Hind alt kıtasında İslam

0

Günümüzde, Hind alt kıtası olarak bilinen bölgede (Hindistan, Pakistan, Bangladeş) 500 milyondan fazla Müslüman yaşamaktadır ve bu coğrafya dünyada en yoğun Müslüman nüfusun yaşadığı yerlerden biri olmuştur. Kıta İslam'la tanışıp şereflendikten sonra insan ve medeniyet bakımından gelişmiştir. Hindistan'ın İslamlaşması ile ilgili olarak birçok teori vardır. Hint Milliyetçisi Hindutva Hareketi'nin iddiasına göre, ülke Arap, Türk ve Farsların istilaları ile zorla Müslümanlaştırılmıştır. Oysa bu iddia kesinlikle hakikati yansıtmamaktadır.

Rasulullah Efendimiz (sav) doğmadan evvel de Arap tüccarların Hindistan'la teması vardı. Tacirler, ülkenin batı kıyılarına deniz yoluyla giderler ve baharat ile Afrika malları alışverişi yaparlardı. Tabiatıyla, Araplar Hak din İslam'a geçtikten sonra, yeni inançlarını da Hindistan'a taşıdılar. İlk cami olan, Çereman Cuma Mescidi, daha Efendimiz (sav) hayatta iken, 629 yılında, ilk Hindistanlı Müslüman Çeraman Perumal Başkara Ravi Varma tarafından inşa edildi. İslam, özellikle ticaret rotası boyunca sahil şeridindeki şehir ve kasabalarda göç yoluyla yayıldı.

Hindistan'da İslam'ın ilk büyük yayılması ve sıçraması ise, merkezi Şam olan Emevi Hanedanı devrinde oldu. Emeviler, 17 yaşında Taifli bir genç olan Muhammed bin Kasım'ı, Sind bölgesinin idaresine tayin ettiler. Sind, alt kıtanın kuzey batısı boyunca akan İndus nehri etrafıydı, bugünkü Pakistan da bu bölgededir. Muhammed Kasım 6000 askerle bölgeyi fethetti. Fetih çok kolay ve rahat oldu, çok zayıf bir direnişle karşılaştı. Nerun şehrine vardığında, fethedilen yöre ahalisinin büyük bir kısmı gönüllü olarak İslam'ı tercih etmişti bile. Sadece Sind Racası Dahir ile 712 yılında bir çatışma oldu, savaş Müslümanların zaferi ile neticelenince artık kıtada İslam'ın önünde bir engel kalmadı. Muhammed Kasım, İslam'ı tercih etmeyenlere müsamaha ile davrandı, bunun sonucunda, Brahman ve Budistler dahi yeni fatihleri dans ve müzikler ile karşıladı. Hiç kimseye zorla "Müslüman ol" baskısı yapılmadı.

Bu ilk başarılı İslami fetihleri, başka fetih dalgaları da takip etti. Gazneli Mahmud ve Muhammed Tuğluk Han İslam'ı ülkenin tamamına yaydılar. Daha sonra bayrağı teslim alan Türk ve Moğol idareciler de İslam çivisini alt kıtaya sökülmez bir biçimde çaktılar. İslam öncesi toplumun ilkel kast sistemi sebebi ile, İslam aşamalı bir biçimde tebliğ edilerek yayıldı. Dinimizin adaletli yaklaşım ve prensipleri, kast sistemi altında asırlardır ezilen, itilen, ötelenen ve sömürülen sınıfların akın akın İslam'a girişine ivme kazandırdı.

Ülkede çok popüler olan Budizm, zamanla kaybolup gitti. Ancak bu bir baskı ve zulüm ile olmadı. Tasavvuf önderleri de bu süper hızlı İslamlaşmanın baş mimarları oldular. İslam'ın bu coğrafyada kılıç zoru ile yayıldığı ve bu yüzden de yabancı bir inanış olduğu iddia ve iftirası temelsizdir. Bunu daha çok, yeni bir ulus inşa etmeye çalışan Hint ırkçıları dillendirmektedir. Şayet bu dedikleri doğru olsaydı, Müslümanlar ülkede sadece İslam ülkelerine sınır bölgelerde yaşıyor olurdu. Oysa durum bu iddiayı yalanlamaktadır. 150 milyon Müslümanın yaşadığı Bangladeş, Myanmar ve Sri Lanka bunun en bariz örneğidir.

İslam, Hindistan'ın ve tarihinin vazgeçilmez bir unsuru ve gerçeğidir.Bugün Hind alt kıtası, çok milletli, çok kültürlü ve çok dinli kalabilmeyi sürdürmüşse, bu İslam'ın varlığı ve hoşgörüsü ile olmuştur.

İKİ DOĞU ve İKİ BATI'NIN RABBİNE EMANET OLUN...