve çekecek bir tetiğim de yok.
Söylenmese eksik kalırdı.
"Derûnîya siyasetê şêwe ye û mafdarî ji bo desthilatîyê bafik nîne. Diyarkirina hêlê de mêrxasî kar nake, pêşîyê rastbînî hewce dike."
"Siyasetin özü üsluptur ve bir iktidar için haklılık mazeret değildir. Yön tayininde hamaset kar etmez, önce akl-ı selim'e ihtiyaç var."
-Dücane Cündioğlu-