Firavun''a Direnen Yusuflar Batildan Merhamet Dilenmez

Firavun''a Direnen Yusuflar Batildan Merhamet Dilenmez

"Garptaki bir mü''minin ayağına diken batsa, şarktaki bundan acı duymalı" şiarı gereği, Mısır''a dair yolculuğumuz bu gün de devam ediyor. İki önemli şahsiyetten bahsederek, tağutun askerlerinin Müslümanlara tarih boyunca ne acılar çektirdiğini hatırlamaya devam edelim. Müslüman Kardeşler geleneğinden gelen Seyyid Kutub''un boynuna yağlı ilmek geçiren, Zeyneb Gazali''ye de zindanları dar edenlerin torunları bugün aynı kıyımı gerçekleştiriyor.

18 Temmuz 2013 15:43:00

"Garptaki bir mü''minin ayağına diken batsa, şarktaki bundan acı duymalı" şiarı gereği, Mısır''a dair yolculuğumuz bu gün de devam ediyor. İki önemli şahsiyetten bahsederek, tağutun askerlerinin Müslümanlara tarih boyunca ne acılar çektirdiğini hatırlamaya devam edelim. Müslüman Kardeşler geleneğinden gelen Seyyid Kutub''un boynuna yağlı ilmek geçiren, Zeyneb Gazali''ye de zindanları dar edenlerin torunları bugün aynı kıyımı gerçekleştiriyor.

Günün Ayeti

'Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna (Hz. Muhammed'e) apaçık ayetler indiren O'dur. Allah size karşı çok şefkatli ve merhametlidir.'

(Hadid, 9)

Günün Hadisi

'Müminler birbirlerini sevmek, birbirlerine şefkat göstermek ve iyilik yapmakta bir vücut gibidir. O vücudun bir uzvu hastalanırsa, diğer uzuvlar da hastalığın acısını duyar, uykusuzluk ve ateşine iştirak eder.'

(Buhari, Edep, 37)

HAZIRLAYAN: SABRİ GÜLTEKİN

milat.ramazan@yahoo.com

Seyyid Kutub, 1906 yılında Mısır'ın Asyut kasabasında, dindar bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Orta ve lise tahsilini el-Ezher de bitirdi. Kahire Üniversitesi'nin Darul Ulum fakültesine girdi. 1933 yılında mezun olduğu fakülteye aynı yıl öğretim görevlisi olarak tayin oldu. 1939 ve sonrasında İslami düşünceye yöneldi. 1946'da Konum Dersleri isimli makalesini yayımladı. Makalesinde toplumun ıslahının ve Müslümanların bu yönde çalışmasının Kur'an'ın emri olduğunu savunuyor, Mısır'ın o dönemki toplumsal yapısını ve geçirmekte olduğu dejenerasyonu eleştiriyordu.

Medrese-i Yusufiye'de dünya durdukça okunacak iki eser hazırladı

Kitaplarında, genellikle geleneksel İslam'a karşı, sahih bir çizgiyi savundu. Tasavvufta var olan hurafeleri eleştirdi. Mısır'a döndüğünde, kamu hizmetinden ayrılıp Müslüman Kardeşler Teşkilatı'na katıldı. Teşkilatın gazete ve dergilerinden devamlı olarak düşüncelerini aktarmaya çalışırken, diğer taraftan Müslüman Kardeşler ile olan ilişkisi devam etti. Cemal Abdül Nasır'a düzenlenen 1954 tarihli suikast girişimi nedeniyle birçok Müslüman Kardeşler üyesi gibi o da tutuklandı. Yargılama sonunda Seyyid Kutub'a onbeş yıl ağır hapis cezası verildi. Hapiste ileride büyük bir önem ve üne kavuşacak iki eseri olan, Kur'an tefsiri Fi zilal-il-Kur'an ve Kutub'un siyasi ve düşünsel görüşlerinin en son ve bütününü ifade eden Yoldaki İşaretler`i kaleme aldı.

Zalim Nasır kararından vazgeçmiyor

1964'te serbest bırakıldıktan sonra, 1965'te tekrar tutuklandı. Bu kez de birçok Müslüman Kardeşler üyesi ile birlikte tutuklanmıştı ve tutuklanma nedeni devlete karşı bir darbe girişimi idi. 21 Ağustos 1966'da hakkında idam cezası verildi. Kararı Pakistan, İngiltere, Lübnan, Ürdün, Sudan ve Irak gibi ülkelerdeki birçok dini otorite ve grup tepkiyle karşılasa ve Nasır'ı kararından döndürmeye çalışsalar da, Seyyid Kutub 29 Ağustos 1966'da idam edildi.

