Hayat bahardır! Hayat, karnavaldır!

Hayat, bahardır. Hayat, karnavaldır. Karnavalda, insanlık açılır. Baharda, doğa açılır. Karnavalda, yapay düzenler, otoriteler, ilişkiler ve hiyerarşiler çözülür. İnsanlık, şenlik coşkusuyla kısa bir süreliğine de olsa ritüeller ve kutlamalar yapar. Doğa, baharla birlikte kışını, katılığını ve aşılmazlığını çözmeye başlar. Hayat dediğimiz olağanüstü tecrübenin kendini aştığımız sürece yaşadığımızı gösteren iki derin gerçekliği, karnaval ve bahardır.

Hayatın bastırılmış enerjisinin yeniden dolaşıma sokulmasını bahar ve karnaval temsil etmektedir. Bütün sınırlar, yapaylaşır ve buharlaşır. Yüksek olan alçalır, ciddi olan gülünçleşir, resmî olan çözülür, beden yeniden görünür olur. Bahar ve karnaval, her şeyi eritir ve yeniler. Bütün katılıklara karşı kahkahalar atma coşkusu, hayattır. Hayat, hiçbir disipline, talimata, buyruğa ve talimnameye sığmaz. Gülme, hayattır, hakikattir ve hafifliktir. Hayat karnavalında kendimizi hiçbir role hapsetmemize gerek yoktur. Hayat karnavalında yer değiştirelim, taşalım, dönüşelim, çoğalalım, büyüyelim. Benliğimiz, mevsimleri yaşar, kapanır, kararır, karar verir, bekler ve sonra yeniden açılır. Bahar geldiğinde yalnız doğa değil, iç dünya da yeşermeye başlar. Kapanmış duygular çözülür, bastırılmış imgeler yüzeye çıkar, yaşam istemi kendini hatırlatır. Bahar, ruhun iç kıştan çıkışıdır. İnsan, kendi iç karanlığını aşabildiği ölçüde baharı gerçekten yaşar.

Bahar, doğanın karnavalıdır. Kışın kapanmış, suskun, ağır ve içe çekilmiş zamanda her şey çözülür. Toprak çatlar, su ses verir, tomurcuk açar, renk geri döner. Doğa kendi ciddiyetini askıya alır. Doğa, ciddiyeti ve disiplini sevmez. Dünya yeniden çocuk olur. Baharda ağaçların dalları, karnavaldaki kalabalıklar gibi, tek merkezli bir disipline sığmaz. Bütün dallar taşar, çoğalır, her yöne açılır. Bahar yalnızca mevsim değil, dünyanın oyuna dönmesidir. Dünya yeniden nefes alır, yeniden güler. Yaşamak için bütün disiplinlere ihanet etmeyi, doğadan öğreniriz.

Hayat, yüzeysel bir biçim değildir. Hayat taşkınlıktır, her an sınırları aşmaktır, yoğunlaşmaktır.Hayatı yoğun bir şekilde bahar ve karnaval olarak yaşamak, sevinci, acıyı, yarayı, kaybı ve geçiciliği kabul etmektir. Gerçek yaşam, kırılganlığa dayanır. Hayat, parlak yanıyla birlikte karanlık damarıyla ve derinlikleriyle bir bütündür. Bahar, yaşama sevincinin mevsimidir. Karnaval, yaşama sevincinin kutlamasıdır. Doğanın dirilmesiyle birlikte uyuşmuşluklarımızdan sıyrıldığımız ölçüde hayatı yaşarız. Hayat, hep yeniden başlar. Hayat, kırılgan, yaralı, yaratıcı ve güçlü bir yeniden doğuştur.

İnsan üretir, düzenler, yararlı olur, harcar, taşar, aşar ve bütün sınırların ötesine geçer. Tutku, bu aşmanın en yoğun biçimidir. Haz, tutku ve aşk, kapalı benliğin çözülme anlarıdır. İnsan sevdikçe kendisinin ötesine taşar; dokundukça sınırını kaybeder; bedenler birleştiğinde yalnızca et değil, varoluş da titreşir. Bu yüzden bahar, yalnızca çiçeklerin değil, arzunun da uyanışıdır. Haz burada bir olumsuzluk değil, yaşamın kendisini daha yoğun duyma biçimidir. Tutku, insanın kendi üstüne çıkma isteği; aşk, başka bir varlıkta çoğalma arzusu; sevgi ise yaşamın en çıplak, en doğrudan, en dürüst evetidir.

Karnaval yalnızca toplumsal bir oyun değil, bedenin geri dönüşüdür. Gülme, dans, şarkı, yemek, dokunuş, ateş, kalabalık, gece, maskeler ve sesler; hepsi insanın yalnızca akıl olmadığını hatırlatır. İnsan, bedenle düşünür, ritimle hisseder, yakınlıkla açılır. Karnaval, bu yüzden kurulu dünyanın askıya alınmasıdır. Bahar ise doğanın askıya alınmasıdır. İkisinde de yaşam, kendisini dar kalıpların içinden kurtarır.

Newroz ve Hıdırellez gibi bahar kutlamaları, yalnızca geleneksel bir folklor değil, zamanın yeniden kurulmasıdır. İnsan burada sıradan sürenin dışına çıkar, ilk başlangıca yaklaşır, dünyanın yeniden yaratıldığı ana geri döner. Newroz ve Hıdırellez ateşi, bir arınma ve dönüşümdür. Dilekler, yalnızca istek değil, geleceğe yönelmiş yaratıcı iradedir. Gül ağacına bağlanan umut, aslında insanın hayata yeniden tutunma biçimidir. Bahar, bu nedenle derin bir eşiktir. Baharda zamanın eski kabuğu çatlar, yeni bir nefes içeri girer.

Yaşam mekanik değildir. Yaşam, yaratıcıdır, icat eder, sürpriz doğurur, biçim değiştirir. Bahar, yaşamın icadıdır. Bir çiçeğin açılması, yalnızca biyoloji değil, varoluşun yaratıcı atılımıdır. İnsan da böyle olmalıdır. İnsan, donmuş bir tekrar değildir. İnsan, açılan bir harekettir. Yaşamak, sadece sürmek değil, yeni biçimler üretmektir. Bahar ve karnaval, yaşamın “ben buradayım” deyişidir.

Dogma, itaat, korku ve beden düşmanlığı, hayatı daraltan, insanı küçülten yapılardır. Özgürlük, insanın kendi varoluşunu kurabilmesidir. Ahlak, yaşamı bastıran bir disiplin değildir. Ahlak, yaşamı çoğaltan bir yaratım alanıdır. Arzu suç değil, canlılıktır. Haz günah değil, yoğunluktur. Aşk, yasak değil, insanın kendisini başkasında aşma cesaretidir. Tutku, utanılacak bir şey değil, bedenin en sahici onay biçimidir. Bahar tam da bu yüzden özgürlüğün mevsimidir.

İnsan kapatılmak için değil, açılmak için vardır. Hayat bastırıldığında değil, sevildiğinde derinleşir. Beden suçlandığında değil, özgürleştiğinde konuşur. Bahar, bu konuşmanın mevsimidir. Karnaval bahardır; bahar karnavaldır. Karnavalda toplumun, otoritenin, kuralların ve kurumların yüzü çözülür. Baharda toprağın yüzü, kışı ve katılığı çözülür. Kendimizi aşabildiğimiz ölçüde hayatı yaşarız ve güzelleştiririz. Hayatı yoğun olarak yaşamak, hayatı bahar sıcaklığında ve karnaval coşkusunda yaşamak demektir.