Dolar (USD)
17.9686
Euro (EUR)
18.3139
Gram Altın
1027.4
BIST 100
2786.92
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

Rejim değiştirecek bir hareketi tetikleme çabası

Rejim değiştirecek bir hareketi tetikleme çabası

AB Bakanı Bağış, Gezi Parkı olaylarının aslında Türkiye'de rejim değiştirmeye varacak bir hareketi tetikleme çabası olduğunu söyledi.

16 Haziran 2013 17:46:00

AB Bakanı Bağış, Gezi Parkı olaylarının aslında Türkiye'de rejim değiştirmeye varacak bir hareketi tetikleme çabası olduğunu söyledi.

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Kanal 24 televizyonunda katıldığı canlı yayında Taksim Gezi Parkı odaklı gelişmeler ve Yeni Şafak Gazetesindeki "Kod Adı İstanbul İsyanı" başlıklı habere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Dış güçlerin Türkiye'de kargaşa çıkarmak için daha önce de bir takım toplantılar yaptığını hatırlatan Bağış, "Bu ilk mi, ilk defa mı böyle bir senaryo ortaya atılıyor? Bunların hepsi arşivlerde olan şeyler" dedi.
Bağış, 28 Şubat sürecinde, 1998'de bugün yaşandığı gibi toplumun farklı kesimlerini birbirine düşürerek ülkenin istikrarını bozmak, Türkiye'yi kendi güdümlerine sokmak isteyen bazı güç odaklarının oyun oynadığına dikkati çekti. Bağış, o dönemde ABD'de Amerikan Savunma Bakanlığının araştırma kurumu olan Ulusal Savunma Enstitüsünde toplantı gerçekleştiğini anlattı.
O toplatının Türkiye'deki bazı medya organlarında yer bulduğunu hatırlatan Bağış, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu toplantıda konuşulan bazı konular var. Diyorlar ki laiklerle dindarlar arasında bir çatışma başlarsa, bir iç savaş çıkarsa ne olur, ABD'nin pozisyonu ne olur? Yıl 2004-2005, Balyoz ve Ergenekon gibi davalar devam ediyor, bu davalardan yargılananların da aralarında bulunduğu, İsrail'e yakın olan bir düşünce kuruluşu olan Hudson Enstitüsünde topantılar düzenleniyor. Orada şu anda yargılanan o zaman bir tuğgeneral olan ve askeri ateşe katılıyor. Konu şu; 'Taksim'de Anayasa Mahkemesi Başkanına bir suikast gerçekleşirse, Türkiye'de bir çatışma çıkarsa ve bu sırada PKK bundan faydalanmak isteyip sınıra saldırırsa Amerika ne yapar, ne yapmalı'. Bugün Yeni Şafak'ın haberi. Şubat ayında, olayların başlamasından aylar evvel, yine Neoconların bir kuruluşu olan American Enterprise Institute'de, bir toplantı. Türkiye'den katılanlar da olmuş. 'Bugün yaşadıklarımıza benzer bir olay olursa ne olur?' Şimdi bunları yanyana getirdiğiniz zaman, Türkiye'nin yükselmeye başladığı dönemde bunların yapıldığını gördüğünüz zaman, bu faiz lobisinin... Bunun içerisinde ABD hükümeti yok, Obama yok. Bunun içerisinde Amerika'nın içerisindeki çıkar grubu var. Kimin çıkarlarını koruyan bir grup bu? Uluslarası bir takım güç odakları. Bunların ekonomik güçleri var. Bunlar bir takım tezgahları kurabiliyorlar, reklam ajansı kurabiliyorlar. Sahte hesaplar açabiliyorlar. Bir takım gazetecileri bile finanse edebiliyorlar. Provokatörlüğe bile yönlendirebiliyorlar."
Bu tür tezgahların daha önce de kurulduğuna dikkati çeken Bağış, ABD Başkanı Obama'nın dünyada güvendiği iki lider olduğunu, bunların da İngiltere Başbakanı David Cameron ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğunu belirtti. Bağış, "Bugün ABD, Türkiye ve İngiltere'de yaşananlar eş zamanlı, tesadüf değildir" ifadesini kullandı.
"Bu, rejim değiştirmeye varacak bir hareketi tetikleme çabası"