İdam yolunda Kutub'un ağzından dökülen tarihi sözler

Mahkeme heyeti onu idama mahku00fbm ettiğinde Kutub'un ağzından şu tarihi sözler dökülmüştü: 'Eğer Allah kanunu ile mahku00fbm edilmişsem ben Hakk'ın hükmüne razıyım. Eğer batıl kanunlarla mahku00fbm olmuşsam ondan çok daha üstün bir düşünceye sahip olduğum için batıldan ve münafıklardan merhamet dilemem. Allah'a şükürler olsun ki on beş sene cihad ettikten sonra bu mertebeye ulaştım. Ben Allah yolunda yaptığım iş için asla özür dilemem. Namazda Allah'ın birliğine şehadet eden parmağım asla bir tağutun hükmünü onaylayan tek bir harf bile yazmayacaktır.'

//***////

Zindanlardan Zeyneb'lerin feryatları yükseliyor

Asrımızın aktif ve seçkin İslam davetçilerinden biri olan Zeyneb Muhammed el-Gazali el-Cubeyli, 2 Ocak 1917 yılında Mısır'ın başkenti Kahire'nin kuzeyinde yer alan el-Buheyre vilayetinin Meyyit Yaiş köyünde dünyaya geldi. Ezher Üniversitesi'nin alimlerinden olan babası, kızının yetişmesine ve İslamu00ee bir bilinç kazanmasına büyük önem verdi. Zeyneb Gazali, on yaşına geldiğinde babası vefat etti. Annesi ve iki kardeşleriyle birlikte Kahire'ye göç etti.

Abdunnasır'ın zulmün Mısır'ı kasıp kavuruyor

Bir kaza sonucu ağır yaralanan Zeyneb Gazali, sağlığını yeniden kavuştuğunda, ömrünün kalan kısmını sahabe kadınları örnek alan hanımlar yetiştirmek için adamış bir davetçi, dava önderi gibi daha çok çalışmaya başladı. 1938 yılında Müslüman Kardeşler'e katıldı. Abdunnasır, Müslüman Kardeşleri dağıttığı ve bütün mallarına el koyduğunda Zeyneb Gazali'nin kocasının servetini de devletleştirdi. Evi, Abdunnasır tarafından zindanlara atılan Müslümanların geride kalan çocuklarının sığındığı sıcak bir yuva ve himaye gördüğü bir yer oldu. 1965 yılında Müslüman Kardeşler'in bir çok üyesiyle beraber Zeyneb Gazali de tutuklandı. Her türlü eziyet ve işkenceye maruz kaldı. Allah yolunda sayısız kırbaç yedi ve türlü işkencelere uğradı. Defalarca falakaya yattı. Soğuk günlerde buz gibi sulara batırılıp saatlerce ve günlerce bekletildi. Erkeklerden bir çoğunun sabredemediği şartlara büyük bir azim ve cehtle katlandı. Zeyneb Gazali tüm eziyetlere rağmen imanlı bir neslin yeşermesi için büyük çabalar gösterdi. Ömür boyu mahkum edilmesine karşın 6 yıl ceza evinde kaldıktan sonra 1971 yılında serbest bırakıldı.

Zulmü direnişin simgesi oldu

Bu değerli insan, bunca zulüm ve işkenceye katlanarak inandığı davası içerisinde her zaman ön safta durdu. Zulme boyun eğmeyen şahsiyetlerin yetişmesinde büyük emek verdi. İslam coğrafyasının her tarafında tanınan ve sevilen bir kadın davetçi olan Zeyneb Gazali, 3 Ağustos 2005 yılında 88 yaşında iken hakkın rahmetine kavuştu. Kahire'nin doğusundaki Nasr kentinde Rabiatu'l Adaviyye Camii'nde kılınan öğlen namazı ardından toprağa defnedildi.

