İnsanlık çizgisi ÂHİRET hayatı

İnsanlık çizgisi ÂHİRET hayatı

.

07 May 2021 01:09:42

.

BİSMİLLÊHİRRAHMÊNİRRAHÎM...

Allah, bütün varlıkları ve denemeye uğratmak üzere yarattığı insanları kendi varlığını kabule yetenekli yaratmıştır. Bu sebeple insanlık için nihai hayat düzeni kılınan Kurân ve Sünnet merkezli İslâm’da Allah’ı inkâr üzerinde değil, Allah’ın varlığını örtme olan Kâfirlik ve Ona ortak koşma olan Şirk üzerinde durulur.

 Allah’a Kâfirliğe ve Şirk’e Bulaşmadan İnanmak: Allah kendi zatına ancak kâfirlik ve şirkten beri olarak yapılacak imanı kabul eder. Kâfirlikten ve şirkten beri olacak iman ancak İslâm’ın belirlediği iman esaslarına inanmakla sağlanabilir. Allah’a imanın dışındaki diğer iman esaslarının özeti de Ahiret hayatına imandır.

Evet, meleklere, peygamberlere ve kutsal kitaplara imanın özeti Âhiret hayatına imandır. Bir diğer anlatımla, Allah’a ve Onun İslâm’la koyduğu yasalara inanma, yeniden dirilişe ve iradeli hayatımızın bütününden sorgulanacağımıza; Cennet ve Cehenem’e imandır.

Allah’a ve Âhiret Hayatına Birlikte İnanmak: Âhiret hayatına iman yoksa, Allah’a, Kur’ânî emirleri ve yasaklarıyla birlikte iman edilmiş olunmayacağı için Ona inanmanın kişisel ve toplumsal hayatta olumlu bir sonucu olamaz.

Hulasa insanlığın muhtaç olduğu ana değer Allah’a ve âhiret hayatına birlikte inanmaktır: Hz. Adem'den bu yana ana sorun âhiret hayatına inanılmamasıdır. “Biz toprağa karışarak yok olup gittikten sonra yeniden mi diriltileceğiz? ” diyerek inkâr yoluna sapan insanlık, yaşamı da anlamsız kılmakta, insanlık değerleri anlamını yitirmektedir. (Secde, 32/19) Bu sebeple İslâm ve onun omurgasını oluşturan Kur’ân, Âhiret’e imanı tebliğ ederken aklı da bu konuyu düşünerek temellendirmekle görevlendirmektedir:

İnsanlık Çizgisi Âhiret’e İmanla Korunabilir: Hulasa Âhiret hayatına iman etmeyenler sürekli olarak insanlık çizgisinde kalamazlar. Onların, kendilerinin ve toplumlarının çıkarlarına odaklanmaktan başka alternatifleri yoktur.  Çünkü yaratılıştan varlıklarına kodlanan adalet ve merhamet türü değerler, sürekli olarak ancak İslâm’ın âhirete iman gibi inanç esaslarıyla korunabilir.

Bizim en büyük hatamız eğitim sistemimizde ve İslâm’ı tebliğ çalışmalarımızda ‘âhiret hayatına’ yoğunlaşmayışımızdır. Oysaki Allah’a, Onun yasalarına ve âhiret hayatına iman yoksa insanlık değerlerinin üzerinde oturtulabileceği temel yok demektir. Ana problemimiz de budur. Çünkü “…âhirete inanmayanlar azap ve derin bir sapıklık  içindedirler.” (Sebe’ 34/8)

 

Ahirete iman nedir?

Dünya hayatından sonra başlayıp ebediyen devam edecek olan ikinci hayata ahiret denir. Ahiret dünya hayatını takip eden ebediyet alemine ait çeşitli aşamalar ve hallerden ibarettir. Kur’an-ı Kerim ahireti bize detayları ile anlatır. “Nereden geldim, nereye gidiyorum?” sorularına tatminkâr bir cevap sunar. Öldükten sonra tekrar dirileceğine ve dünyada yaptıklarının hesabını bizzat Allah’a vereceğine inanan bir insan, Allah’ın emirlerini dinler, yasaklarından sakınır. Peygamberimizi örnek alarak onun sünnetine uyar, güzel ahlakıyla ahlaklanmaya özen gösterir.

 

Bilimsel Akıl-insan Âhiret’e iman eder

Ahiret hayatına iman yoksa insan hayatını insanlık çizgisinde anlamlandırıp amaçlandırmak, adalet ve merhamet merkezli erdemli bir hayat yaşatmak mümkün değildir. Ahiret iman yoksa her bir kişinin başına özel bir müjdeleyici ve uyarıcı/korkutucu yani peygamber koyulacak olsa bile sonuç almak mümkün değildir.

“Gökleri ve yeri yaratan, bunları yaratmakla yorulmayan Allah’ın, ölüleri diriltmeye de gücünün yeteceğini düşünmezler mi? Evet O, her şeye kadirdir.” (Ahkâf, 46/33)

“Üzerine yağmurları indirdiğimiz zaman, harekete geçip kabaran yeryüzü de Allah’ın yaratıcılığının belgelerindendir. Yeryüzüne can veren Allah elbette ölüleri de diriltecektir. O, her şeyi planlamaya ve yaratmaya güçlü olandır.” (Fussılet, 41/39)                                                                                   

“İnsan kendisini meniden yarattığımızı görmez /bilmez mi ki apaçık düşman kesiliyor. Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve: ‘Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?’ diyor.

De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir.”(Yasin, 36/77-79)

Rabbimiz “Baskı kurmaksızın yalnızca apaçık tebliğde bulunmak ” üzere gönderdiği peygamberlerini uyarmış, yapılan tebliğler sonucu ahiret hayatına iman etmeyenlerden sonuç alınamayacağını bildirmiştir. Rabbimiz aziz Peygamberimize Necm Sûresi 29’da “Emirlerimiz ve yasaklarımızı içeren Kur’ân’dan yüz çeviren ve dünya hayatından başka hayat tanımayanları yola getirmeye çalışma, “ buyurmuş, bu emrini Naziât 45’de “Sen ancak Kıyamet Günü sorgulamasından korkanları uyarabilirsin” şeklindeki açıklaması ile gerekçelendirilmiştir.

Belalardan ibret almak

Ahiret hayatına iman etmeyenler sosyal çöküntülerden, felakete dönüşen tabiat olaylarından ve emperyalistlerin tezgahladığı Covid-19 gibi belalardan ibret almazlar: “İşte bunda, ahiret azabından korkanlar için elbette bir ibret vardır. Kıyamet Günü bütün insanların bir araya toplandığı bir gündür ve o gün (bütün mahlûkatın) hazır bulunduğu bir gündür.” (Hûd 11/103) Çünkü Âhiret’e iman etmeyenler Yaratandan gelen insanlık ölçülerini kabul etmedikleri için yalnızca kendi amaçsız yaşantılarını güzel görürler.

 

Ahirete inanmayan mutsuz olur

Âhiret hayatına iman etmeyenler, -Allah’a inansalar da- âhireti hatırlatacağı için Onun gündeme getirilmesine de tahammülsüzdürler:

“Bir olan Allah  övülüp anıldı mı âhirete inanmayanların yüreklerinden bir nefrettir kopar, fakat Ondan başkaları anılınca ferahlanıp sevinirler.” (Zümer 39/45)

“Şüphesiz biz, ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik; o yüzden bocalar dururlar.” (Neml,27/4)

Yorumlar

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement