Evet vatana millete hayırsız olsun, inşallah yerle bir olur. Yeni bir tapınağımız oldu. Yani Türkiye’de şirk ve putperestlik, Tanzimat’tan sonra adım adım topluma zerk edilmeye çalışıldı. Özellikle Jöntürkler döneminde, Abdullah Cevdet başta olmak üzere meşhur İçtihat dergisiyle bu süreç hızlandı. Ardından İttihatçılar zamanında kısmen devam etti. Gerçi İttihatçıların büyük çoğunluğu dindar, en azından dinî bütün insanlar idi diyelim. Ama Cumhuriyet’le birlikte bu milletin millet yapan tarih bağları ve din bağları bıçakla kesildi, yasaklandı. Türklüğe hakaret edildi, İslam öcü ve canavar olarak gösterildi. İslami ibadethaneler dahi kapatıldı, ezan aslından bozuldu, Kur’an-ı Kerim’in çocuklara öğretilmesi yasaklandı, Kur’an kursları kapatıldı, Kur’an okuyanlara ağır cezalar verildi. “Müslümanım” diyenler bile ağızlarında sallandırıldı. İnsanlar, özellikle şehirlerde yaşayanlar, can korkusuyla dinle ilişkilerine mesafe koydular. Bu mesafe zamanla dinin etkisinin neredeyse sıfıra indiği şehir nesillerinin doğmasına yol açtı.
Burada halkı, kamuoyunu suçlamamak lazım. Çünkü bu ülkede başbakanlık yapmış bir Saraçoğlu gibi adamların tek derdi İslam’la savaşmaktı. “Tanrı’yı yendik” gibi saçma sapan laflar edenler, şirk-müşrik-münkir manşetleri atanlar, mecliste bu minvalde konuşmalar yapanlar… Özetle Türk toplumu kuşaktan kuşağa dinden uzaklaştırıldı. Dinden uzak babaların çocukları daha da uzaklaştı, onların çocukları ise dinle hiç alakası olmayan bir nesil oldu.
Özellikle şehirlerde, şimdi kendilerine “beyaz yakalı” ya da “Beyaz Türk” denen kesim, dini şeyler yerine başka tatmin yolları aramaya başladı. Çünkü kalp ve ruh boş kalınca bir şey istiyor, bir tatmin arıyor. Türkiye’de Hinduizm, Budizm gibi akımlar ortaya çıktı. Milliyetçi ailelerin çocuklarında ise babaların dinî terbiye ve kültürü zayıf olduğu için, gençler “kendicilik” denen saçma bir putperestlik icat ettiler. Derken artık herkesin bir tapınağı oldu.
Mesela kendilerine Alevi diyen ama Allah’sız Alevilik peşinde koşanlar… “Ali’siz Alevilik” diye bir şey olur mu? Allah’sız Alevilik mi olur? Hazreti Ali Allah’sız mıydı, dinsiz miydi? Bu soruya cevap vermiyorlar. Almanlardan aldıkları finansal desteklerle, Alman istihbaratının yönlendirmesiyle çalışan insanlar bunlar. “Ali’siz Alevilik” diyorsanız, o zaman başka bir din adı koyun, başka bir meşrep adı koyun.
Bu şirk arayışları çoğu zaman siyasal arenada da kendini gösterdi ve büyük ölçüde Cumhuriyet Halk Partisi etrafında toplandı. Müşrik olanlar, ‘şirk’i tercih edenler, hep büyük çoğunluğuyla CHP çevresinde kümelendi. CHP bir anda müşriklerin kapısı haline geldi. Müşrikler bol olunca da elbette sunaklar, tapınaklar üretilecekti.
Şimdi Silivri’de… CHP’liler mi desem, yoksa CHP’yi işgal eden Ekrem İmamoğlu tayfası mı desem, karar veremedim. Ama sonuçta hepsi CHP’li. Silivri’de “İmamoğlu Tapınağı” kurdular.
Bu İmamoğlu Tapınağı’nın “birebir ölçü” dedikleri yalan. İmamoğlu’nun kaldığı yer iki katlı, birden çok yatak olan, geniş havalandırma alanı, volta alanı olan bir koğuş. Ama bunlar tuttular, küçücük, hücre gibi, Budist rahiplerin yaşadığı dar bir alan gibi gösterdiler. Dikkatli bakınca birebir Budist rahip evi gibi duruyor.
İMAMOĞLU TAPINAĞININ RİTÜELLERİ NELERDİR?
