Daha evvel bu sütundan, önemine binaen farklı formlarda defaten ifade ettik:
İslam tarihinin en karanlık günü; hangi kapalı kapılar ardında, hangi karanlık odaklarla yapılan kirli pazarlıklar sonucu alınan kararla ilga edildiği hala meçhul olan 3 Mart 1924'te İslam Hilafeti'nin ilga edildiği gündür. Biz, o kara günde ittihadımızı ve ümmet olma şuurunu resmen ve fiilen yitirdik. O gün koptu asırlardır çektiğimiz tespihimizin imamesi, o gün imamsız/öndersiz ve hatta tabiri caizse yetim kaldık.
Asırlardır bu durumun gerçekleşmesi için gayret eden ve bekleyen akbaba sürüleri bir bir saldırdılar İslam yurtlarına. Önce Filistin işgali, ardından Keşmir ve Doğu Türkistan istilası. Farklı odak ve milletlerdenmiş gibi görünse de, aslında tüm bu işgal, istila ve katliamlar tek bir merkezden düğmeye basılarak gerçekleşti. Önceleri yüzyıllarca İngiliz sömürgeciliği ile iş gören dünya siyonizmi, 2. Dünya Harbiyle birlikte adeta at değiştirerek ABD'yi istimal etmeye başladı, emperyalist plan ve uygulamalarında.
İmamesi kopan/koparılan tespihin taneleri nasıl dağılırsa öyle atomize oldu İslam toplumları ve coğrafyaları. Artık başımız daraldığında gideceğimiz, sorunlarımızın çözümü için istişare edeceğimiz, işinden çıkılamaz durumlarda yardımını talep edebileceğimiz bir merci, bir merkez yok! Başı kesik tavuklar gibi dolaşıyoruz ırkçı emperyalistlerin bizim için açıkhava hapishanesine dönüştürdükleri yeryüzünde. Hani çok büyük bir badireye düştüğümüzde arayabileceğimiz biri olur ya, artık bizim arayıp yardımını isteyebileceğimiz bir telefon numaramız yok ajandamızda. Çocuklar, okulda büyük sınıflardan birisi kendilerini sıkıştırdığında abisine şikayet eder ya; bize musallat olanları şikayet edip, bizi dayaktan kurtaracak bir abimiz de yok artık.
Irkçı emperyalistler, böl, parçala, yönet ve nihayet yok et planlarından hareketle; lidersiz, istikametsiz, mefkuresiz; birlik ve beraberlikten uzak Müslüman toplumları ve devletleri farklı sebeplerle birbirlerine düşürdüler. Bu tefrika ve fitne için en kullanışlı yol olarak 3. İslam Halifesi Hz. Osman Efendimiz (ra) dönemine kadar uzanan bir tartışma ve çatışmanın ürünü olan Sünni-Şii başlığını öne sürmekten de asla çekinmediler. Bugün Yemen'de, Irak'ta, Suriye'de, Lübnan'da, Bahreyn ve yer yer Pakistan ve Türkiye'de olan budur. Emperyalistlerin dini, imanı paradır. İlahları dünya menfaatidir. Yemen'e düzenlenen "Kararlılık Fırtınası" operasyonunun arka planında Müslümanı Müslümana kırtdırtmak ve buradan da kendi süfli çıkarlarını garanti altına alma düşüncesi yatmaktadır. Zira Yemen'in kontrolünde olan Bab'ül Mendeb yani "Hüzün Kapısı" Boğazı, denizlerden taşınan dünya petrolünün % 8'inin geçtiği stratejik ve hayati, hatta ölümcül bir öneme sahip bir yer.
Suudi Arabistan'ın 150 bin asker ve 100 uçakla, ve diğer 10 devletin iştirak ettiği operasyonun kazananı asla Müslümanlar olmayacak. Siyonistler, tek sent harcamadan, tek kurşun atmadan, tek bir damla kan akıtmadan yine Müslümanları birbirlerine katlettirip ardından menfaatlerini temin edip bölgeden ayrılacaklar. Suudi Arabistan, Filistinimizi, ilk kıblemiz Mescid- Aksa'mızı işgal altında tutan p/İsrail semalarında kaç uçak uçurabildi? Elbette: HİÇ. Bu sorunun cevabı kadar değeri vardı bu devletlerin benim nazarımda.
Yemen'de büyük dedelerinden biri şehid olan bir Müslüman Türk olarak ne kadar da bizarım.Allah sonumuzu hayr eylesin. Hüzün Kapısı boğazını garantiye almak için Müslümanlar, Kafirlerin desteği ile Kararlılık Fırtınası operasyonları yaparak Yemen'de Müslüman katlediyorlar. Öte yandan da, İslam Dünyası'nda tefrikanın başı İran Şii Cumhuriyeti yangına benzin dökercesine 5 Arap ülkesinde fitne çıkarıp destekliyor. Bu nasıl bir İslam kardeşliği. Hüzün Kapısı'nda bir ümmet ağlıyor...
İKİ DOĞU ve İKİ BATI'NIN RABBİNE EMANET OLUNUZ...