Ah! Bir ne için yürüdüğünüzü bilseniz…
Ayaklar, vücudun cefakarları bir yerlere hep onlarla ulaşırız... Çoğu kez varlıklarını bile unuturuz... Heyecana ortak olur birbirine dolaşır. Verilen karara ortak olur emin yürür... Hele birde duygu yoğunluğu içindeyseniz, bulutlar, sizler ruhunuzun etrafını sarmışsa, kendinizi sokağa atıp, kaldırımların ve ayaklarınızın hakimiyetine girip, yürürsünüz yürürsünüz… Şimdi sadece adımlarınız nabzı atar… Bazen gecenin koyuluğunda, bazen gündüzün kalabalığında, her ikisinde de yapayalnızsınızdır; kafanızda duygularla örülü dantela birde ayaklarınız…
Helalinizle ilk karşılaştığınız yere götüren, ilk elini tutuşunuzda heyecanınızı hissedip titreyen onlar… Kısa ve uzun merdivenleri basamak basamak hedefinize ulaştıran onlar… Karar anı, öfkede dimdik, sevinç ve heyecanda titrek…
Hassas ve ince hesaplarla yaratılmış çeşitli kemikler ve üzerine gelen kaslar ve deriyle harika bir makine olan ayaklar, dağlardan azimli; adeta üzerinde bir kainat taşıyor... Kainatı taşıyor çünkü insandaki duygular, heyecan, sevinç, öfke, hayal, acımak gibi ruh halleri, bütün kainatı içine almıyor mu? Piramitlerle beraber bütün harika eserleri, uyduları, mekikleri vs. teknolojilerin evvelindeki düşünce ve proje halini barındıran kafa ve bağlı olduğu gövdesi ile beraber taşıyan ayaklar, ne idealler için yürüdü; kul olmak, öğrenmek, tüm verilen nimetlere teşekkür etmek için ve de öğretmek için yürüdü…
Ay, güneş olmak için yürümüyor… Diken gül olmak için yürümüyor… Su, toprak olmak için yürümüyor… Göz kulak olmak için yürümüyor… Her varlık, kendine verilen ve biçilen vazife ve tarz için, Yüce Yaratıcısına teşekküre biçilmiş rol ile yürüyor... Hiçbir canlının, dişi ya da erkek olmak için, Allah'tan bir alacağı yoktu ki. Yeryüzü erkeğin ya da kadının zorlama başka bir şekle girmesine gayret etmesi ve afat gerektiren ahlaksızlığa soyunması kadar iğrenç bir manzara görmemiştir...
Şimdi böyle kıymetli ve teşekkür gerektiren para verip almadığımız ayaklarla çirkin bir şey için yürümek, gökkuşağı renklerini bile utandıracak niteliktedir… Bu mübarek ramazan ayında insanlık için, dünyayı kana boyayan zalimler için, mazlumların yanında olduğumuzu gösterecek yürüyüş yapmak, insan olduğumuza her atılan adımla teşekkür edercesine yürümek dururken, serbestçe yapılması istenen bir ahlaksızlık için yürümek, sadece zihinleri değil, sokakları ve caddeleri, değerleri kirletmektir…
Madem yürüyeceksiniz, keşke bu yürüyüş, başkalaşma hastalığından kurtulma çaresi için olsaydı… Erkek ya da kadın olmanın, kısaca insan olma şerefini, ahlakı ve namusu korumanın, bu sapıkça dürtülerden, sakıncalı tercih hastalığından kurtulmanın yollarını arama yürüyüşü olsaydı… Böyle bir yürüyüş, bedeni rahatsızlıklardan kurtulmak için, hekim kapısını aşındırmaktan çok daha önemli ve haysiyetli bir yürüyüş olacaktır… Emanette değişiklik yapma, kötü kullanma gibi hataya düşme tehlikesinden sahibi olan Allah'a ölüm gibi bir hakikatle tertemiz teslim etmek, hakikate ve namusa, şerefe yürümek olacaktır…
Son söz: LGBT ruhun şımarıklığı, bedenin haddini aşmasıdır. Böyle bir alçaklığı, gökkuşağı şirin gösteremez…