Peki bu İmamoğlu Tapınağı’nın ritüelleri neler? Gittim, baktım, gördüm arkadaşlar. Girerken bir el broşürü falan vermediler. Teslis mi çıkaracaksın, Hintliler gibi elini göğsünde birleştirip mi gideceksin, Zen Budist hareketler mi yapacaksın? Hiçbir şey yok. Anladığım kadarıyla tapınak ritüelleri henüz oluşturulmamış.
Ama durun, dünya tarihinin en absürd dinlerinden –Pastafarianizm’in noodle’lı dokunuşlarından, Dudeizm’in “abide et” rahatlığından, Jediizm’in mistik gücünden, Discordianizm’in kaos ayinlerinden, Kopimizm’in 7kopyala-kutsallaştır’ından, hatta Frisbeetarianizm’in uçan disk cennetinden– esinlenerek bu tapınağı tam anlamıyla bir absürd şölene çevirdim.
Müşrik değilim elhamdülillah Müslümanım. Ama müşrik de olsalar bunlar bizim vatandaşlarımız. Onların tapınak ritüellerini, yardım olsun diye kendim yazıp veriyorum. Uygulasalar daha çok sevap kazanırlar diye düşünüyorum. Hem de nasıl kazanırlar! Haydi başlayalım, Silivri’nin yeni kutsal koğuşunda Ekrem Bey’e tapınmanın tam rehberine…
TAPINAĞIN KÖKENİ VE DÜNYA ABSÜRD DİNLERİNDEN ALINAN İLHAM
Bakın arkadaşlar, bu tapınak sadece bir hücre değil; o bir manifestodur. Tanzimat’tan beri zerk edilen putperestlik burada zirveye çıktı. Ama biz onu daha da zenginleştirelim. Dünyanın en saçma dinleri ne yapıyor? Pastafarianizm’de insanlar Flying Spaghetti Monster’a inanıyor, noodle appendage’lerle dokunuyor, pirat kostümü giyiyor, Cuma gününü tatil ilan ediyor. Dudeizm’de “The Dude” gibi takılıyorlar, white Russian içip bowling oynuyorlar, “abide” diyorlar. Jediizm’de Force’u hissediyorlar, meditasyonla galaksiyi kurtarıyorlar. Discordianism’de kaos tanrıçası Eris’e tapınıyorlar, hotdog’la kutsal kitap yazıyorlar. Kopimizm’de dosya kopyalamak ibadet. İşte bunların hepsini Silivri’ye uyarladık. Çünkü Ekrem Bey’in koğuşu, bu absürd karışımla tam bir cennet olacak. Parasız girersen günah, rakı içmezsen cehennem, OM demezsen ruhun daralır. Haydi, bu yeni dinin kurallarını tek tek açalım ki, beyaz Türkler ve CHP müşrikleri mutluluktan uçsun.
PARA AYİNİ: CEPLERİN KUTSAL BOŞALTILMASI – KOPİMİZM VE PASTAFARİANİZM’İN KARDEŞİ
Tapınağa girerken iki cebinde para olsun ve ellerini ceplerine koyma. Çok büyük sevap kazanırsın. Kapıda biri o iki cebi boşaltır. İmamoğlu Tapınağı’na parasız girmek, amaçsız namazsız, Namazsız oruç gibi, kuru oruç gibidir. Ağzını bağlamış oluyorsun. Parasız girmek de onun gibi bir şey. Ama bu sadece benim uydurmam değil; direkt Kopimizm’den çaldım! Orada dosya kopyalamak kutsal, burada para kopyalamak –yani çoğaltmak– ibadet. Pastafarianizm’de de Spaghetti Monster noodle’larıyla dokunup para topluyor ya, işte Ekrem Bey’in “noodle”ı ceplerinizdeki banknotlar. Girişte görevli “kardeş, bu paralar Ekrem’in noodle’ı için” diyor, sen de “amin” diye boşaltıyorsun. Düşünün, her girişte 500 lira versek, tapınak bir yılda kaç milyar toplar? Müşrikler için bu ritüel öyle kutsal ki, cebinde para yoksa kapıdan çeviriyorlar. “Parasız girenler cehennemde rakısız rakı sofrası çeker” diyor efsane.
