Gücü gücü yetene!

Doğa, kendi içinde kusursuz bir denge barındırıyor gibi görünse de hayvanlar âlemi yakından incelendiğinde sert bir gerçek dikkat çeker: Güç, çoğu zaman hayatta kalmanın en belirleyici unsurudur. “Gücü gücü yetene” anlayışı, hayvanlar dünyasında ahlaki bir yargıdan çok, yaşamın devamını sağlayan temel bir kural olarak karşımıza çıkar. Beslenme, barınma, üreme ve alan savunması gibi yaşamsal ihtiyaçlar, çoğu zaman fiziksel güç, hız, zehir, zeka ya da sayısal üstünlük üzerinden karşılanır.

Hayvanlar âleminde güç yalnızca kas kuvveti anlamına gelmez. Aslanın gücü pençelerinde ve dişlerinde saklıyken, kartalın gücü keskin görüşünde ve yüksekten süzülme yeteneğindedir. Yılan zehriyle, örümcek ağıyla, karınca ise iş birliğiyle güçlüdür. Bu durum, doğada gücün farklı biçimlerde tezahür ettiğini gösterir. Ancak hangi biçimde olursa olsun, güçlü olan genellikle zayıf olan üzerinde bir üstünlük kurar.

Besin zinciri bu anlayışın en somut örneklerinden biridir. Otçullar bitkilerle, etçiller otçullarla, daha büyük yırtıcılar ise kendilerinden küçük avlarla beslenir. Bu zincirde zayıf olanın kaçma, saklanma ya da kamufle olma gibi savunma mekanizmaları vardır; fakat her zaman başarılı olamaz. Güçlü olan, hayatta kalmak için zayıf olanı avlar. Bu durum, doğanın acımasızlığı olarak yorumlansa da aslında ekosistemin sürekliliğini sağlar.

Alan hâkimiyeti de “gücü gücü yetene” ilkesinin geçerli olduğu bir başka alandır. Birçok hayvan türü, yaşam alanını korumak için diğer bireylerle mücadele eder. Erkek geyiklerin çiftleşme döneminde boynuzlarını kullanarak dövüşmesi, aslanların sürü liderliği için rakiplerini saf dışı bırakması buna örnektir. Bu mücadelelerde kazanan genellikle daha güçlü, daha dayanıklı ya da daha tecrübeli olandır.

Ancak doğada güç her zaman kalıcı değildir. Yaşlanan, yaralanan ya da sürüsünden ayrılan güçlü bir hayvan kısa sürede savunmasız hâle gelebilir. Bu da doğadaki dengenin sürekli değiştiğini gösterir. Bugün avcı olan, yarın av olabilir. Bu yönüyle hayvanlar âlemi, gücün mutlak değil, geçici olduğunu da öğretir.

İnsanlar çoğu zaman “gücü gücü yetene” anlayışını olumsuz bir ifade olarak kullanır. Oysa hayvanlar dünyasında bu bir zorbalık değil, hayatta kalma stratejisidir. Hayvanlar, bilinçli bir kötülükle değil, içgüdüleriyle hareket eder. Onlar için ahlak değil, yaşam önceliklidir. Bu fark, insan toplumlarıyla hayvanlar âlemi arasındaki temel ayrımı oluşturur.

Sonuç olarak, hayvanlar âleminde “gücü gücü yetene” ilkesi, doğanın sert ama düzenleyici yasalarından biridir. Güç; bazen kas, bazen zeka, bazen de uyum yeteneği olarak ortaya çıkar. Bu ilke sayesinde türler evrimleşir, ekosistem dengede kalır ve yaşam döngüsü devam eder. Doğayı anlamak, bu gerçeği romantize etmeden ama saygıyla kabul etmekten geçer. Saygıyla