Hürmüz pürmüzü

İsrail, dünyayı ateşe atıyor.

Kan ve gözyaşından beslenen, öldürmeyi, ötekileştirmeyi din kabul etmiş vahşi bir toplulukla karşı karşıyayız.

Akıl ve vicdan algı operasyonlarıyla uyuşturuluyor.

Katliamları daha büyük katliamlarla örtmeye, unutturmaya çalışıyor, çağdaş Firavunlar…

Binlerce masuma mezar olan ve yerle bir edilen Gazze, artık gündemin çok gerilerinde…

Hürmüz’le krizi daha da derinleştirerek uluslararasılaştırdılar.

Adı da “Özgürleştirme Operasyonu”…

Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya “düzen verme” diyorlar.

İsrail, uluslararası sularda korsanlık yapıyor, Gazze’ye giden Sumud Filosu’nu rehin alıyor, başta BM olmak üzere kurumlar sesini çıkaramıyor.

Uluslararası Adalet Divanı’nda soykırım yapmaktan mahkum edilmiş İsrail, dünyaya ferman okutuyor.

Onun Uluslararası Ceza Mahkemesince yakalama kararı verilmiş Başbakan unvanlı katili, kırmızı halılar döşenerek karşılanıyor, “Muasır Medeniyet’in parlamentolarında dakikalarca ayakta avuçlar patlarcasına ayakta alkışlanıyor.

ABD, İsrail’in müstemlekesi, vekil gücüdür.

AB’nin ödü patlıyor.

AB, Katliama silahlarıyla ortak oluyor.

Körfez ülkeleri İsrail’in karargahı…

Özelikle BAE, tetikçilik yapıyor. Sudan’da, Somali’de İsrail’in kiralık katili…

Türkiye’de de malum Siyokemalist yapı, terörün kökünün kazınmasından rahatsız, rüşvet ve yolsuzluk dayanışmasıyla gözü dönmüş vaziyette…

Mesela;

Her fırsatta milletin seçtiklerine idam sehpalarını gösteren, milletin inançlarına, farklılıklarına değerlerine savaş açanların İsrail’den farkı nedir?

İsrail’in Filistinlilere karşı aldığı idam kararlarıyla İstiklal Mahkemelerinin aldığı idam kararlarının usulü arasında ne fark var?

“Önce asalım, sonra yargılayalım.”

Ya da

Yassıada Mahkemesinin (Yüksek Adalet Divanı) “Sizi buraya tıkan güç böyle istiyor.”diyerek verdiği karar, İsrail’in yasasından daha mı hukuki?

*

76 yıl önce…

14 Mayıs 1950…

Türkiye, tek parti sultasından kurtuldu. Ancak bu 10 yıl sürdü.

27 Mayıs 1960’ta darbeyle “İsrail’in çocukları” idareye el koydu.

TBMM’yi, siyasi partileri, dernekleri kapattı.

Başbakan, ve bakanları asarak katlettiler. Bu katliamı da Anayasa ve Hürriyet Bayramı adıyla resmi daireler, okullar tatil edilerek “Millî Bayram” olarak 17 yıl boyunca kutladılar.

Yasaklarla terörün taban bulmasını sağladılar. Ülkenin yıllarını heba ettiler.

28 Şubatçı generalini İsrail’in “dünya lideri” seçmesi iş birliğinin açık bir delilidir.

*

Muasır medeniyetin üstüne çıkılacak çıkılmasına da muasır medeniyet üstten bir atılabilse…

Çorba içerken üstümüze döktüğümüz görülmesin diye kameraları kapattık.” diyenler ülkeyi yönetmeye talipler. Daha çorba bile içmekten acizken.

Döke saça rüşvet, hırsızlık…

*

Mezeci “mübarekler”, zinacı “hacılar” aynı melanetin halkaları değil mi?

Hamas’a terörist diyenlerin mezeci mübarekleri…

Sığınmacılara bir lokma ekmeği, bir yudum suyu çok gören zinacı müptezelin amigoluğunu yapan “mübarekler” kimin adına aynı masada, sofradalar?

“Gazze’de İsrailli çocuklar öldürüldü.” diyenler, neyin delillerini perdeliyorlar?

Ağzında yala yuva yapanlar bakılırsa,

Filistin halkı da bu cinayetleri viskilerini yudumlayarak seyir teraslarından izlemişler. ABD ve Avrupa Filistin’e bedavadan savaş uçakları, bombalar vererek katliama destek olmuşlar…

**

Gazze’yi “özgürleştirdileri” gibi dünyayı özgürleştiriyorlar.

Dünyanın ekonomik düzeni bozuluyor. Ülkeler hızla yüksek enflasyon cenderesine sürükleniyor.

Hürmüz, dünyayı yakacak pürmüz…

İsrail, bu savaşın yıllarca sürmesi için elinden geleni arkasına koymayacaktır.

Kaos, onun dinidir.

“Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul;

Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.”