Eskiden ezan okuyanlara ceza veriyorlardı, şimdi Ekrem’e para vermeyenlere “müşrik değil misin?” diye soruyorlar. Bu ayinle ruhun arınır, cüzdanın hafifler. Uygula ki, beyaz yakalı ruhun uçsun! Ve her seferinde para çoğalt: Kopyala, yapıştır, ver. Kopimizm’in sloganı “kopyala kutsaldır” burada “ver ki Ekrem çoğalsın” oluyor.
PORTRE TESLİSİ: EKREM BEY’İN ÜÇLÜ KUTSAMASI
Kilisedeki gibi Teslis çıkarmak doğru değil, o Hristiyanlara ait. Ama şu olur: Kapıda, tam girişte karşıya Ekrem İmamoğlu’nun resmi konur. Sol tarafa mesela spora önem veriyor ya, bir bayan voleybolcu diyelim Derya Hanım’ın resmi, sağ tarafa da Dilek yengenin resmi konur. Böylece teslis çıkarılmaz ama direkt Ekrem Bey önce sağına, sonra soluna bakarsın; bir kutsanmışlık ritüeli yapmış olursun. Bu tam Jediizm’den uyarlama! Orada Force’u hissedersin, burada Ekrem Force’u. Portrelere bakıp “May the Ekrem be with you” diye mırıldanıyorsun. Discordianism’de kaos için hotdog kullanıyorlar, burada portrelerle kaos yaratıyorsun: Sağ sol orta, üçlü bakış, ruhun dengeleniyor.
Her gün bu teslisi yapmazsan, tapınak seni dışarı atar. Çünkü Jedi’lar gibi “güç” hissetmen lazım. Ekrem Bey’in karizması Force’un ta kendisi. Bakıyorsun resme, “bu adam Silivri’yi yönetiyor, dışarıda da yönetecek” diyorsun.
İroni zirvede: Eskiden putlara tapıyorlardı diye eleştiriyorlardı, şimdi üç portreyle aynı şeyi yapıyorlar. Sol portre voleybolcu, sağ dilekçi, orta Ekrem. Üçüne birden “amin Ekrem” de, günahların silinsin. Bu ritüel o kadar absürd ki, dışarıdaki CHP mitinglerinde de aynı şeyi yapıyorlar zaten; posterlere bakıp tapınıyorlar. Ama burada hücrede daha samimi, daha dar alanda, daha çok ironik. Uygula, Force’u hisset, yoksa ruhun karanlık tarafa geçer!
ŞARAP VE RAKI KAN AYİNİ: İÇKİ KUTSAL KANI
Öğleleyin, öğlen yemeğinde, yemeğin türüne göre kırmızı veya beyaz şarap birer kadeh içilerek ritüel tamamlanır. Hani muharref Hristiyanlarda “şarap İsa efendimizin kanı” derler ya… İşte Ekrem Beyimiz de “Tapınağımızı sunduğumuz grumuz iki şarabı sever” derler herhalde. Akşamdan mutlaka rakı sofrası olmalı. Bu kısım Pastafarianizm’in Ramendan’ından ve Dudeizm’in White Russian’ından direkt çalınmış. Pastafarianlar Cuma’da pasta yer, biz rakı içeriz. Dude’lar “abide” derken içkiyle rahatlar, burada “Ekrem abide” diye rakı yuvarlarsın. Bir kadeh kırmızı şarap iç, Ekrem’in “kanı” aksın damarlarına. Beyaz şarapla “temizlik” yap. Rakıysa, kutsal iksir: Anason kokusuyla noodle appendage’ler gibi sarıyor ruhunu. Düşünün, her öğlen bir kadeh, akşam rakı sofrası. Bu ayinle günahlar erir, stres biter. Ironik olan şu: Eskiden içkiyi yasaklıyorlardı, şimdi tapınakta zorunlu! Müşrikler için cennet bu. Rakı içmezsen “dinsiz” ilan edilirsin tapınakta. Pastafarian gibi pirat şapkası takıp (CHP rozetiyle) iç, Dude gibi “take it easy” de. Binlerce kelimeyle anlatılsa bitmez bu şölenin saçmalığı; çünkü gerçek hayatta da CHP’li sofralarda aynı şeyi yapıyorlar, ama burada kutsal!
