İnsan ve Kötülük Üzerine Düşünceler

Saygıdeğer okurlarım, bugünkü satırlarımda kötülüğün anlamı ve kaynağı üzerine bazı değerlendirmelerde bulunacağım.; İnsan bazen kötülüğü hep kendi dışında arar; çevresindeki kötü insanlardan, kötü olaylardan ve yapılan haksızlıklardan şikâyet eder. Oysa asıl sormamız gereken soru şudur: Biz kendi kendimize kötülük ediyor muyuz?

Üstelik insanın kendine yaptığı kötülüğü bir başkası kolay kolay yapamaz.

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var: Bizim hayatta başımıza gelen olumsuzluklar başka bir şey, kendi kendimize seçimlerimizle verdiğimiz zarar ise başka bir şeydir. Bireyselciliğin ve menfaatin ön plana çıktığı günümüzde, insanlara güvendiğimizde incinebilir, hayal kırıklığına uğrayabiliriz. Ancak bu durum, insanın çevresine güven duymadan, sürekli tetikte ve huzursuz bir ruh haliyle yaşaması anlamına gelir ki, bu da kendine yaptığı en büyük kötülüktür. Çünkü insan sosyal bir varlıktır. Hayatın olağan akışı içinde kırılabiliriz; fakat hayat inişli ve çıkışlı bir süreçtir. Asıl mesele, yaşanan kırılmaları bizi zayıflatan değil, köklerimizi daha da sağlamlaştıran bir deneyime dönüştürerek daha güçlü bir şekilde hayatımıza devam edebilmektir.

Bilinen bir hakikat var: Kötülük insanlık tarihi kadar eskidir. Fakat bilinçli ve planlı bir kötülük görece nadirdir. İnsan çoğu zaman kendi doğrularına inanarak hareket eder, olayları kendi penceresinden anlamlandırır. Ne var ki en derin darbeler çoğu zaman dışarıdan değil, insanın kendi seçimlerinden gelir.

Bugünün gençlerine baktığımızda; kendilerine yaptıkları en büyük kötülük zamanı boşa harcamaktır. Günü sadece eğlence, haz ve hız ile geçirmek; sorumlulukları ötelemek, disiplinli çalışmaktan kaçmak, gelecekte daha zor bir hayatın temelini atar. Oysa bugün biraz sıkılmak, emek vermek, çaba göstermek ve kendini geliştirmek; yarın daha güçlü ve daha iyi bir yaşamın kapısını aralayacaktır.

Yetişkinlerde de durum çok farklı değildir. Bugün evlerde saatlerce sanal ekran başında zamanı heba ederek, gerçek hayattan uzaklaşmak, ailesine ve çocuklarına yeterince zaman ayırmamak; hayatı sadece ben ve haz merkezli, amaçsız hedefsiz yaşayarak ömrünü tüketmek, insanın kendine yaptığı en büyük kötülüklerden biridir.

Bir diğer önemli konu da insanın arkadaş çevresidir. Hayatımız da yer alan eş dost ve arkadaşlarımız bizim düşünce ufkumuzu, dilimizi, hayata bakışımızı ve yaşam kalitemizi belirler. Seçtiğimiz arkadaşlarımız bizi aşağı çeken değil, yukarı taşıyan insanlardan oluşmalıdır. Aksi durumda biz kendi hayat kalitemizi kendi elimizle aşağı düşürmüş oluruz.

İnsanın kendine yaptığı bir başka kötülük ise, düşüncelerimizle kendimize yaptığımız kötülüklerin kaynağı olabilir. Gerçekle bağdaşmayan beklentiler, sürekli bir başkası ile kıyaslama, geçmişe karşı duyulan aşırı özlem, kendini gereğinden fazla abartma gibi durumlar insanı gereksiz bir yükün altına sokar; en küçük sorunu bile büyütür, huzurunu kaçırır ve yaşadığı hayattan tat almasını engeller, bu ise insanı mutsuzluğa sürükler. Özellikle “Dünya bana iyi bir hayat borçlu” düşüncesi gerçekçi değildir. Dünyada herkesin sevgiye, başarıya, refaha ihtiyacı vardır; fakat bunları hak etmek için insanın bir çaba göstermesi gerekir. Emek olmadan beklenti içinde olmak hayal kırıklığını artırır.

Hayatta kusursuzluk yoktur. Hayat dört dörtlük olacak ideal bir eş, ideal bir iş, ideal bir hayat yoktur. Yani her şey yolunda gidecek diye bir şey yoktur, her şeyin mutlaka bir pürüzü vardır. Yunus Emre’nin dediği gibi, “Ayıpsız dost arayan dostsuz kalır.” Hayatı olduğu gibi kabul etmek zorundayız Gücümüzün yettiği yerde sorumluluk almalı, yetmediği yerde ise kabullenmeyi bilmeliyiz.

Hayat akan bir nehir gibidir. İçinde sevinçler de vardır, hüzünlerde; kazançlar da vardır, kayıplar da. “İyiler hep bana gelsin, kötüler benden uzak dursun” deme şansımız yoktur. Hepsi birlikte bu hayatın içinde akar ve yol alır.

Sözün özü, insana en büyük kötülük, yaptığı seçimlerinden gelir. Zamanı doğru kullanmak, sorumluluk almak, hayalci değil gerçekçi beklentiler geliştirmek ve hayatın kusurlu doğasını kabul etmek, insanın kendine yapabileceği en büyük iyiliktir.