Yüzlerce hatta binlerce neden sıralanabilir EVET demek için. Bu toprakları vatan bilen her ferdin ülkemize ve insanlarımıza yapılanları göremeyecek kadar sağır ve kör olması mümkün değildir. Hem içerden hem dışardan sayısız saldırılara rağmen maddeten ve manen hala dimdik ayakta durabiliyorsak bunun bir bedeli olmalı.
Ülkemize ve insanımıza yapılan operasyonların bir tanesi bile kendini "süper" diye lanse eden ülkelerden birine yapılsaydı, o ülkenin yerinde yerler eser, üzerinde de akbabalar leş gagalardı...
Bugün burada sadece bir resim üzerinden içinde bulunduğumuz kritik durumu analiz ederek, "evet" demenin bu topraklarda bir ölüm kalım mücadelesi anlamına geldiğine dikkat çekeceğim.
Hepimiz görmüşüzdür o malum resmi. En önde Papa ve arkasında bütün Avrupa. Liderleri ile birlikte Vatikan'da birlik mesajı vermek için toplanmışlar, 60 yıl önce Roma Anlaşmasıyla kurdukları birliğin yıl dönümünü kutlamak için. Bu mesaj bir bakıma dünya müslümanlarına "artık gerçeği görün, biz bir haçlı birliğiyiz, bizim safımız belli siz de safınızı belli edin" demek içindir. Tam anlamıyla bir haçlı birliği. Bu haçlı birliği her zaman vardı. Geçmişte de vardı gelecekte de var olacaktır, ta ki Roman'nın fethi gerçekleşinceye kadar.
Kuzu postuna bürünmüş sırtlanların farkına varmış olmamız, onların tek millet olduğunu görebilmemiz, Müslümanların ancak kardeş olabileceğini kavramamız belki de onları birlik mesajı vermeye itti.
Şimdi bu fotoğrafı basit gündelik çekilmiş bir fotoğraf olarak görmemeli...
Onlar saflarını belirlemişken Müslümanım diyenlerin safsız kalması mümkün değildir. Allah ortada kalan münafıkların şerrinden korusun. Gerçi onlar her devirde varlardı. Peygamber Efendimiz (sav) zamanında da varlardı, Abbasi, Emevi, Selçuklu, Osmanlı zamanında da varlardı, Cumhuriyet döneminde de varlardı. Hiç şüphesiz şimdi de olacaklardır. Yarasaların varlığı nasıl ki güneşin doğmasını engelleyemiyorsa, arasatta kalıp ihanet içinde olan münafıkların varlığı da zaferin gerçekleşmesini engelleyemeyecektir.
"Küfür tek millettir" bu gerçeği anlama vakti çoktan gelmiştir...
Alman Federal Meclis başkanı Norbert Lammert'in darbeyi namertçe savunucu açıklamasını yadırgamamak lazım. Bunlar İşlerine geldi mi katilleri koruyup savunurlar, yeri geldi mi darbeyi desteklerler, yeri geldi mi de darbeyi bertaraf etmiş halkın gücünü demokrasiye karşı darbe diye suçlarlar. Gerçi ne demokrasiden anlarlar ne de insan haklarından. Bunların dünyaya ve insanlığa bakış açısı tam anlamıyla menfaat merkezli faşizim. Doğru ve hakikat ancak kendi menfaatlerine göre tanımlanabilir. Anayasal düzeni kaldırmaya teşebbüs eden, kendilerinin taptığı demokrasi ilahına saldıran darbecileri suçlayacakları yerde halkın iradesini suçlamışlar, "demokrasiye karşı darbe" diye utanmadan sırtlanlıklarını kuzu postu ile örtmeye çalışmaktalar.
Avrupa ülkelerinin tarih boyunca iki yüzlülüğü zaten bilinen bir gerçekti. Şimdi pervasızca birlik mesajları vermelerinin yanında saldırgan tavırlara girmeleri de yadsınmamalı.
Ama hiç üzülmeye gerek yok, er yada geç zafer inananların olacaktır. Türkiye'mizde olduğu gibi dünyanın dört bir yanında bu sızıyı hisseden milyonlarca kardeşlerimiz var. Onların duaları beklenen zaferi getirecek. 120 ayrı ülkeden öğrenci ve hocaların bulunduğu üniversitemizin tek derdi var, o da Türkiyemiz ve Referandum. Bizi bizden daha iyi takip edip dualarından eksik etmeyen kardeşlerimiz var dünyanın dört bir köşesinde. Kalplerinde ve akıllarında ülkemizde yaşanan gelişmeler var. 16 Nisan'ı dört gözle bekliyorlar. Duaları ile bizlere destek oluyorlar.
Dünya müslümanları dua edip dururken, umutlarını bizlere bağlamışken, Avrupa haçlı birliğini açık açık pozlarla gösterirken saflarımızı belli edip EVET demekten başka çaremiz yoktur. "Seçim zamanı kullandığımız reyler, bizim hangi tarafın adamı olduğumuzu açıkça göstermektedir." Ona göre oyumuzu reyimizi verirken dikkat edelim ve münafıklar gibi ortada kalmayalım.
Mübarek üç aylara girmiş bulunuyoruz. Cuma günü de Regaib kandilimiz. Rabbim üç ayları dolu dolu geçirmeyi ve rızasını kazanacak ameller işlemeyi ümmetin her ferdine nasip eylesin. Amin.