Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam ferman etmiş: "Fesad-ı ümmetim zamanında kim benim sünnetime temessük etse, yüz şehidin ecrini, sevabını kazanabilir." İşte böyle manevi bir kazanç kapısından, bid'ad numarası ile Müslümanlar'ı mahrum bırakmak istiyorlar…
Bizim bakışımız iğne deliği, Fahri Kainat Efendimiz ( sav)'in bakışı ise alemleri ve bütün manaları içine alacak bir bakış... Öteler gösterilmiş, manalar gösterilmiş, ezel ve ebet gösterilmiş… Böyle bir muhteşem ruh sahibinin bakışıyla Kur'an'a bakılmaz ise, iğne deliğinden Kur'an'a bakmak gibi olur… Kendi kusurlu bakışıyla Kur'an bakanların bakışı ise imanda zafiyete sebep olur… En sağlam bilgi ilk ağız ve ilk bakıştadır; Hz. Peygamber (sav) kainatın gerçeklerini beşer olarak gören ilk bakış Kur'an'nın hakikatlerini haykıran ilk dil.
Günahlar ile şuuru katarakt olmuş, gözü ve duyguları günahlar ile lekenmiş kişiler, insanı selamet ve huzura kavuşturacak olan Sünnet-i Seniyyeye ittibaın gereğini göremezler… İlahi emirlerin vücut bulmuş şekli olan Peygamber uygulamasını kabul etmemek, mesuliyetten yırtmak içindir, bir nevi inkarın değişik bir sürümüdür. Bu gizli inkar ve gerçek kul olmak işine gelmeyen tipler vara - yoğa bid'at demişlerdir…
Karanlıktan ve şeytandan beslenen felsefeciler konuşmuş… Bozuk ağızlı Darvin konuşmuş, komünizmin kurucularından Karl Marx ve Friedrich Engels gibi insanlar konuşmuş… Bu konuşanlar, fikirleri ile insanlığı ubudiyet dairesinden, şeytani daireye alıp, Allah'tan uzaklaştırmış, iki hayatlarını da perişan etmişlerdir… Kısaca dalalet vadilerinin düşünce eşkıyaları, şuurları talan edercesine konuşmuşlar, onları dinleyenler ise hiç itiraz etmemişler; bizim bildiğimiz bize yeter dememişler… Bizler de koca koca kitaplar, okullar bitirdik, ne gerek var bu adamların fikirlerine demeden, canla başla zehirleyen fikirlere sarılmışlar… Sadede Efendimizin sünnetinden ve konuşmasından rahatsız olmuşlar…
Bozuk fikir, bozuk ağızlar ile konuşanlara itiraz etmeden dinleyenler, Peygamber (asv)'in konuşmasından sünnetinden ve muhteşem içtihadından çok ama çok rahatsız olmaya devam etmekteler… "Kur'an'da bu yok, şu yok" diyerek ifrit oldukları Peygamber uygulamasına, kısaca orijinal kulluğa, direk bir şey diyemedikleri için; "Bu bid'attir, Kur'anda yeri yoktur" bahanelerine sarılıyorlar… Aslında Koskoca peygamber, kainatın göz bebeği olduğu halde, şükür ve kullukta emsalsiz ve zirvede olması, kendilerinde oluşan suçluluk duygusunu bastırmak içindir… Bütün numaralar, inkarlar bu yüzdendir! Ayrıca sünnete dil uzatmalarının altında kıskançlıkta var… Ümmi bir insandan, kainatı ve öteleri içine alan İlah'i bir ilmin ortaya çıkması diplomalı ama arızalı hocaları kıskançlığa itmiştir. Hadisi – sünneti yok sayıp, kendi fikirlerinin el üstünde tutulması düşüncesi her geçen gün daha saldırgan hale getirecek…
Akılları ve kalpleri aydınlatan Peygamber dilinden-sünnetten rahatsız olanlar, kaportasız motor savunanlardır… Onlar ehli imana çirkin dillerinden zehir akıtmaya devam edecekler… Bizim değil başkalarına oğul olmuş olanlar, geçmişten günümüze bozulmadan gelen hakikatleri özellikle İran ve fikri çirkin olanların hoşuna gidecek şekilde bozmaya çalışmak isteyecekler… Fakat İslam'ın gerçek oğulları, Kur'an ve sünnete uygun yaşayarak, kulluğun zirvelerine çıkmaya devam edecekler... Bu fırtınalı dönemde, yersiz bir şekilde birde İmam-Hatiplere dil uzatmak; "IŞİD'çi yetiştiriyor" diye iftira etmek, İslam'a oğul ve mensup olanların sorgulanmasına vesile olmuştur… Ahhh! Ne çirkinlikler yaşanıyor da "yahu böyle şey ne İslam da ne de insanlıkta yok" diye aynı azimle kanal kanal dolaşıp yıllarca mücadele vermemişler…