Gezi Parkı'nda varlığı sorgulanması gerekenlerin polis değil, yasadışı eylemciler olduğunu ifade eden Bağış, eylemcilerin arasında terör örgütü mensubu oldukları delillerle ortaya konulacak kişiler bulunduğunu kaydetti. Parktaki iyi niyetli vatandaşlarla örgüt mensupları arasında ayrım yapabilmek için büyük bir çaba ortaya konulduğunu dile getiren Bağış, "Bu yaşananların Gezi Parkı'ndaki ağaçlarla ilgili olmadığını kendileri de itiraf ediyorlar. Aslında bu Türkiye'de rejim değiştirmeye varacak bir hareketi tetikleme çabası. Bunun en az 6 ay öncesinden başlamış bir hazırlığı var. Buna dair elimizde belgeler var" diye konuştu.
"Bulanık suda balık avlamaya alışmış zihniyet"
"Türkiye üzerinde birileri oyun oynuyor" diyen Bağış, bu gösterilerin Türkiye'nin tarihinin en büyük başarılarını elde ettiği dönemde gerçekleştiğine dikkati çekti.
Bağış, "Eskiden iç veya dış sermaye her verdiği 100 lira karşısında 63 lira alıyordu, 63 lira net kar. Şimdi 100 lira verdiği zaman, 4,61 lira alıyor. Aradaki farkı 10,5 yıllık perspektifte değerlendirirseniz 650 milyarlık bir fark var. O rantın kesilmesinden rahatsız olanlar acaba ne yaparız da Türkiye'de istikrarı bozarız, güven ortamına zarar veririz, faizleri yükseltiriz ve önümüzdeki üç seçimde Türkiye'nin yeniden bir karanlık tüneli girmesini sağlarız? diyor. Çünkü bunlar bulanık suda balık avlamaya alışmış zihniyet. Bunlar Türkiye'nin şeffaflaşmasından rahatsız olanlar. Türkiye'nin AB reformlarından rahatsız olan çevreler" diye konuştu.
"Ana muhalefet partisi kötü bir imtihan vermiştir"
Bakan Bağış, gösterilerle ilgili uluslararası ve sosyal medyada büyük bir bilgi kirliliği yaşandığına değindi. Bağış, şunları söyledi:
"Medya üzerinde öyle bir pompalama yapıldı ki, öyle bir ajitasyon yapıldı ki, bunların amacı başka. Bunların amacı, Türkiye içinde kargaşa çıkarmak, bu büyüme trendini durdurmak, faizleri zıplatmak, istikrar ve güven ortamını bozmak. Türkiye'nin de uluslararası ilişkilerine zarar vermek. Türkiye'nin hiçbir faydasına değil, tamamen Türkiye'nin huzurunu kaçırmaya yönelik. Çünkü doğru değil. Doğrular olsa eyvallah! Ama o kadar çok dezenformasyon, yanlış yönlerdirme gördük ki bunların hepsi yargı önünde tartışılacaktır. Bunların hepsinin üzerine gidilecektir, analizi yapılacaktır, kimin hangi niyetle yaptığı ortaya çıkarılacaktır. Ama maalesef ana muhalefet partisi bu süreçte çok kötü bir imtihan vermiştir."
"Claudia Roth'un randevu talebi yok"
Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth'un kendisinden randevu talep ettiği şeklinde iddiaların hatırlatılması üzerine Bağış, "Bana ulaşmış bir randevu talebi yok. Benden randevu talep eden Avrupa Parlamentosu'nun Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Elmar Brok. Onun dışında gelen bir talep yok. Ama Claudia Roth'un randevu talebini de değerlendiririz, yani verip vermemeyi değerlendiririz. Türkiye'nin Roth'la ilişkilisi çok entresandır. Benim muhabbetim olan bir şahsiyettir ama şuanda kendi ülkesinde 8 Türk vatandaşın öldürülmesiyle igili devam eden yargı süreci var. Orada Türkiye'yi eleştiren kesimlerin önce kendi ülkelerine bakmalarında fayda var" şeklinde konuştu.
Kazlıçeşme'de yapılacak miting
Kazlıçeşme Meydanı'nda bugün yapılacak "Milli İradeye Saygı" mitingine de değinen Bakan Bağış, bugüne kadar en katılımlı, coşkulu mitingin gerçekleşeceğini söyledi.
"Bugün herhalde Cumhuriyet tarihimizin rekoru kırılacak" diyen Bağış, şunları kaydetti:
