İki Kasım sabahı cap canlı bir haftaya merhaba dedik. Aslında sadece haftaya değil belki de önümüzdeki dört yılın miladına uyandık. Son beş aydır ruhumuza sinen karamsarlıktan, kulaklarımıza fısıldanan zırvalardan ve dilimizin ucundaki feryattan kurtulmuştuk sonunda. Hem de ne kurtuluş. Millet iradesinin seline kapılmıştı tüm filim fırıldak. Beklentilerimiz bir daha tazenmiş ti Pazar akşamının heyecanında. Yarınlara dair filizlenen umutlar yeşermişti bir, Kasım baharında. Milletin uhdesinde yazılıyordu tekrar şanlı tarih. Oyunbozanlığı bu sefer halk yapmıştı emperyalizme karşı.
Her vatandaşın farkında olsun/olmasın kazandığı bir iki Kasıma uyanmıştık Pazartesi sabahı. Emekçisinden memuruna, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızdan çiftçisine kadar her kesimin galibiyetiydi bu aslında. Demokrasinin, kardeşliğin ve vatanın bölünmez bütünlüğünün zaferini ilan etmişti millet 2023 yolunda. "Seni başkan yaptırmayacağız" diyenler, nefret dili kullananlar, kendi ülkesini Batıya şikayet edenler ve terörizm müstesna… Beraberinde; Suriye'de devletimizi köşeye sıkıştırmaya çalışanlar, Mescid-i Aksa'yı işgal edenler, İngilizlerin uşaklığını yapan bazı komşu devletler de kaybetmişti.
Bu seçimin sonuçlarını iyi okumalıydık. Ezici üstünlük sağlayan iktidarın omuzlarına çok büyük bir sorumluluk yüklemiştik oysa. Daha fazla demokrasi, daha fazla refah, daha fazla atılım ve daha fazla istikrar istiyordu halk. Terörle daha fazla mücadele, huzur, yeni anayasa ve bölgesinde etkin bir Türkiye çıkmıştı sandıklardan. Hangi düşüncede olursa olsun her kesime kapısı açık, sosyal olanakların daha çok hissedildiği, toplumsal taleplerin geri çevrilmediği ve haktan yana bir yönetim için tercihini yansıtmıştı vatandaşlar. Artık bıkmıştık yalancı bir takım medyadan, sıkılmıştık siyaset adına yapılan hakaretlerden, canımız yanmıştı terörist eylemlerinden ve midemiz bulanmıştı egemen dünyanın üzerimize oynadığı oyundan…
Muhalefet ise kendine çeki düzen vermesi gerektiğini anlamalıydı bu manevi millet tokatlıyla. Ülke menfaatlerini her şeyin üstünde tutması gerektiğinin idrakine varmalıydı. İdeolojiler ile bir yere varılamayacağını ve yapması gereken muhalefetin olması gereken çizgide seyretmesinin dersini vermişti seçmen. Belli bölgelerden ve yapılardan ziyade, tüm Türkiye'ye dönük samimi ve yapıcı çalışmalar yürütmeliydi muhalefet partileri. Ancak bu sayede millet nezdinde kaybettiği prestijini tekrar kazanabilirdi.
Bugün siyesi mücadeleden öte vatan millet mevzusuna dönüşen mevzu, bizlere de bir silkinme vesilesiydi. Ötekileştirmeyi, kavimciliği, çıkarcılığı, vefasızlığı ve aşağılamayı elimizin tersiyle iterek birbirimize saygı duymayı, konuşmayı, sevmeyi ve hazmetmeyi öğrenmeye mecburduk. Birliğimize kast edenlerin aramıza ektiği fitne tohumunu ancak bu sayede kurutabilirdik. İnancımız gereği yediden yetmişe işimizi en iyi şekilde yerine getirmek ve aramızda selamı yaymanın sembolik manasını yaşatmak, bütünlüğümüzün kalitesini arttıracak yegane unsurlardı.
Gelinen noktada toplum olarak Hz. Mevlna'nın (ra.) dediği gibi "Dünle beraber gitti cancağazım ne varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım" düsturuyla hareket etmek elzem olmuştur önümüzdeki dönem. Bırakalım artık kıskançlıkları, çekişmeleri ve birilerinin borazanlığını yapmayı. Tüm mazlumların kalan son umudu ülkemize sahip çıkalım fert fert. Gelip geçici kazanımlara tamah ederek hem dünyamızı hem de ahiretimizi mahvetmeyelim. Unutmayalım ki başka bir hayat ve başka bir Türkiye yoktur/olmayacaktır.
Bunca şeye rağmen yine de bildiğimizi okur ve bu tarihi dersi fırsata çeviremezsek inanın kaybeden yine bizler olacağız. Kaldı ki... bu kervan yürüyecektir.
Vesselam…