Hükümet kandırılabilir mi?

0

Evet, tıpkı insanlar gibi hükümetler yada kurumlar da kandırılabilir. Cumhurbaşkanının Gülenistleri kastederek "maalesef kandırılmışız" demesi Türkiye siyaseti açısından tarihi bir öneme sahip.

Turgut Özal'ın liderliğindeki Anavatan Partisinin dört eğilimi bir araya getirdiği hep dile getirilirdi. Bu dört eğilimin kimler olduğu, biraraya geliş koşulları münevverimiz tarafından etraflı bir şekilde hiç bir zaman irdelenmedi. Zaten münevverimiz bu zor işlerle uğraşmaz, "dört eğilimin partisi" der geçer. Ortada farklı eğilimleri biraraya getiren bununla yeni bir medeniyet projesi geliştiren, vizyon oluşturan bir parti olmadığı kesin. Turgut Özal'ın renkli ve korkusuz kişiliğinin karşılık bulmasıydı bütün olup biten. Özal hiç bir eğilimden korkmadığı gibi bunları ciddiye de almazdı. Bu yüzden farklı kesimlerden, zeki, iş yapabilecek ne kadar insan varsa topladı. Bu eğilimlerden korkacakta ne olacaktı sanki? Kemalist soldan mı, Kemalist sağdan mı, Kemalist Türk-İslam sentezcisinden mi, Kemalist liberalden mi korkacaktı?

Bu zoraki birliktelik Türkiye'de önemli işler başarmış olsa da köklü ve kalıcı bir gelişimi sağlayamamıştır. Kürt meselesinin çözümünde başarı sağlayamamıştır. Alevi meselesinin çözümünün yakınından bile geçememiştir. Ekonomide Avrupa standartlarının çok gerisinde kalmıştır.

Ak parti ise toplumsal uzlaşı partisi olarak siyaset sahnesine çıktı. Buna hiç bir ön yargı taşımadan inandığımı söyleyebilirim, çünkü Ak Partinin kuruluşu ve hükümetinin ilk yılında ben HADEP-PKK çizgisine yakın duruyordum. Kanada'da yayınladığımız Kürt gazetesinde buna yönelik makaleler yayınladım. Ak Parti hükümetini geçmişten kalan alışkanlıklarla epey de eleştirdim. Yani kimse bana "körü körüne bazı şeyleri saplanıp kalmışsın" diyemez. Sosyolijik bir tesbit yapıyorum. Ak Parti, biz o zamanlar ne kadar görmek istemesek de toplumsal uzlaşı partisi olarak kurulmuştu. Merkezin dışında kalan İslamcılar, Kürtler, Liberaller, Sosyalistler, Aleviler belli ölçülerde (elbette hepsi aynı ölçüde değil ) bu oluşumun içinde yeraldı. Bu yeralış kendi kimliğini inkar uzerine kurulmadı üstelik.

Bu tezin doğruluğu zaten hükümetliği döneminde yaptığı icraatlardan açıkça anlaşılıyor.

Fakat yazıktır ki sivil hükümetin kararlı adımlarla yürüttüğü ekonomik, sosyal ve çevresel değişim dönüşüm bazı grupların ihanetiyle sekteye uğradı. Evet Ak Parti Fethullah Gülenin liderliğindeki cemaatle birlike hareket etmiştir. Fakat gözden kaçırılmaması gereken son derece önemli bir faktör var ki oda Ak Partiyle yürüyen tek kesim bu cemaat değildi. Bu birliktelik içinde Liberaller, Sosyalistler, Kürtler, Aleviler de oldu. Gülenistlere sunulan imkanlar başkalarına da sunuldu. Kardeş kanı akmasın, 30 yıllık çatışma ortamı bitsin diye HDP-PKK çizgisine verilen imkanları unutacak değiliz. Balık hafızalılar unutsa da, Oslo müzakerelerinin mürekkebi kurumadı daha. Barış süreci sekteye uğramasın diye Kürdistan bölgesinde PKK'li gerillalara askeri operasyonlar düzenlenmediğini, ellerini kollarını sallayarak dolaştıklarını bizzat bölgeden gelen HDP'li arkadaşlarımız söylüyordu. Alevi vatandaşlarla iletişim kuruldu, cemevlerinin önündeki engeller kaldırıldı. Daha dün, Türkiye'den yeni gelen Dersimli Kürt-Alevi ve de HDP-PKK çizgisindeki bir arkadaşımla görüştüm. Söyledikleri aynen şunlar; "Kürtler ve Aleviler cumhuriyet tarihinin en özgür ortamını yaşıyorlar şu anda, AK Partinin bu hizmetlerini küçümseyerek yanlış yapıyor bizim arkadaşlar". İnanın HDP tabanının en azından yarısının kişisel düşüncesi bu…

Sivil hükümeti kandıranlar sadece Gülenister olmadı, HDP PKK çizgisi de bu nankörlük sofrasında yerini aldı. Tekneyi terkeden, neye hizmet ettiklerini kendilerinin de bilmediği bazı Liberalleri saymıyorum bile. Şunu net olarak söyleyebilirim ki Kemalistlere bile dostluk eli uzatıldı. Fakat onlar hep elinin tersiyle bunu itip alışageldikleri darbelerin özleminde oldular.

Toplumun farklı kesimleriyle iletişimde olmak, ülkenin sorunlarının çözümünde birbirine benzemez gruplarla işbirliği yapmak suç olarak kabul edilemez. En azından Avrupa standartlarında bu böyledir. Yok, yıllarca Gülenistlerle işbirliği yaptınız! yok PKK ile, sosyalistlerle, liberallere işbirliği yaptınız! söylemlerinin en ucuz demokrasilerde bile yeri yok.

Bu birlikteliğe neden ihanet ettiklerinin sebeplerini ararsak daha yararlı bir iş yapmış oluruz.

Kürt devleti kurulsa kıyamet kopmaz

Meşhur fıkradır; idam sehbasındaki Türk'e ve Kürd'e son istekleri sorulmuş Kürd "son isteğim anamı görmek" demiş. Türk'ün ise son isteği "Kürt anasını görmesin" şeklinde olmuş. Suriye konusunda olup bitene bakıyorum da bütün dünya "Kürt anasını görmesin"de karar kılmış.

Türkiye'nin oligarşik sınıfı nerdeyse yüzyıldır bütün politikalarını Kürt düşmanlığı üzerine kurmuş bulunmakta.

Kürdün dilini yasakla, kimliğini yok say, toprağından ayır, coğrafyasına yabancılaştır…

Bu oligarşik yapı için anlaşılabilir bir durum, çünkü bunlar Sabetayister ve son kertede Siyonistlerin çıkarları onlar için daha önemli.

Fakat 14 sene önce bir halk devrimi oldu ve Ak Parti hükümeti kuruldu. Bu bugüne kadar sürdürülen Siyonist politikaların artık sürdürülemeyeceğinin habercisi de oldu. İlk olarak deklare edilen şey "Türkiye, Türk devleti olması yayında aynı zamanda bir Kürt devletidir" oldu. Sivil devletin en üstünden belirtilen şey; "Kürtler kurucu unsurdur."

Elbette Kürt-Türk ittifakına Gladyo'nun verdiği cevap sert oldu. Faşistlerin Gezi ayaklanması, Gülenist savcıların 17 aralık hukuk darbe girişimi, 15 Temmuz askeri darbe girişimi ve intihar bombalamaları…

Suriye'de korkunç bir insanlık dramı yaşanıyor. Gladyo'nun desteklediği diktatör Bashar al-Assad koltuğu terketmemek için halkını katletmeyi sürdürüyor. Assad'ın bir geleceği yok. Suriye ya federatif yapıya dönüşüp tüm kesimlerin temsil edilebildiği bir ülke olacak yada bölünecek. Her halükarda ortaya çıkacak olan bir Kürdistan var. Fedarasyon yada bağımsız ülke Kurdistan'dan birini seçmek durumundayız. "İsrail ve ABD bağımsız bir kukla Kürdistan istiyor" diyen yazar çizer, politikacı, subay takımı herzaman ki gibi bulanık suda balık avlama hevesinde.

İlk olarak şunu söyliyeyim; ABD ve İsrail yok Gladyo var. Üst akıl yani.

Tarih bize şunu çok iyi öğretti ki Gladyo bir Kürt devleti istemiyor çünkü Kürtler'den nefret ediyorlar. Evet belki bir avuç kullanışlı aptal Kürt bulmuş olabilirler bugünlerde intihar bombacı yapmak için fakat Gladyo'nun Kürt denince aklına gelen Selahattin Demirtaş değil Selahaddin Eyyubi'dir. Gladyo'nun tercihi kukla Kürdistan değil kukla Türkiye'dir.

Bizden yıllarca İsrail ve ABD ile kanka olan Türkiye'yi unutmamızı mı istiyorsunuz? MİT müsteşarını bile Mossad'dan izin almadan atayamayan Türkiye'yi unutmamızı mı istiyorsunuz?

Türkiye'nin güneyinde, bugün adına Suriye denilen topraklarda bir Kürdistan kurulmalı. Bu, Türkiye'nin, Türk ve Kürt halkının çıkarlarına uygun. Kurulacak Kürdistan'ın yüzü Türkiye'ye dönük olacaktır. Bunu Irak Kürdistanında gördük.

Türkiye'de ki devlet aklı "Kürtler bizin neyimiz olur?" sorucuna acilen cevap bulmak zorunda. Suriye'de kurulacak Türkmen devletine her türlü desteği vermeye hazır olan Türkiye, kurulacak olan Kürdistan'a "hayır" diyorsa eğer, ne tarih biliyor ne coğrafya biliyor ne de devlet kavramını biliyor demektir.

Söylenmese eksik kalırdı

"Ji kesên riya xwe nizanin re, rêber pirin."

"Yolunu bilmeyene yol gösteren çok olur."

-Kürt Atasözü-