Dolar (USD)
16.6508
Euro (EUR)
17.5487
Gram Altın
974.587
BIST 100
2490.24
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

Güneş Sur'un üzerine doğacak

Güneş Sur'un üzerine doğacak

AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığının düzenlediği 'Kadın Gözüyle Sur' programına katılmak için Cuma günü Diyarbakır'a gittim. Sokaklarında yürümeden, havasını teneffüs etmeden, insanıyla konuşmadan, batıdan doğuda yaşananları idrak etmeye çalışmak, bana bir yerlerde bir şeyleri eksik bıraktığımızı düşündürdü.

14 Mart 2016 01:07:00

AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığının düzenlediği 'Kadın Gözüyle Sur' programına katılmak için Cuma günü Diyarbakır'a gittim. Sokaklarında yürümeden, havasını teneffüs etmeden, insanıyla konuşmadan, batıdan doğuda yaşananları idrak etmeye çalışmak, bana bir yerlerde bir şeyleri eksik bıraktığımızı düşündürdü.

Özlem Doğan'ın izlenimleri..

Dolayısıyla bu program, çatışmaların bıraktığı izlere daha yakından şahit olmak ve devletin vatandaşına karşı sorumluluklarında attığı adımları öğrenmek için iyi bir fırsattı. Topraklarında, Kur'an'da adları geçen Hz. Zülküf ve Hz. Elyesa ile birlikte 541 sahabe medfun olan ve 639 yılında Türklerden önce İslam'la ilk buluşan Diyarbakır, Türkiye'nin 12. büyük şehri. Sur ise tarihte 33 ayrı medeniyete ev sahipliği yapmış kadim bir ilçe. Bu düşüncelerle Diyarbakır sokaklarında ilerlerken gördüklerimden aklımda kalanlar; şöyle ya da böyle akışında ilerleyen gündelik hayata kendini kaptırmış halkla 'Türkçülüğün Esasları' adlı kitapları yazan ve 'Türk milliyetçiliğinin babası' olarak anılan Diyarbakırlı yazar Ziya Gökalp'in adını taşıyan kültür merkezi. Ayrıca bir dikkat çeken husus da Türkçe tabelaların altına Kürtçe anlamlarının yazılmış olması. Bir zamanlar Kürtçe müzik dinlemenin bile yasak olduğu ülkemizde nelerin değiştiğini, hak ve hürriyet açısından nasıl bir ilerleme kaydedildiğini idrak edebilmek için görebilen bir aklın perspektifinden bakmak gerekiyor. Bugün Kürtlerin haklarını savunduğunu iddia eden ve PKK'yı kutsamaktan başka bir becerisi olmayan HDP'liler, kışkırtıcı sokak çağrılarının bölge halkı nezdinde neden karşılık bulmadığını bu minvalde oturup düşünmeliler.

Bereketli Hilal'in gölgesinde

AK Partili kadın Milletvekillerinin, partinin kadın kollarıyla kadın gazetecilerin de katıldığı 'Kadın gözüyle Sur' programımızın ilk durağı Diyarbakır Valiliği'ndeydi. Başbakan Davutoğlu'nun eşi Sare Davutoğlu'nun da teşrif ettiği toplantıda, Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı ve Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy'dan Sur'la ilgili önemli bilgiler aldık. Altı mahallesinde terör olaylarının yoğun yaşandığı ve 4500 ailenin olaylardan olumsuz etkilendiği Sur ilçesinde operasyonlar sona erdi. Bölge halkının yaralarını sarabilmek ve mağduriyetlerini giderebilmek için devlet nakdi yardım yapmanın yanı sıra, Sur içinde kalan vatandaşlara da gıda dağıtımı gerçekleştirdi. Otele alınan aileler devlet tarafından korunuyor ve onlara destek olunuyor. Çatışmalardan dolayı zarara uğrayan esnafa da düzenli para yardımı yapılıyor. Devlet tüm imkanları ile vatandaşının yanında. Ayrıca Surla sınırlandırılmış olan Suriçi bölgesinde kentsel dönüşüm çalışması yapılmayacağının bilgisini de aldık. Zira Sur'un tarihi dokusuna zarar vermek, tarihi bir katliamla eşdeğer olacaktır. Bu konuyla ilgili açıklama yapan Bakan Güldemet Sarı, "Yöresel mimari özelliklere sahip binaların korunması, dokunun inşa ve ihyasıyla birlikte tarihi kültür mirasımızın yeniden canlanmasını istiyoruz. Bölgeyi en önemli turizm alanı yapmak istiyoruz" sözleriyle Sur halkı gibi Sur'un tarihine de sahip çıkılacağının altını çizdi.

