Hacer Yengenin hikâyesi!

Güncelleme: 20.07.2019 08:49

Hacer Yenge’nin yakınları, mezarı başında ona Kur’an okuyor… Allah ona rahmet eylesin.

Süleyman Karakulluk /Milat

Gazeteci ve araştırmacı yazar Hüseyin Yılmaz ile uzun yıllara dayanan bir dostluğumuz var… Kendisinin eserlerini zaman zaman burada tanıttım. Geçtiğimiz günlerde, merhum yengesi ile ilgili bir anı paylaştı facebook sayfasında… Harika bir yazı ve enfes bir drama… Hüseyin beyden izin alarak bu güzel hikayeyi sizlerle de paylaşmak istedim. Kimbilir dostum Hüseyin bu hikâyeyi ileride bir roman haline getirebilir…

Aman beyim uyanmasın

Elli yıllık eşi, alışkanlık haline getirdiği ikindi öncesi uykusuna daldığında sessizce odadan çıkıp kapıyı kapattı. Kesafeti artan bulutlara endişe ile baktı. Bu mevsimde bastırması muhtemel bir sağanak yağmurun, kuruyup çatlamış olan toprak damda damlama yapmasından korkuyordu.

Yağmur sularına önlem

Eşinin rahatsız olabileceği düşüncesi ile bir daha bulutlara baktı ama yapabileceği bir şey yoktu. İlk damlamalar akmaya başlayınca şiddetli yağmura aldırmadan sırtına geçirdiği bir hırkaya sığınarak sessizce dama tırmandı. Bakışları yaşlı taş silindire kaydı ama onu kullanamazdı. Asım’ın uykusu hafifti, silindirin gürültüsüne uyanabilirdi. Lastik ayakkabılarıyla, yağmur sularının çatlaklardan aşağı inmemesi için sessizce ezmeye, sıvamaya çalıştı. Zaman zaman çıplak elleriyle çatlakları doldurmaya, sıvamaya gayret etti. Çeyrek saat sonra damdan inip eve girdiğinde tepeden tırnağa sırılsıklamdı. Yaşlı eşi olup bitenlerden habersiz uyumaya devam ediyordu. Yüzüne sıcak bir tebessümün aydınlığı yayıldı. “Şükür!” dedi, kendi kendisine. Uyanmamıştı…

Küçük yaşta evlenmişti

Bu köye küçük yaşta gelin gelmişti. Eşi kendisinden hayli büyüktü, aralarında on beş yıl kadar bir yaş farkı vardı ama bunu hiçbir zaman mesele etmemişti. Dördü kız, yedi çocuk büyütmüş, en küçükleri hariç hepsini evlendirip göndermişti. O günlerde iki inekleri vardı. Tarlalarında sebze yetiştiriyorlardı. Ekip biçtiklerinin hemen hemen tamamı; İstanbul’a, çocuklarına gidiyordu. İkisi de onlar için yaşıyordu.

Kocaya hürmetin böylesi

Sabah namazından yarım saat önce kalkardı. Kış ise sobayı yakar, çayı demler sonra Asım’ı kaldırırdı. Namazdan selâm verir vermez çayını doldurur, kendisi de karşısına geçip otururdu. Eşinin bütün arzularını bilirdi. Kahvaltısı ve yemeklerinde eksiğinin olmamasına dikkat eder, âdeta bir ibadet zevki ile hizmet ederdi.

Söyleyemediği derdi vardı

Ne var ki, son gönlerde Hacer’in kimseye söylemediği, söylemek istemediği başka bir sıkıntısı baş göstermişti. Olur olmaz vakitlerde nefesi daralıyor, göğsünde yangını andıran bir ateş ve ağrı dolaşıyordu. Eşini üzmemek için bir şey söylemiyor, belli etmemeye çalışıyordu.

O gün akşam üstü, bu hâl dayanılmaz bir şiddete bürünmüştü. Akşam yemeği ve çayında eşine iştirak etmek için çok gayret göstermiş ama terleyen alnı ve kızaran yüzünü saklamaya muvaffak olamamıştı.

“İyi değilim, üstüme bir su döküneyim!” diye kalktığında Asım yüzüne baktı ama Hacer son bir gayretle gülümsemeye çalışarak geçiştirdi. Oysa gerçekten iyi değildi.

İkisi de anladı durumu

Banyoya geçer geçmez, soğuk suyun altına girdi. Kelimeyi şahadet getirdi, fakat gözleri kararıyor, başı dönüyor, nefesi gittikçe daralıyordu. Düşüp gürültü çıkarmamak için son bir gayretle çökmeyi denedi. Eşini üzmek istemiyordu, ancak arzu ettiği gibi olmadı. Çökmeye çalışırken düştü ve gürültü çıkardı.

Dili boğazına kaçtı

Asım, telaşla gürültüye koştuğunda son bir defa göz göze geldiler. İkisi de o ânın geldiğinin farkındaydı. Eşi şehadet getirmesini istedi ama dili gırtlağına kaçmıştı. Sadece şehadet parmağını kaldırabildi. Asım, yardım çağırmak için evden fırladığında o da son nefesini verip, bu dünyanın aydınlığına altmış sekiz yıl sonra gözlerini son bir defa kapadı.

Hüseyin Yılmaz’ın notu: Hacer, yengemdi, büyük abimin eşi. Rahmet vesilesi olsun diye hissiyatımı paylaştım. Onun adına dualarınıza talibim, esirgemeyiniz lütfen.

 

İstanbul da etkilenecek

Meteoroloji'den yeni uyarı!

Cibutili öğrenciden Erdoğan'a övgü

Edirne'de yaşayan Alman Arbaoui: Türkiye'de mutluluk var, huzur var
Ege'de korkutan deprem!

İstanbul'daki sağanak hayatı olumsuz etkiledi

İstanbul için hava durumu tahmini

Hükümlülerin 'dikili ağacı' 1 milyonu aştı