OM VE ABİDE MEDITASYONU: BUDİST ZEN’LE DUDEİZM’İN RAHATLIK KARIŞIMI
Rakı sofrasında gözler kapatılır, eller Budistler gibi birleştirilir, parmaklarla “om” diye yarım saat o ses çıkarılır. Ama bunu Dudeizm’le harmanladık: “Om” derken bir yandan “abide Ekrem” diye mırıldanıyorsun. Jediizm’den de Force meditasyonu ekledik. Gözler kapalı, rakı kokusu burnunda, “ommm… Ekremmm… abideee” diyorsun. Bu ritüel o kadar rahatlatıcı ki, Silivri’nin volta alanında bile yapabilirsin. Her akşam yarım saat OM, ruhun uçuyor. Pastafarian noodle’ları gibi düşün: Ekrem’in eli başının üstünde dönüyor. Discordianism kaosu dengeliyor bu meditasyonla. Uygulamazsan stres patlar, “beyaz Türk” ruhun daralır. İroni burada zirve: Eskiden Zen Budistleri alay ediyorlardı, şimdi Ekrem için aynı şeyi yapıyorlar. “Om” sesi hücrede yankılanırken dışarıdaki siyasetçiler gülüyor ama içeridekiler ciddi. Bu ayinle kurtuluş yakın!
CUMA AKŞAMI RAKI-BALIK SOFRASI AYİNİ
Her Cuma günü… Müslümanlar Cuma günü toplu halde camiye gider, Hristiyanlar Pazar, günü kiliseye, Museviler Cumartesi Sinagog’a… Ekremciler de Cuma tatili olarak Cuma akşamı rakı-balık sofrası kurarak ritüellerini yerine getirebilirler. Bu tam Pastafarianizm’in Cuma tatili ve pirate partisi! Orada Cuma kutsal, burada rakı-balık. Discordianism’de kaos için her şey serbest, burada da balıkla rakı kaosu. Masada rakı, balık, mezeler. “Ekrem pirate” diye şapka tak (isteğe bağlı), noodle gibi anason serp. Dude’lar gibi “abide” de, iç. Bu sofrada herkes kardeş, herkes müşrik. Cuma akşamı bu ritüel olmazsa hafta boş geçer. İroni: Eskiden Cuma namazı kıldırmıyorlardı, şimdi rakı sofrası kutsal. Binlerce insan bu sofrada “ya Ekrem” diye dua ediyor. Kaos içinde düzen, absürtlük içinde mutluluk!
EKSTRA RİTÜEL: NOODLY DOKUNUŞ VE FLYING SPAGHETTI’NİN İMAMOĞLU VERSİYONU
Pastafarianizm’den çaldığımız noodle appendage burada Ekrem’in el hareketi oluyor. Tapınakta volta atarken hayali noodle’larla dokun: “Ekrem dokundu, günahlar gitti.” Her sabah kahvaltıdan sonra bu dokunuşu yap. Jedi Force’uyla birleştir: Elini kaldır, “may the noodle be with you” de. Bu ritüel o kadar absürd ki, dışarıdaki gazeteciler görse güler ama içeridekiler ciddi ciddi uyguluyor. Noodle’lar ruhu sarıyor, para ayiniyle birleşince servet getiriyor!
Sabah kahvaltıdan sonra ritüelleri yerine getirebilirler. Üç vakit: Sabah noodle dokunuşu, öğlen şarap kanı, akşam OM ve rakı. Takvim Pastafarian Ramendan gibi: Her ay bir “Ekrem ayı” ilan et, rakı içme rekoru kır. Discordianism 23 sayısı kutsal, her 23’ünde ekstra rakı. Bu takvimle hayat düzenlenir, absürtlükle dolu ama mutlu!T
TAPINAĞIN GELECEĞİ VE MÜŞRİKLERİN KURTULUŞU
Her ritüeli kopyala: Portre fotoğraflarını çoğalt, paylaş. “Kopyala ki Ekrem çoğalsın.” Bu ayinle tapınak büyür, müşrikler artar. İroni: Siyasette de aynı şeyi yapıyorlar, poster kopyalıyorlar!
Ölüm Sonrası Ritüel: Frisbeetarianizm İle Ekrem Cenneti: Ölünce ruh Frisbee gibi uçar, Ekrem’in Force’una katılır. Cennette rakı sofrası, noodle appendage’ler. Uygula ki ölüm korkusu bitsin!
Bu ritüellerle İmamoğlu Tapınağı dünyanın en absürd dini olur. Milyonlarca kelime yazsam bitmez ironisi. Uygulayın, mutlu olun, parasız girmeyin, rakı içmeyin deme. İşte bu yeni din, Silivri’nin hediyesi. Yerle bir olmadan önce tadını çıkarın, çünkü absürtlük burada zirvede!