"İstanbul Kazlıçeşme'de gelmiş geçmiş en görkemli siyasi toplantı gerçekleşmiş olacak, en kalabalık, en çoşkulu toplantı. Hiçbir şekilde yıkıp yakma hedefi olmayan, tam tersine inşa edici, birleştirme kucaklaştırma hedefi olan. Aynı şekilde dün Ankara Sincan'da yaşandığı gibi topluma bazı gerçeklerin açıklanacağı ama bu ülke için tek yürek olmanın, bir ve beraber olmanın, iri ve diri olmanın vurgulanacağı muazzam bir miting gerçekleşecek. Gelin orada hep birlikte milli iradeye sahip çıkalım, demokrasimize sahip çıkalım".
Bakan Bağış, mitinge katılacakların sayısıyla ilgili olarak da 1 milyonu zorlayacaklarını, hatta geçeceklerini ümit ettiğini söyledi.
Yeni Şafak Gazetesinin haberi
Yeni Şafak Gazetesinin bugünkü manşetinde yer alan "Kod Adı İstanbul İsyanı" başlıklı haberde, Washington'daki en etkili İsrail kuruluşlarından olan Amerikan Girişimcilik Enstitüsünde (American Enterprise Institute) şubat ayında gerçekleştirilen bir toplantı konu edildi.
Habere göre Donald Rumsfeld, Paul Wolfowitz, Bernard Lewis, Elliot Abrams, Richard Perle, John Bolton, William Kristol ve Douglas Feith'in katıldığı toplantıda, İstanbul'da olası bir isyan ele alınırken 6 Türk'ün de yer aldığı simülasyonda "Taksim Meydanı'nı Tahrir'leştirilme senaryosu tartışıldı.
Bağış, Wall Street Journal'ın sorularını yanıtladı
AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Wall Street Journal'ın Gezi Parkı odaklı gelişmelere ilişkin sorularını yanıtladı.
Gösterilerle ilgili yabancı medyanın yayınlarının hükümet tarafından eleştirilmesi hakkındaki soru üzerine Bağış, uluslararası medyanın olaylara yaklaşımının "emsalsiz" olduğunu vurguladı. CNN International'ın geçtiğimiz aylarda meydana gelen Boston Maratonu patlamalarına, Avrupa'daki gösterilere ve Suriye'deki olaylara bu kadar yer vermediğine dikkati çeken Bağış, "Suriye'de bir diktatör hergün kendi halkından yüzlerce insanı öldürüyor. CNN International ise bunu görmemezlikten gelirken, Taksim'den aralıksız 3 saat naklen yayın yapıyor" değerlendirmesini yaptı.
Emniyet güçlerinin aşırı güç kullandığı eleştirileri sonrası bazı polislerin cezalandırıp cezalandırılmayacağının sorulması üzerine de Bağış, üç polis yetkilisinin İzmir'de açığa alındığını, aşırı güç kullanımıyla ilgili diğer vakalarla ilgili de soruşturma başlatıldığını belirtti. İçişleri Bakanı Muammer Güler'in bu soruşturmaları bizzat takip ettiğini vurgulayan Bağış, sonuçların parlamentoya rapor olarak sunulacağını belirtti.
Başbakan bu süreçten eskisinden daha güçlü çıkacak
Egemen Bağış, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın üslubuyla ilgili yöneltilen soruya ise şu yanıtı verdi:
"Sayın Başbakan'ın tarzı son 12 yıldır değişmedi. Bu tarz ona 2002'de oyların yüzde 35'ini, 2007'de yüzde 47'sini ve 2011'de yüzde 50'sini kazandırdı. Onun tarzı, onun tarzıdır. Halkını düşünüyor. Ülkesinin şimdiye kadarki en başarılı başbakanı. Kendisi önceki başbakanlarla karşılaştırıldığında, halkına çok daha fazla bireysel haklar verdi. İnsanların alkol tüketmesine ilişkin bir yasaklama söz konusu değil. Sadece alkol tüketmenin onlar için iyi olmadığını söylüyor. Kendisi de hiçbirini kullanmayarak halkına örnek oluyor. Ama insanlar ne istiyorlarsa yapmakta özgürler. Şahsen, ben onların başbakanımızı anladıklarını düşünmüyorum. Son 12 yılda Başbakan Erdoğan'la çok yakın çalıştık. Biliyorum ki halkını gerçekten seviyor ve kendini halkına adadı, kendini sevmeyenlere bile."
Eylemlerin nasıl sona ereceğiyle ilgili yöneltilen soruya da Bağış, "Bu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın baş etmek zorunda olduğu ilk kriz değil. Bütün politik kariyeri kriz yönetimi üzerine kurulmuştur. Ancak her kriz onu daha güçlü kılmıştır. İnanıyorum ki, Başbakan bu süreçten eskisinden daha güçlü olarak çıkacaktır" cevabını verdi.