Hazır cevaplılar

Ünlülerin sözleri de zamanla ün kazanır. Çünkü onlar iyi düşünen, hazır cevap oluşlarıyla taşı gediğine koyan insanlardır. Bu tarz söz söylemek; nezaket sanatını kullanarak sözün altında kalmamaktır. Bir gün Üstat M. Akif’ e gencin biri küçümsemek amacıyla: ”Sen baytar mısın?” diye sorunca; Üstat şu cevabı verir: ”Evet, bir yerin mi ağrıyor?”

( Şair, sen hayvan mısın demek istiyor!)

Üstada, işgüzarın biri şöyle bir soru sorar: “İstiklal Marşı’nı bir daha yazsanız nasıl olur?” Üstat hasta yatağından doğrularak: “Allah bir daha bu millette İstiklal Marşı yazdırmasın!” diyerek cevap verirken şu noktaya dikkat çekmek ister: ”Bu marş öyle durup dururken ya da zevk için yazılmış değil! Milletin içinde bulunduğu felakete, zor koşullara, çaresizliğe rağmen yine de ümidini kaybetmeden kahramanlık örneği göstererek yurduna sahip çıkıp canı pahasına savaşıp düşmana çiğnetmemesinin destanıdır ve bir zorunluluktan doğmuştur!”

Şair Berlin’den dönerken sorarlar: “Berlin’de ne var, ne yok Üstat! Şair şu müthiş cevabı verir: “Gördüğüm, onların işleri dinimiz gibi sağlam; dinleri ise işlerimiz gibi çürük!”

Necip Fazıl’ a Nazım Hikmet: ”Sen alçaksın!” der, o da şöyle cevap verir: ”Sen de çukursun!”

Üstat Necip Fazıl Kısakürek, bir konferansta konuştuktan sonra onu dinleyen profesörlerden biri şunu söyler: “Sen daha önce bugünkünden farklı konuşurdun. Hatta o şiirlerin ezberimdedir. Ancak şimdi din, Allah, peygamber diyorsun. Üstat şöyle cevap verir: “Benim geçmişim bir çöplüktür ve çöplükleri ancak köpekler kurcalar!”

Nazım Hikmet’le Necip Fazıl ramazanda yolculuk yaparlar. Necip Fazıl oruçlu ama Nazım Hikmet oruçlu değil. Nazım, Necip Fazıl’la dalga geçmek için yolun kenarındaki ineği işaret ederek: “Şu zavallıya bak, oruç tuta tuta ne hale gelmiş!” Necip Fazıl cevabı yapıştırmış: “Sen bilmiyor musun, hayvanlar oruç tutmazlar!”

Kulakları büyük olan Galileo’ya düşmanlarından biri: "Efendim, kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi?" diye sormuş! Galileo: "Doğru, benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?”

Şair Nef’i:

Bana kâfir demiş müftü efendi,

Tutalım ben diyem ona müselmân!

Vardıkta yarın rûz-ı cezaya.

İkimiz de çıkarız onda yalan!” (Ahirette, müftünün yalan çıkması benim kafir olmadığım; benim yalancı çıkmam ise müftünün kafir olduğu anlamına gelir.

Bir başka dörtlükte ise:

“ Tahir Efendi bana kelp demiş,

İltifatı bu sözde zâhirdir,

Malikî mezhebim benim zira,

İtikadımca kelp tahirdir.”

(Bu mısralarda da şair hazır cevap olmanın güzel bir örneğini verir. Müftü Tahir bana köpek demiş! Şunu bilsin ki ben malikiyim ve inancıma göre köpek Tahir’dir.(temizdir) Yani Tahir adlı müftü köpektir.

Ünlü politikacılardan rahmetli Osman Bölükbaşı, İnönü ile aynı uçakta yolculuk yapıyorlardı. İnönü’nün torunu: “Dede, bu parayı aşağıdaki çocuklara atsam ne olur?” Bölükbaşı araya girerek cevap verdi: ”Parayı atsan bir çocuk sevinecek, dedeni at ki bütün Türkiye sevinsin!” diyerek esprili müthiş bir şekilde İnönü’yle olan geçimsizliğini de dile getirmiş oldu.