İnsanın Öz Manzarası\u2026

0

Ne olmuş bu insanlara, neden bu kadar kabından fırlayıverirken dağıldı ki insanlık. İnsan, kaderindeki bilinmezliğe neden zorla kusuyor ki. Oysaki 'bilinen' o kadar aşikarken. Her şeyi usulca yaşasa, sabretse beyhude taşkınlığa, insan kendi kendine veba, kendine salgın, masumiyetlerde bile kabahatler bulabilen…

Yıldırımlar göğüs kafesini parçalasa, yüreğinde acının kubbesi dikilse, dünyanın bütün cehaleti yüzüne okunsa ya da en acısı, en acının acısı her ne ise, yaşasa onu insan ve ardından hafif bir meltem esse yüzüne, unutuverir bütün acıhaneyi-büsbütün acıyı, bir lahzada, ah insan, varlığın hikmetine yazık ediyorsun…

Söyle bakayım, de hele, kimmiş senin etrafını saran bu giz, nedir bizim görmediğimiz örste dövülen, adım adım gezinen ruhun, kendi kırsalında, kimdir de hele seni sana unutturan. Ruhunu yama rengiyle pörsüten, kimmiş de hele, jiletlediğin gönlüne yazık değil mi ey insan…

Evrende ilk çıldıran, insanmış, gönlü çölleşen bir tek insan ve beyni buzlaşarak donan, hayallerini taşlar üstüne yatırıp zımparalayan, ah insan acılar ülkesinin düş kırıklığındaki obje, gerçekler kırsalındaki tragedya, kül rüzgarlarında sevgi silkeleyen, boşluklarda simetrik davranan ve en uzaklar ta en uzakların yakınlığından bihaber olan, insan…

Anlamsız anlamsız tavırlar, hastalara durmadan cenaze namazı kılmak gibi, martıları bile kandırmaya yeltenen, bütün kibrine rağmen hala neden üşüdüğünü çözemeyen, insan hiç ömrü boyunca sevdasız olur mu, sevdaların şanına yakışmadan zaman tüketen, insan, insan…

Biz olayın çok ötesindeyiz azizim, biz evren sarmalında kendi kendine gücenen, ilk defa ayna görmüşçesine insan insana yaban yaban yabancı, insan santim santim taşlaşan, bundan böyle bu yara kabuk bağlamaz, bundan gayrı çiftleşemez canlar üresin diye yaldızlı umutlar…

İnsan… Ey kusur, ey noksan, ey zaaflar ülkesindeki mutlak platonik, ey müjdelerde bile paranoyaklık sendromuna kapılan… İnsan… Gerçek bir düşsün… Karın içindeki kırgınlık… Ömür dışında kalan… Günahla hıncahınç üst üste… Ve yan yana her zaman gurbetle… İnsan eceline kavuşan tecelli…

İnsan… Oysaki bir başına aşk… Bir başına yaşam mucizesi… Her sarsıntıya ve her yağışa rağmen kendinden türeyen bir gökkuşağı… İnsan o aziz hatıra…