HDP, Ateşle mi Oynuyor?

0

Türkiye'nin temel problemlerinden birisi, Kürt meselesidir. Bundan dolayı, Kürt siyasi hareketi, siyaset düzeneğinin önemli bir sacayağını oluşturuyor. HDP'nin şeflik etmeye çalıştığı Kürt siyasi hareketi, 2015 seçimlerine bağımsız adaylarla girmek yerine parti olarak gireceklerini açıkladı. İşte, sorun, tam burada başlıyor. Ya HDP, Meclis dışında kalırsa, ya bir kısım Kürtler Parlamento dışında kalırsa… Merkez medyanın borazanları ve HDP'li siyasetçiler, bu korkuyu yayıyor. Peki, HDP'nin Meclis dışında kalması; Parlamentonun meşruiyetini zedeler mi, Türkiye'yi, böler mi, kıyameti koparır mı?

Akşam Gazetesi Yazarı Gülay Göktürk "HDP Baraj Altında Kalırsa" başlıklı son yazısında bu süreci şöyle tasvir ediyor: "HDP'nin seçimlere parti olarak girmesi ve Meclis dışı kalması halinde, Çözüm Süreci'nin en kritik yılında Kürt siyasi hareketinin Meclis dışında kalmasının Süreç'i yıkacağını, bununla da kalmayıp parlamentonun meşruiyetine büyük darbe vuracağını ve Türkiye'nin bölünmeye doğru gideceğini söyleyenler var. Aslında HDP yetkilileri de son dönemde üstü kapalı bir şekilde bu söylemi yayıyor ve parlamento dışında kalırlarsa bunun suçunu da AK Parti'ye atmaya çalışıyorlar"

HDP'nin Sorumluluğu

Demokrasinin olmazsa olmazı, siyasi partilerdir. Siyasi partiler, toplumsal talebi meclise taşıyan aracı kurumlardır. Bu demokratik aygıt, meşruiyetini toplumun kendisine göstermiş olduğu teveccühten alır. Siyasi gücünün kaynağı da, bizzat, toplumun kendisidir. Siyasette, toplumsal talebe layıkıyla karşılık veremeyenler, gücünü ve meşruiyetini kaybeder. Ve dolayısıyla Parlamento dışında kalır. Bu sonuç, siyaset yarışının doğal sonucudur.

HDP'nin Parlamentoya girememesinin siyasal anlamı, bölgede siyasi karşılığının ve gücünün yeteri düzeyde olmadığıdır. Bu sorunu düşünmesi gereken de AK Parti değil; HDP'li aktörlerdir. HDP, silahı değil siyaseti tercih ederek siyasi günü artırmaya çalışmalıdır. HDP'li ya da HDP'siz, Türkiye, Kürt meselesini çözecektir, çözmenin de eşiğindedir.

Kıyamet senaryoları üretmenin pek bir anlamı yoktur. Silahların gölgesinde siyaset yapmaya teşebbüs etmek; Kürt siyasetinin iflasıdır, ölümüdür. Siyaseti silahla ipotek altına almaya çalışmak, ölümü ve şiddeti kutsamak anlamını gelir. Böylesi bir durumu da ancak ölümden ve şiddet rant elde edenler tercih eder, ister.

Daha Kuşatıcı Bir Siyaset

Seçime parti olarak gireceklerini açıklayan Selahattin Demirtaş ve ekibinin yapması gereken, tıpkı Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde olduğu gibi, daha kuşatıcı ve iktidar olmaya dönük bir siyaset üretmek olmalıdır.

Biliyorsunuz, Cemaatin son şövalyesi Nazlı Ilıcak 2015 Seçiminde HDP'yi destekleyeceğini açıkladı. Ilıcak'ın HDP'yi destekleme nedeni ise oldukça traji-komik: "HDP'nin kazanamadığı milletvekillerinin pek çoğu AK Parti'ye gider. Bir bakarsanız, bu parti, Anayasa'yı tek başına değiştirecek bir çoğunluğa bile kavuşabilir. Bu da Türk demokrasisi açısından hiç de küçümsenmeyecek bir tehdit arz ediyor."

Demirtaş ve ekibi, sakın bu aklın peşine takılmasın. Birileri, korku politikasıyla, siyaseti yeniden dizayn etmeye çalışıyor. Maazallah, ya AK Parti anayasayı değiştirecek çoğunluğu elde ederse. İşte, o zaman, yandı gülüm keten helva…