HASAN EL BENNA'DAN GENÇLERE TAVSİYELER

1) Şartlar ne olursa olsun ezanı duyduğunuz zaman namaza kalkın. 2) Kur'an'ı Kerim'i okuyun, inceleyin veya dinleyin. Azıcık zamanınızı bile yararsız işlere ayırmayın. 3) Dilinizi düzgün konuşmaya çalışın. Çünkü bu Müslüman olmanın belirtisidir. Arapçayı öğrenin, çünkü Kur'an en güzel şekilde Arapça ile anlaşılır. 4) Hiç bir konuda aşırı tartışmayın. Zira gösteriş hiç bir zaman yarar sağlamaz. 5) Fazlaca gülmeyin. Çünkü Allah'a bağlı olan gönül, sakin ve vakarlı olur. 6) Maskaralık yapmayın. Çünkü mücahid bir millet, ciddiyetten başka bir şey tanımaz. 7) Dinleyicinin işiteceğinden fazla sesinizi yükseltmeyin. Çünkü bu bencillik ve eziyet vermektir. 8) Kişileri çekiştirmek ve tavırları küçümsemekten sakının. Hayırdan başka bir şey konuşmayın. 9) Karşılaştığınız kardeşlerinizle sizden istemese bile tanışmaya bakın. 10) Görevler vakitlerden fazladır. Vakitten yararlanmak için başkasına yardımınızı esirgemeyin. Yapacak bir göreviniz varsa onu en kısa yoldan en güzel şekilde bitirmeye çalışın. 11) Her hususta temizliğe önem verin. Evinizde, elbiselerinizde, vücudunuzda, iş yerinizde. Çünkü bu din, temizlik üzerine kurulmuştur. 12) Ahdinize, sözünüze ve vadinize vefa gösterin. Şartlar ne olursa olsun bunlara muhalefet etmeyin. 13) Okuma ve yazmanızı sağlamlaştırın. Müslümanların gazete ve dergilerini çokça mütaala edin. Küçük de olsa kendinize ait bir kütüphaneniz olsun. İhtisas sahibi iseniz branşınızda derinleşin. 14) Hükümet vazifelerine düşkün olmayın ve onları rızkın en dar kapısı olarak bilin. Ama size verildiği zaman da reddetmeyin. Davanın vecibeleri ile tamamen çatışmadığı müddetçe bu vazifelerden ayrılmayın. 15) Malınızın bir kısmı ile davaya katılın, üzerinize farz olan zekatı cemaate verin. Geliriniz ne kadar az olursa olsun, ondan fakir ve yoksullara bir hak ayırın. 16) Az da olsa malınızın bir kısmını beklenmedik hadiseler için ayırın ve katiyen lüks eşyaya kapılmayın. 17) Durmadan tevbe ve istiğfar edin. Uyumadan evvel birkaç dakikanızı nefsinizi muhasebeye ayırın. Şüpheli şeylerden kaçının ki, harama düşmeyesiniz. 18) Eğlence yerlerine yaklaşmak şöyle dursun, onlara karşı bir savaşa girişmelisiniz. Bütün konfor ve rehavet görüntülerinden uzaklaşın. 19) Her yerde davanızı yaymaya çalışın. Nefsinizle şiddetli bir şekilde mücadele edin ki, onun yularını ele alasınız; gözünüzü haramdan ayırın, duygularınıza hakim olun. 20) Sürekli cemaatle ruhen ve amelen bağlantılı olun ve kendinizi daima kışlasında emir bekleyen bir asker gibi kabul edin.

Ramazan ilmihali

ORUCUN

MÜSTEHAPLARI

Varlıklı kimselerin, özellikle durumu iyi olmayan kimselere iftar yemeği yedirmesi güzel ve sevaplı bir davranıştır. Peygamberimiz, 'Oruçluya iftar ettiren kimse, oruçlunun sevabında bir eksilme olmaksızın, oruçlunun alacağı kadar sevap alır' buyurmuştur. (Tirmizu00ee, 'Savm', 42, İbn Mace, 'Sıyam', 45) İftar yemeklerini, zenginler arasında bir lüks ve gösteriş yarışı haline getirmekten kaçınmak gerekir. Yine varlıklı kimselerin, her zamankinden daha fazla olarak, Ramazan'da ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunması beklenir. Varlıklı kimselerin bulunduğu bir bölgede akşam ne ile iftar edeceğini düşünen insanların kalmamış olması gerekir.