PKK bizi canlı kalkan olarak kullanıyordu

Sur'da bulunan bir otelde terör dolayısıyla evlerini terk etmek zorunda kalan vatandaşları ziyaret ettik. Bu ailelerin her türlü ihtiyacı devlet tarafından karşılanıyor. Mağdur aileler, yaşadıkları tüm zorluklara rağmen bizi Türkiye insanının misafirperver sıcaklığıyla karşıladılar. Özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerde yaşayan bizler, on dakikalık bir trafik çilesine bile katlanamazken, bölge insanı için hayat birkaç aydır zorlu bir mücadeleden ibaretti. Fakat güvenlik güçlerimizin PKK'yı bölgeden temizlemesiyle halkın içine bir umut doğduğu da şüphesiz. Bunu kendileri de dile getiriyorlar. Güvelik açısından isim ve fotoğraf vermeyen mağdurlardan İskenderpaşa mahallesinde patlayan bombada akrabasını kaybeden ve kendisi de yaralan bir teyzemiz vakur bir şekilde tekrar iyileşmeyi umarken, dört çocuk annesi 38 yaşındaki Ş.F.'den de yaşadıkları o sıkıntılı günleri dinledim. Sur'daki çatışmaların yoğun olarak yaşandığı mahallelerden biri olan Savaş Mahallesi'nde oturan Ş.F., her gün silah sesleri ve çatışmalarla uyandıklarını, bir buçuk aydır da çocuklarıyla otele sığındıklarını vurgulayarak şöyle konuştu: "PKK'lılar mahalleden çıkmamıza izin vermiyordu. Bizi canlı kalkan olarak kullanmak istiyorlardı. Sürekli tehdit ediliyorduk. Eşim Sur'da lokanta işletiyordu fakat işyerimiz de kapandı. Okullar Ekim'de açıldığı halde iki çocuğum henüz on beş gündür eğitim görüyor. Teröre karşıyız ve bize kucak açan devletimizin her zaman yanındayız."

Hendek değil çukur

Fatihpaşa mahallesinden oturan ve küçücük çocuklarıyla terörün acımasız yüzüne şahit olan genç anne, "Kapımın önüne çıkıyordum, hendekleri yüzü kapalı kadınlar kazıyorlardı. "Evimin önünü niye kazıyorsunuz" dediğimde, bana 'Peygamberimiz zamanında da hendek kazılmıştı' cevabını veriyorlardı. Peygamberimiz kendi halkına zulmetmek için hendek kazmamıştır. Teröristler halkı kandırmak için dini kullanıyorlar" sözleriyle anlattı içinde bulundukları durumu.

Allah PKK'da hakkımızı bırakmasın

Sur'dan ayrılıp otelde yaşamını sürdüren bir diğer mağdurun anlattıkları: "Balkonumun altında hendek kazmışlardı. Ben ikinci katta oturuyordum. Binamızın dört kat göçmüş olduğunu haberlerde gördüm. Sur'un teröristlerden temizlenmesine çok seviniyoruz. Allah hakkımızı onlarda bırakmasın. Bizi devlet hiçbir zaman rahatsız etmedi ki, bu yüzden HDP'nin de bizi sahiplenmesine gerek yok.

Kadrolu iş beklentisine devlet güvencesi

Bölge halkının dile getirdiği en önemli sorun işsizlik. Özellikle 'kadrolu işe ne zaman alınırız' sorusu 'evlerimize ne zaman kavuşuruz'dan önce geliyor. Aileleri dinleyen milletvekilleri gerekli adımların atıldığı konusunda net bilgiler paylaştı. Devletin şefkat elinin halkın üzerinde olduğunu ifade ettiler. Mağdur kadınlarımızdan biri de, üniversite sınavlarına hazırlanan kızının olaylardan psikolojik yönden çok etkilendiğini ve bildiklerini bile unuttuğundan yakındığını dile getirdi. "Oğullarım için de hayat zor. Ne de olsa otel, bir ev ortamı değil. Gençlerimizin boş kalmaması lazım diyen" Sur'lu anne, "Van'da üniversite okuyan oğlum on beş tatilinde yanımıza geldi ve üzüntüsünden sabaha kadar ağladı. Oğlumun döktüğü gözyaşlarına yan yana odalarda kaldığımız komşular da şahit" diyerek hepimizi hüzünlendirdi. 'HDP'li vekillerden ziyaretinize gelen oldu mu' sorusu üzerine ise, "Ne belediyeden ne HDP'den bize gelen kimse olmadı. Diyarbakır halkının oylarıyla meclise girdiler ama sırf biz oteldeyiz diye bizimle ilgilenmiyorlar. 4 Ocak benim için tarihi gündür. O gün hem annemi kaybettim hem de karda sokakta kaldım. Biz de devlete sığındık" cevabı aldık. 74 yaşındaki Saliha Nine ise 'Allah devletimizi başımızdan eksik etmesin' diyerek başladı söze. 'Cihan harbinde sırt sırta vererek ay yıldızlı bayrağımızın altında birlikte zafer kazandıysak yine aynı şekilde birlik olup kazanabiliriz' diye konuştu. Saliha Nine konuşmasının sonunda Rabia selamıyla selamladı hepimizi.

Diyarbakır kadınının teröre karşı dik duruşu

Katılımcılarla birlikte, "Aynı Gök Kubbenin Altında Gönül Dilimiz Türkiye" programı kapsamında şehit anneleri, terör saldırıları sonucu mağdur olan Diyarbakır'ın Sur ilçesinde oturan anneler ve Diyarbakır anneleri ile bir araya geldik. Programda konuşan, barışı tesis etmeyi ve onu korumayı, ancak kadınların aklı ve vicdanının mümkün kılabileceğini ifade eden Sare Davutoğlu, "Provokasyonları boşa çıkaran şey; Diyarbakır kadınının teröre karşı dik duruşudur" dedi.

Kadınlarımızın Kurtuluş Savaşı da dahil olmak üzere zor zamanlarda canıyla, kanıyla nasıl mücadele ettiğini anlatmaya sayfalar dolusu yazı yetmez. Biz de boynumuzda kadının gücünü simgeleyen beyaz tülbentlerimizle yolumuza devam ettik.

Hüzün bitti, huzur vakti

İzin verildiği ölçüde gezdiğimiz Sur İlçesi'nde, Ulu Beden Burcu'nun arkasında, çevresi demir parmaklıkla çevrilmiş iki kabir bulunuyor. Mezar taşlarından birinde Türkçe "Saad b. Vakkas Ebu'l-Muhsin, diğerinde ise Arakçu00een Baba diye de bilinen Şeyh Mehmed-i Berzencanu00ee yazıyor. Gazi Caddesi'ni gezerken en çok dikkati çeken şey polis kontrol noktaları ve henüz birkaç gün öncesine kadar sürüp giden hengameden sonra süku00fbnete bürünen mahalleler, ara sokaklar. Her ne kadar bu ara sokaklar barikatlarla kapalı idiyse de, ardındaki karanlıkların ürkütücülüğü içimi titretmedi de değil hani. Barikatla kapatılmış bir sokağın en uzak noktasına bakarken bir polis kardeşimizin uyarısıyla kenara çekildim: "Güvenlik açısından orada durmanız sakıncalı." Evet, yüzü maskeli, eli silahlı bir hainin elinde silahla belirmeyeceği ne malum? Onlar değil mi masumların, eli silahsızların, gencecik polis ve askerlerin canına kast eden, bölge halkının çocuklarını dağa kaçırıp canavar birer katile döndüren. Hendekler kazıp camileri okulları bombalayan. Onlar değil mi güya Kürt halkı için savaştığını iddia edip evlerini zorla karargaha dönüştüren. Esnafın kazandığına çöküp haraç alan, vermeyenleri gözünü kırpmadan kurşunlayan. Ama izlenimlerimizden edindiğimiz bir gerçek var ki oda; Halk terör örgütü ve örgütün yandaşı olan siyasetçilere prim vermiyor.

Sur'da 5. Harem-i Şerif: 'Ulu Camii' İslam'ın 5. Harem-i Şerif'i olarak tanımlanan tarihi Ulu Cami, bezemeleri, hat yazıları ve mimarisiyle hem şehrin hem de ilçenin gözbebeği olan eserler arasında yer alıyor. Diyarbakır'ın 639 yılında İslam dünyasına dahil olmasıyla şehrin en büyük kilisesi olan Mar Toma Kilisesi camiye çevrilerek adı Ulu Camii oldu. Ulu Cami, Roma döneminden kalma taş yapısı, Selçuklu ve Osmanlı dönemindeki eklemeleriyle pek çok dönem ve kültürün özelliklerine sahip. Her ne kadar gezimiz sırasında kapıları kilitli olduğu için namaz kılamasak da, Ulu Camii bu kadim şehrin 'Sur'un da cemaatiyle buluşmaya devam edecek. Gazi Caddesi ile İzzet Paşa Caddesi'nin kesiştiği köşede yer alan ve Akkoyunlular'dan kalma bir eser olduğu düşünülen taş örtülü tek kubbeli Nebi Camii'nde huşu ile namaz kılanlar, ilçede her şeyin yavaş yavaş yoluna girdiğin bir kanıtı gibiydiler.

Halkın HDP'ye tepkisi büyük

Gazi Caddesi'nde karşılaştığımız ve bölgenin yerlisi olan, bölge halkını çok iyi tanıyan Dr. Abdurrahman Yakut'la sohbet ettik: "Zor bir süreçten geçiyoruz ama hükümetimize güveniyoruz diyen Yakut, "Terör örgütü, halktan evlerini terk etmelerini ya da evlerinin alt katlarını boşaltmalarını istedi. Seçimlerde HDP'ye oy verenler bile mağduriyetlerinin önce PKK'dan, ardından da terörü destekleyen HDP'den kaynaklandığını artık biliyor. Buradan giden insanlar yakınlardaki akrabalarına sığındı. Bazıları da valiliğin açtığı otellere yerleştiler. Halk henüz evlerinin yerle bir olduğunu bilmiyor. Evlerinin yıkıldığını gördükleri vakit HDP'nin alacağı tepki çok daha büyük olacak. HDP'li vekillerin yaşadığı Diclekent'te barlar, restoranlar tıklım tıklım dolu. Orada hiçbir çatışma yok ve hayat onlar için çok güzel devam ediyor. Halk bu ikiyüzlülüğün cezasını HDP'ye en yakın sandıkta verecek. Kürt halkı Erdoğan'ın bu sorunu çözeceğine inanıyor. Devlet sivil vatandaşlara zarar gelmemesi için azami gayret gösterdiğinden operasyonlar uzun sürdü. Yoksa vatandaşlarının canını düşünmeseydi operasyonlar bir ayda sonuçlanırdı."

Doğudan doğan güneş Sur'u yeniden aydınlatacak

Şu şahidi olduğum kapalı sokaklar, camları kırık dükkanlar, çocukların üzerinde koşup, oynamadığı kaldırımlara Gazi Caddesi'nde olduğu gibi diğer yasakların da sona ermesiyle birlikte Sur'a yeniden bahar gelecek. Halkın yüzü umutla parlayacak. Halkın güvenliği ve huzuru için cansiperane çalışan, yüzünde tebessümü ve şefkatiyle polisimizin halka bir abi, bir baba, bir kardeş gibi davrandığına bizzat şahit oldum. Çünkü 90'lı yıllarda doğunun kıyısından bile geçmeyen, Kürt halkını görmezden gelen, halkın güvenmediği o yüzü asık devlet yok artık. Dillerini özgür bırakan ve hatta Kürtçe televizyon kanalı açan, Diyarbakır'da Barzani ve Şivan Perwer'le birlikte bir zamanlar haksız yere linç edilen Ahmet Kaya'yı yad eden, Çözüm Süreci gibi tarihi bir projeyle analar ağlamasın diye yola çıkan bir lider ve vatandaşa şefkat elini uzatan, halkının derdiyle dertlenen bu devlete artık halk da inanıyor. Bu yüzden HDP son dönemlerde yinelediği hiçbir çağrısına karşılık alamadı. İnanıyorum ki; Sur halkını daha güzel günler bekliyor. PKK o kirli emellerinin karanlığında boğulacak. Ve güneş doğudan doğmaya devam edip her yeri aydınlatacak. Yeter ki bir olalım, birlik olalım.

TDV sağ
Advertisement Advertisement