İHMAL ETMEYELİM

0

Yaşadığımız zamanların en klasik hastalıklarından birisi ihmaldir herhalde. Bir gün içerisinde o kadar çok şeyi ihmal ediyoruz ki; gün bitip de arkamıza baktığımızda bütün günün "keşke"lerle dolu olduğuna şahit oluyoruz. Keşke demek bir yenilginin itirafından başka bir şey değil ne yazık ki.

Bir gün yirmi dört saat ama öyle bir hovarda iştihayla harcıyoruz ki bu saatleri sonunda bize kalan bütün ihmaller yılların birikimi olarak karşımıza çıkıyor. İhmale gelmeyecek vakitler yaşıyoruz. Ömür geçiyor ve ne yazık ki son pişmanlıklarımızla başbaşa kaldığımızda her şey için çok geç oluyor.

Ömür dediğimiz şu engebeli çizgide dostlukları ihmal etmesek, büyük zorluklarla kurduğumuz, besleyip büyüttüğümüz dostluklarımıza sımsıkı sarılsak. Dost demek, bir yüreğin çalkalanması ve sevgi ile coşması demektir. Şu yaşadığımız hayatta kaç tane dostumuz oluyor ki. Bütün anlamlarını yüklediğimizde dost diyeceğimiz kişilerinin sayısının iki elin parmakları sayısına bile ulaşamadığına şahit olacağız. Bir selam, bir hoş sohbet, eski günleri yad etmek, tebessüm dolu muhabbetler yaşadığımız bir çok sıkıntının kısa süreliğine de olsa uçup gitmesine sebep olacaktır.

Şöyle bir bakıyorum da ömrü hayatımda dost diyebileceğim kişilerin sayısı tek haneli sayılarda dolaşıp duruyor. Dost edinmek zordur ve ince işçilik gerektirir. Bu işçilik, yürek işçiliğidir. Önce kalbimizde yer edinebilecek dost diyebileceğimiz kişi. Kayıtsız şartsız bir teslimiyet olacak karşılıklı. Ucuz bahanelerin arkasına gizlenerek geçiştirme ayak oyunlarına tevessül etmeyecek dost diyeceğimiz kişi. "Hadi" dendiğinde aynı anda ayağa kalkabilecek, "nereye" diye sorma ihtiyacını bile hissetmeyecek bir birliktelikten bahsediyorum. Tabii ki iki taraf için de aynı kıstas gerekli. Ben böyle saydıkça zihnimden geçen film şeridinde tek tek sahneler silinmeye başlıyor. Dost hanemin sayısı da azalıyor.

Kalp ki incinmeye en müsait organımız. Kalbin kırığı öyle kolay kolay tamir edilmiyor. "Kırık değil o çıkıktır, kırık olsa duramazsın." gibi yeni çağ kelime oyunlarına kurban edilmeyecek kadar hassas bir şey kalp kırığı. Dostluk denen uzun yolculukta çok fazla kırık varsa hemen bu birlikteliğin adını değiştirmek gerek. Arkadaş diyelim mesele ama dostluk değildir o.

"Dost dost diye nicesine sarıldım / Benim sadık yarim kara topraktır" diyen Veysel'in sitemine kulak vermekte fayda var. Geriye bir avuç toprağa sarılmamak için dostluğumuzu sağlam bir zemine oturtmak gerek. Pamuk ipliğine bağlı hiçbir ilişki uzun ömürlü olamaz.

İş, güç, yoğunluklar, koşuşturmalar zaten hayatın bir parçası. Bunlar her zaman olacak. Olmaması mümkün değil. Fakat bir dost selamının ertlenmesi, geçiştirilmesi telafisi mümkün olmayan ayrılıklara sebep olabiliyor çoğu zaman.

Hayatımızda yer eden kişiler de ihmale gelmez. Bize yol, yordam öğreten, hayata attığımız ilk adımlarda yanımızda olan, sesimiz, soluğumuz olan kişiler de hayatımızın en nadide bir yapı taşı olarak bir yerlerde selamımızı bekleyebilir.

İlk kez bir topluluk karşısında şiir okuduğumda ilkokul üçüncü sınıftaydım. O günden sonra öğretmenim bana sürekli şiir okuttu, okuma parçalarının ilk okuyucusu bendim. Anneme ve anneanneme dönemin bütün romanlarını sesli olarak okuduğum için okumam da çok iyiydi. Okumam güzel olduğu için bana bir kitap hediye eden de ilkokul öğretmenimdi. Bu, benim aldığım ilk hediye kitaptı. Yıllar sonra hayatımda bu denli yer eden, beni kitaplara yaklaştıran öğretmenimi sosyal paylaşım sitesi sayesinde bulabildim. Çocuklar gibi de mutlu oldum. İlkokul öğretmenim Mefaret Şişman ile artık facebook arkadaşıyız. Artık yazdığım her satırı öğretmenim de görüyor ve bu benim için tarifi imkansız bir mutluluk. Bu sanal buluşmayı ilk fırsatta gerçeğe dönüştürüp öğretmenimin elini öpmeyi de ihmal etmeyeceğim. Gel de facebooku sevme şimdi.

Sevgiyi, saygıyı ihmal etmeyelim. Bunlar kolay elde edilmiyor. Hayatımızın nadide anlarını paylaştığımız dostlarımızı ihmal etmeyelim. Kalbimizi de ihmal etmeyelim. O iyi olursa, sağlıklı olursa her şey de zamanla düzelir, güzelleşir. Günübirlik yoğunluk teraneleri ile bir selamı esirgediğimiz kişileri bir zaman sonra çevremizde göremeyebiliriz. Her şey bekler ama büyütüp beslediğiniz sevgiler bir bakmışsınız kuş gibi uçup gitmiş. Sevgileriniz ve dostluklarınız baki olsun.