Oruç, Rable gönül bağını güçlendirmeli

Oruç, kişinin Rabbiyle gönül bağını güçlendiren, ona manevu00ee ve derunu00ee bir haz tattıran, irade eğitimine ve kalp inceliğine yol açan ibadetlerden olduğu için oruç tutan kişi zaten dilini kötü, çirkin, başkalarını rencide edecek boş ve gereksiz sözlerden koruyacaktır. Oruç bu tesiri tam meydana getiremiyorsa, oruç tutan kimsenin bu sonucu ve etkiyi elde etmek için çalışması, oruçlu iken söz ve davranışlarına daha çok dikkat etmesi gerekir. Hele insanların birbirleri hakkında kötü kanaate sevkedecek ve ilişkilerini bozacak dedikodu ve söz taşıma gibi dinimizce hiçbir zaman hoş görülmeyen davranışlar, orucun manevu00ee haline taban tabana zıt şeylerdir. Peygamberimiz orucun bu yönünü anlatmak üzere 'Yalan konuşmayı bırakmayan, yanlış davranışlardan kaçınmayan kimsenin kendini aç ve susuz bırakmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur' buyurmuştur. (Buharu00ee, 'Savm', 8)

Oruçlu iken kötü laf söylenmemeli

Aslolan ibadeti amacına uygun yapmak, ibadetin zevkini tatmaktır. Peygamberimiz bu noktaya işaretle 'Hiçbiriniz oruçlu iken kötü laf söylemesin; bağırıp çağırmasın, hatta kendisine ağır sözler söyleyen (küfreden) birine dahi sadece 'Ben oruçluyum' demekle yetinsin' buyurmuştur. (Buharu00ee, 'Savm', 2; Müslim, 'Sıyam', 160) Ramazanın manevu00ee atmosferini daha iyi hissedebilmek için Kur'an okumak, eksikliğini hissettiği bilgileri öğrenmeye çalışmak yerinde olur. Ayrıca, her Ramazan'da mutlaka Kur'an-ı Keru00eem'in Türkçe anlamı, mukabele okur gibi bir defa okunmalı, genel hatlarıyla Kur'an-ı Keru00eem'in içeriği hakkında bilgi sahibi olunmalıdır.

Fıkıh Penceresi

DOÇ. DR. MUSTAFA TEKİN

Eşim Ramazan'da çok sinirli oluyor. Oruç tutmasa olur mu?

- Ramazan aynı zamanda kişinin kendisini eğittiği bir aydır. Sinirli kişiler de Ramazan'da oruç tutarlar. Ramazan'ı bu açıdan bir fırsat bilmelidirler.

Toprak, cam vb. şeyler yemek orucu bozar mı?

- Bu gibi insanın normalde yemeyeceği şeyler de orucu bozarlar. Yiyenler kaza etmelidirler. Hatta toprak ve cam yemekten zevk alan kişilerin bu gibi maddeleri kasten yemeleri durumunda keffaret de gerekir.

Sürme, yağ vb. şeyler sürmek orucu bozar mı?

- Sürme çekmek, krem ve yağ sürmek, kolonya sürünmek orucu bozmaz.

Esma-ül Hüsna

EL-BASİR:

Her şeyi gören.

EL-HAKEM:

Hikmet sahibi olan, yaptığı her işte hikmeti gözeten, hükmeden.

EL-ADL:

Son derece adaletli olan.

Doktorunuzdan Tavsiyeler

PROF. DR. SEFA SAYGILI

Kimler oruç tutamaz

Bilindiği gibi hasta olanlar oruç tutamazlar. Hatta bazı hastalıklarda sağlığa zararlı durumlarda tutmak caiz olmaz. Hasta, hamile, çocuk emziren veya yaşı küçük olan birinin oruç tutup tutmayacağını değerlendirirken beş hususa dikkat çekildi. Bunlar göz önüne alınmadan karar verilmesi doğru olmayacak hususlar şunlardır:

l Kişinin oruç tutmaya istekli olup olmadığı. Bazı kimseler için tutmamak züldur. Oruç yedikleri takdirde kendilerini azap içinde hisseder, yıkılırlar. Böyleleri oruç tutmadıkları zaman hastalıkları azalmaz, hatta artar.

l Çevresinin desteği önemlidir. Kişinin ailesi, arkadaşları, komşuları hep oruç tutuyorsa yine tutması lehinedir.

l Yine orucun hangi mevsime denk geldiği dikkate alınmalıdır. Sözgelimi günün en kısa ve soğuk zamanına rastlayan bu yılki orucu tutmak Ağustos ayı orucu ile kıyaslanamaz bile.

l Kişinin hastalığının şiddeti. Mesela şeker hastası ise insülin kullanmakta mıdır, yoksa yetişkin tip sadece diyetle idare edebilecek durumda mıdır?

l Yine kişinin oruç tutup tutmayacağına bu hususları dikkate alan kendisi de oruç tutan bir hekim karar vermelidir.

Yorumlar

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement