Kerbelâ bile barış içinde anılmalıdır

Kerbelâ bile barış içinde anılmalıdır

Muhterem din kardeşlerim. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Sevgili, biricik Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) efendimize sâlat-ü sel"am olsun.

20 Ağustos 2021 02:34:14

Muhterem din kardeşlerim. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Sevgili, biricik Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) efendimize sâlat-ü sel"am olsun.

Ali Rıza Demircan Hoca

Uzunca yıllar önce Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan ile birlikte bir televizyon programına katılmıştım. Üstad doğru bir tesbitle “İslam sevgi dinidir” diyerek açıklamalarda bulundu. Bendeniz söz alınca “evet İslam sevgi dinidir ama aynı zamanda nefret dinidir de” deyince üstad önce gerildi ise de açıklamalarımızı ilgi ile izledi.

Allah için sevmek

Peygamberimiz “Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek ve Allah için nefret duymaktır” buyurur. Çünkü bir insanın Allah için sevebilmesi Allah için nefret duymasına da bağlıdır. Örneğin kişi zulme nefret duyacaktır ki adaleti sevebilsin. Sömürü aracı olan faize nefret duyacaktır ki yardımlaşmaya gönül verebilsin. Zinaya karşı nefretle dolacaktır ki aileyi kutsal bilip sevebilsin?

Ayrıcalıklı kişi yoktur

Önce şu hakikati bilelim, İslâm hiç kimseye sevgide ve saygıda bile ayrıcalık tanımaz, Peygamberler de diğer insanlar gibi yargılanacaktır. (Araf 7/6) Ehl-i Beyt, Seyyit ve Şerif gibi ayrıcalıklı kişiler ve zümreler yoktur.

Peygamberimizin, Allah kendilerinden razı olsun torunları Hasan ve Hüseyin ve onların soyundan gelen ve bir kısım bağlılarınca Masum İmamlar olarak algılananlar, Hz. Fatıma ile Peygamberimize dayandıkları için değil, ancak kişisel ilimleri ve amelleri ile erdemlidir veya böyle değerlendirilmelidir. Çünkü Rabbimiz değer ölçüsü olarak İslamî iman ve yaşamdan ibaret olan Takva’yı ölçü almıştır, Peygamberimiz de “Üstünlük anacak Takva iledir” buyurarak bu gerçeği pekiştirmiştir.

 asure_6262abff1852fac26f6359e291ae6a2a.jpg

Muharrem Barış ayıdır

Kur’ân-ı Kerîm’in Tevbe suresinin 36. âyetiyle açıklanan dört Haram yani Barış aylarından biri de Peygamberimizin bildirisine göre Muharrem ayıdır. Muharrem ayına nispet edilen ve pek çoğu uydurma ve yakıştırma olan özellikler bir tarafa Muharrem barış ayı olup Peygamberimizin kendisinde oruç tutulmasını teşvik ettiği aydır.

Aziz Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye hicret buyurduğu aydır. Tarihi süreçte bütün Müslümanlar için üzüntü kaynağı olmuş olan Kerbela olayı da bu ayda cereyan etmiştir. Burada bilvesile bu elim olayın genelde tarafsız bir mantıkla değerlendirilemediğine işaret etmek isteriz.

Bu ayda oruç tutmak

Peygamberimizin tavsiyesiyle Muharrem ayında özellikle dokuz ile on veya on ile onbirinci günler oruç tutulabilir. Hicret kutlanabilir ve aşırılıklardan kaçınarak. Kerbelâ olayı hatırlanabilir, ama Muharrem ayının Kur’ân ve Sünnet ile belirlenmiş olup Kıyamet Günü’ne kadar devem edecek özelliği, Haram ayı olmasıdır. Yani canlara, saygının zirveleştirilmesi ve barış aktiviteleri ile yaşatılması gereken barış ayı olmasıdır. Bu ayda Kerbelâ olayı bile barış için hatırlanmalıdır. Çünkü barış zalimlere öfke ile gelişebilir.

Neler yapılmalı!

Diyanetimiz bir barış hutbesi okutabilir, televizyonlarımız barış programları yapabilir. Sivil örgütlerimiz alanlarına ve güçlerine göre değişik atılımlar yapabilir Geçmiş geleceğimize katkı sağlayabileceği ölçüde değerlidir.

Maziden ibret almak

Yüce Rabbimiz de bize maziyi bu amaçla açıklamakta ve ibret almamızı öğütlemektedir. Örneğin Rabbimiz pek çok açıdan önemli olan Nuh kıssasının anlatımının sonunda şöyle buyurmaktadır:

“ Ey Muhammed! Sana vahyettiğimiz bütün bunlar, akılla ve duyu organlarıyla öğrenilmeyecek haberlerdendir ki, onları sen de, kavmin de bundan önce bu haliyle ve tam olarak bilmiyordunuz. Öyleyse sen de, (Nuh gibi) sabırlı ve dirençli ol. Çünkü unutma ki sonuç, yolunu Allah ve kitabıyla bulanların olacaktır.” (Hûd,11/49)

 

Yorumlar

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement