​Vakıf insanı yumuşak gönüllü olur

​Vakıf insanı yumuşak gönüllü olur

Osman Nuri TopbaşHocaefendi şöyle buyurdu: "Vakıf insanı, yumuşak gönüllü olacak. Yüzünden/sîmâsından tebessüm eksik olmayacak. Aslâ kalp kırmayacak. Eğer bir nâdan tarafından kırılırsa da onu affedecek."

20 Nisan 2021 00:20:43

Osman Nuri TopbaşHocaefendi şöyle buyurdu: "Vakıf insanı, yumuşak gönüllü olacak. Yüzünden/sîmâsından tebessüm eksik olmayacak. Aslâ kalp kırmayacak. Eğer bir nâdan tarafından kırılırsa da onu affedecek."

FAHRİ SARRAFOĞLU

 

MÜBAREK Ramazan Ayının rahmetinden Rabbimiz bizleri bolca nasiplenen kullarından eylesin. Bu vesileyle, böylesi mübarek zamanlarda önplana çıkan önemli hizmetlerden biri olan Vakıf hizmetini, Osman Nuri Topbaş hocaefendi ile konuştuk.

Vakıf nedir, Vakıf denilince ne anlaşılmalıdır, Vakıf insanı nasıl olmalıdır?

Muhterem hocamız, bu konularda bizi aşağıdaki sohbetiyle bilgilendirdi.

Allah'ın emirlerine uyma

Çok muhterem kardeşlerimiz! İki husûsiyeti hayatımızın her safhasına yaymamız zarûridir. Bunlardan birincisi: Tâzim li-emrillâh. Yani Allâh’ın -celle celâlühû- emirlerini, bütün, noksansız bir şekilde, huşû, rûhâniyet, vecd ve istiğrak içinde îfâ edebilmek.

İkincisi: Şefkat alâ halkıllâh. Yani Allâh’ın bütün mahlûkâtına merhamet ve şefkat göstermek.

Şiâr-ı imandır Vakıf

Buradan hareket edersek, Vakıf; şiâr-ı îmandır. Batı'da bu yoktur. Batı'da ezmek vardır. Onlar mülkün kavgasını yapar. Yani mülkün mekândaki yeri üzerinde tartışırlar. Onun da bir rûhâniyet tarafı yoktur. Sistem materyalisttir. Fakat İslâm’da ise mülk Allâh’ındır. Fertler ancak helâlinden kazanacak ve bu mülkü de emânetçi olarak alacak.

Cenâb-ı Hak buyuruyor ki: “Sevdiklerinizden vermedikçe birre vâsıl olamazsınız.” (Âl-i İmrân, 92) Yani Cenâb-ı Hakk’a yaklaşamazsınız buyruluyor.

Yani burada İslâm’daki mülk teorisi, kavramı, tamamen değişik. Yani mülk, insanın problemini çözecek, merhametini artıracak, rûhânî duygularını tezyîd edecek.

vakif_d309f944a3da38e6c59a47b389db93ad.jpg

Mallar bize emanettir

Yani “bu mal bana emanettir” şuuru maalesef zayıf bazı kimselerde. Tabi bu da takvâya mânî. Hattâ “mal benim değil mi, istediğimi yaparım” anlayışı da var, maalesef.

Hâlbuki Cenâb-ı Hak onu bir emânet olarak verdi. Burada zekât olacak minimum. Sadakası olacak ve ucu yok, infak olacak. Allah için verecek, Cenâb-ı Hakk’a yaklaşacak.

Cimrilik ise, insanı Cenâb-ı Hakk’a dost olmaktan alıkoyan bir keyfiyet. Çünkü kendine biriktiriyor. Yani, hâlbuki güven, Cenâb-ı Hakk’a olacak.

İmanın meyvesi merhamet

Velhâsıl, îmânın meyvesi merhamettir. Merhametli mü’min cömert olur. Merhameti şöyle tarif edebiliriz: Sende olanı onda olmayana (vermen), senin onun ihtiyacını görmendir.

Gelelim Vakıf mevzuuna... Bu vakıflar rahmet insanları tarafından inşâ edilir. Bu vakıf insanlarının fârik vasfı, Hâlık’ın (şefkat) nazarıyla mahlûkâta bakış tarzı kazanan kişilerdir.

Vakıf insanı, yumuşak gönüllü olacak. Yüzünden/sîmâsından tebessüm eksik olmayacak. Aslâ kalp kırmayacak. Eğer bir nâdan tarafından kırılırsa da onu affedecek. Yalnız kendini düşünen/hodgâm olmayacak, diğergâm olacak. Kardeşi için fedakârlıkta bulunan insan olacak. Îsar sahibi olacak.

Çorak insan olmayın

Velhâsıl vakıf insanı, rahmet insanı, çorak insan değil, rahmet insanı olacak. Bereket olacak. Yağmur gibi aynı. Girdiği her yere bir bereket verecek, bereket olacak yağmur gibi. Güneş gibi olacak, en kuytu yerleri dahî aydınlatacak, ısıtacak.

İnsan, hayvan, nebâtat, onda hayat bulacak. Bu vakıf insanı. Yani vakıf insanının -aşağı yukarı- bunlar, zirvedeki tarifleri. Yani gönül olarak itici olmayacak, cezbedici bir dil kullanacak.

Mevlânâ buyuruyor ki:

“Tatlı suyun başı kalabalık olur.”  Tabi böyle baktığımız zaman vakıf insanını, rahmet insanlarını da herkes sever. İnsanlar sevdiği gibi, mahlûkat da sever onu.

Hattâ bir yabancı diyor ki, bir sefir, İstanbul’a geliyor: “Ben diyor,  bir gayr-i müslim mahallelerini gezdim, bir de Müslümanların olduğu mahalleleri gezdim. Baktım, Müslümanların olduğu mahallelerde kediler, köpekler daha fazla. Çünkü kediler, köpekler onlardan merhamet görüyor, o Müslümanlardan; onlara sığınıyor. O Müslümanlar da Hâlık’ın (şefkat) nazarıyla o hayvanları seviyor…”

kusevi_226ef650436355a39668ddb5ef5e75b7.jpg

İmha edici olmayın

Velhâsıl Mevlâna “Tatlı suyun başı kalabalık olur.” buyuruyor. Bir vakıf insanı, bir rahmet insanı da imhâ edici değil, inşâ edici olacak. Münâkaşa çıkaran değil, sulh ve selâmet, ülfet oluşturan bir hâli olacak.

İnsan, hayattayken amel defterine dâimâ sâlih ameller kaydettirmek ister. Vefât edince de bu kayıtlar durur, biter artık. Ama Vakıflar ve Vakıf hizmetleri, müslüman öldükten sonra salih amelinin devam ettirildiği müesseselerdir.

Yorumlar

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement