Hindistan; Asya'nın Yeni Aktörü

0

2014 baharında Asya'da kritik eşik aşıldı. Çin yanlısı politikaları ile Batı'yı karşısına alan Tayland Hükümeti, askeri darbeyle indirildi. Yakında askerler, Batı yanlısı biri/birilerini hükümeti kurma görevine getirerek demokrasiye sözde bağlılıklarını ilan ederler! Tabi, Asya'da siyasi değişkenler, hep Batı lehine ilerlemiyor. Asya'nın önemli ülkelerinden biri olan Hindistan'da, 2014 Nisan ve Mayıs aylarında yapılan genel seçimleri, milliyetçi Bharatiya Janata Partisi (BJP) kazandı.Asya'da yeni dengeler oluşturacak olan bu parti, Rusya'ya yakın, Çin ve Pakistan ile çatışmacı, AB ve ABD'ye karşı soğuk bakan politikalar izlemektedir. Gelişmekte olan ülkelere (Rusya, Çin, Brezilya, Türkiye, G.Afrika, Endonezya, Malezya, G.Kore, Arjantin) yeni bir cephe daha açılmış oldu. Hindistan, Asya'da her ne kadar önemli aktörlerden biri olsa da, mevcut siyasi partinin görüşü itibariyle Asya'daki dengeleri değiştirebilecek potansiyeli açısından da tüm ülkelerin yakından izlediği bir ülke konumunda.

Bir önceki iktidarda olan Kongre Partisi'nin oylarında % 40 azalma oldu. BJP lideri Narendra Modi, Hindu Milliyetçisi bir gelenekten geliyor. Gençliğinde aşırı dinci örgütlerin içerisinde bulundu. Aslında Modi'nin partinin başarısı Hindistan iç siyasetinde sürpriz görülmemektedir. Zira 2004-2009 arasında Hindistan ekonomisi 2 kat büyümüş, büyüme hızı öngörülenden daha düşük seyretmişti. Haddizatında yoksul ile zengin arasındaki makas daha da genişlemişti. Özellikle de sosyal politikaların başarısızlığı ve Kongre Partisi'nin iktidarında yolsuzluğun artması, BJP açısından zaferin habercisiydi.

Dünya'da olduğu gibi Hindistan'da da Muhafazakar-Milliyetçi akımlar yükselişte, ABD ve AB'nin çok da haz etmeyerek ilişkilerini geliştirmek isteyecekleri, Rusya ve Çin'in ise; Hindistan'ı kendi lehine çekebilmek için uğraşacakları bir rekabet ortamı belirdi. Türkiye, bu yarışta kendisine bir rol almalı. Şu unutulmamalıdır ki; BJP ve Modi'nin 'Büyük Hindistan' idealleri güçlü ekonomi, yıllık% 8-9 büyüme oranları, çok yönlü ekonomik ilişkiler, bağımsız dış politika stratejileri ve ilişkilerinden geçtiği ortadaykenTürkiye'nin, Hindistan yeni yönetimi ile ivedilikle ilişkileri hızlandırılmalıdır.

Yaklaşık bir aydır ülkemizde, Hindistan'ın yeni başkanı Modi hakkında Müslümanların katledilişine seyirci kaldığı ile ilgili haberler çıkmakta ve kamuoyunda milliyetçilik ideolojisi üzerinden kalıplaşmış negatif algı oluşturulmaktadır. Evet, Modi gençliğinde aşırı dinci gruplar içinde bulunmuş, binlerce Müslüman'ın öldürülüşüne seyirci kalmıştır. Lakin sorunların masada çözüleceği gerçeği dururken gerginliklerin kimseye yararı yok. Sanırım, bu konuda en başarılı girişimi Pakistan Devlet Başkanı Navaz Şerif yaptı. Modi'nin yemin törenine katılarak, iki ülke arasında yaşanmış Keşmir sorunu ve nükleer enerji konularında çatışmacı değil, uzlaşmacı bir tavır sergileyeceği izlenimi verdi.

Benzer refleks Çin'den de geldi. Çin, bölgede Pakistan'ı destekliyor. Çin'in, 1962 yılında işgal ettiği AksaiChin dağlık arazisi yüzünden Hindistan sürekli tetikte. Ayrıca Arunaçal Pradeş bölgesi ile sınır problemleri olduğu halde, Modi yönetimi ile işbirliğine başladı. Hindistan açısından denge siyaseti çerçevesinde Çin'e karşı, Rusya'ya yakın oldu. Rusya ve Hindistan arasında enerji ve silah alanlarında derin işbirliği söz konusu. Modi yönetiminin bu ilişkileri geliştireceği bekleniyor. Pakistan ile 2001'den bu yana sürüp gitmekte olan soğukluk, kademeli bir şekilde azaldı. Elbette, burada Batı yanlısı Kongre Partisi'nin etkisini göz ardı etmemek lazım. Ancak Modi Keşmir Bölgesi'nin özerkliğini kaldırırsa, bölgede yeni bir Hindistan-Pakistan soğuk/sıcak savaşına yol açabilir.

Bölgedeki aktörler Rusya, Çin, Hindistan ve Pakistan'dan ibaret değil. ABD ve AB, Kongre Partisi ile başarılı çalışmıştı. BJP'nin ideolojik referansları, Rusya ile yakın ilişkileri endişe verici olabilir. Gerçi BJP'nin Çin'e karşı olumsuz referansları koz olarak görülsede, ABD ve AB Hint sermayesini kullanarak, Güney Asya'da etkinliğini artırmaya çalışacaktır. Ancak, ABD ile ilişkilerde Çin'e karşı ortak hareket esası değişmez. AB ile ilişkilerini ise aslında İngiltere üzerinden okumak daha doğru, zira Hint sermayesinin ve seçkinlerinin İngiltere ile eğitim başta olmak üzere, ekonomi alanında çok yönlü ilişkileri bulunmakta ve Hint sermayesinin yönünü de etkileyebilmektedir.

Yukarıdaki analizde görüldüğü üzere, çok yönlü ekonomik ve siyasi ilişkiler, pragmatik yöntemlerle genişletilmeye çalışılmaktadır. Bölge ülkelerinin geçmiş problemleri referans almadan diplomatik ilişkileri tesis ettiği görülmektedir. Özellikle Pakistan ve Çin'in Modi'nin yemin törenine katılması, kronik sorunların bir kenara bırakıldığı ve Hindistan ile ilişkilere verilen önemin bir göstergesidir.