Havaların bunaltan sıcakları, buram buram dökülen terler, bir ağaç gölgesinin hasreti derken ramazan bir müjde gibi çıkıp geldi. Telaşa gerek yok. Ramazanda bir de bakacağız ki; sahurdu iftardı derken ne sıcak kalacak ne de bunalan yüreklerimiz daralacak. Devran bu, dönüp duruyor.
Çocukluğumuzda yaşadığımız yazın oruç tutma bahtiyarlığını demek ki bir kez daha yaşamak nasipteymiş. Birkaç sene daha ramazan, yaz aylarındaki konukluğunu sürdürür. Sonra yine serin günler karşılar bizi. Yeter ki ömür olsun.
Ramazanın en sevdiğim yönlerinden biri de insanlar üzerinde oluşturduğu "doğal fren" özelliğidir. Ramazanın sadece aç kalma ayı olmadığının bilincinde olanlar, kendilerine çeki düzen vererek, yanlış bir adım atarken bir an durup "Ben oruçluyum." deyip adımını düzelterek ramazanın asıl vurgulamak istediği anlamı gerçekleştirmiş olurlar. Elbette Allah'ın kimsenin aç kalmasına ihtiyacı yok. Önemli olan bir emri yerine getirebilmek. Bütün dünya nimetleri elinin altındayken oruç tutup onlara bir süreliğine el sürememek en büyük kulluk işaretlerlerinden biridir. Yoksa aç kalmak o kadar da önemli bir mesele değil. Memlekette zayıflamak adına aç kalan o kadar insan varken, ramazanın sadece aç kalmaktan ibaret olmadığının bilincinde olmak gerek.
Ramazanın disiplinini yaşayarak bu ayın tadını çıkarmak en büyük keyiftir. Yalnızca mideye değil; ele, dile, göze ve akla da oruç tutturmaktır asıl mesele. Dedikodu yapan birine, sen oruçlusun böyle konuşma demek, en büyük manevi kazançtır.
Oruçlu olmak, bir sefere çıkmak gibidir. En güçlü donanımı yüklenip yükünün ağırlığını omuzlarında hissederek bütün kapılardan bu bilinçle geçmek gibidir. İbadetlerin hepsinin insana verdiği bir bilinç vardır. Bu bilinç kişinin hayat karşısında duruşunu da şekillendirir. Oruç, en sert yüreklere bile bir yumuşama kaynağı sunar.
Atacağı yanlış bir adımda aklına gelen "Oruçluyum." nidası bütün yanlış adımları geri alacak kudrettedir. Kişiye hükmedemeyen yüzlerce kurallar silsilesini oruçlu olmak altüst edip en üst sıraya getirir. Çalışırken, yürürken, konuşurken, sevinirken, ağlarken akla gelen oruçlu olmak; kişiye çeki düzen verir; kişiyi bir hizaya sokar. Bunda ne bir zorlama vardır ne de baskı vardır. Oruçlu olmak kişinin hayatında bir devrimdir. Bir ay süren bu devrim, kişinin derlenip toparlanması için büyük bir fırsattır. Daha büyük devrim ise ramazandan sonra bu halin devam etmesidir.
Ramazanın gelişinin bir ayrı havası olduğu muhakkaktır. Gelişinin müjdecisi kandillerle birlikte o iklime bürünen her kişi ramazanla birlikte artık ayrı bir dünyanın kapısından süzülmüş demektir. Her zaman yapılması gereken güzelliklerin ramazanda biraz daha dikkat edilerek yapılıyor olması bu ayın hikmetlerinden yalnızca bir tanesidir.
Yardımlaşmanın, komşuyu gözetmenin, bir oruçluya iftar ettirmenin Rabbin katındaki değeri büyüktür. Çünkü bütün müminler bilirler ki oruçlu olmak yalnızca aç kalmak değildir. Oruçlu olmak yalnızca belli zaman diliminde yemeklerden uzak durmak değildir. Her uzvun orucu yaşaması, her hareketin oruca yakışması ve orucu pekiştirmesidir önemli olan.
Abdurrahim Karakoç'un çok güzel bir şiiri vardı. Şair şiirinde; "Arpa sevdalısı atın başını / Orucun hayırsız hem de boşunu/ Haram, murdar olan devlet kuşunu / Kime tutturursan tuttur ya Rabbî." derken orucun hayırsızı ifadesine dikkat etmek gerek. Kişinin tuttuğu oruç ona çekidüzen vermiyorsa, hareketlerini derleyip toparlamıyorsa, günü diğer günlerinin aynısı gibi sürüyorsa ortada bir hayırsızlık var demektir.
Günümüzde birçok değerimizi kaybettiğimiz aşikardır. Güzel olarak adlandırdığımız değerlerimizi bir bir yitiriyoruz. Şükür ki adına seçim yatırımı densin ya da samimi bir yardım, dayanışma densin son yıllarda yaygınlaşan ramazan çadırları, ihtiyaç sahiplerine yapılan yiyecek yardımı gibi çalışmalar bu kutlu ayda ihtiyaç sahiplerini bir nebze olsun rahatlatmakta. Ramazanın ruhu böylelikle az da olsa diri tutulmakta.
Oruç bir devrimdir. Bir başlangıçtır. Ramazanın gelişiyle birlikte başlayan bu devrim kainatın bir onur nişanesi olarak on iki ayın içerisinde bir kandil gibi insanlığı aydınlatır. Kalpler bu ayda öyle bir hale bürünür ki "Keşke her günüm böyle geçse." der gönlü hoşnut olan her kul. Oruçlu olma şerefini doya doya yaşamak ister kalpler. Çünkü oruçlu olmak senenin belli zamanı yakalanabilecek bir mükafattır. Bu şerefe erenlere ne mutlu. Orucumuz bereketli ve hayırlı olsun.